Suriye, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ülke topraklarına 'yasadışı giriş' yaparak işgal altındaki Hermon Dağı bölgesini ziyaret etmesini sert bir dille kınadı. Şam yönetimi, söz konusu ziyareti uluslararası hukukun açık bir ihlali ve Suriye'nin egemenliğine yönelik 'bariz bir saldırı' olarak değerlendirdi. Suriye Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in bu adımının bölgesel gerilimi tırmandırdığı ve uluslararası toplumun derhal harekete geçmesi gerektiği vurgulandı.
Gelişmenin Arka Planı
Netanyahu'nun Hermon Dağı ziyareti, İsrail'in 1967 Altı Gün Savaşı'ndan bu yana işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri'nin kuzey kesiminde yer alan stratejik bir bölgede gerçekleşti. Hermon Dağı, Suriye, Lübnan ve İsrail sınırlarının kesiştiği noktada bulunuyor ve bölgesel istihbarat ile askeri açıdan kritik bir öneme sahip. İsrail, 1981 yılında Golan Tepeleri'ni tek taraflı olarak ilhak ettiğini ilan etmiş, ancak bu karar Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 497 sayılı kararıyla geçersiz sayılmıştı. Uluslararası hukuk, Golan Tepeleri'ni Suriye toprağı olarak tanımaya devam ediyor.
Suriye Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, Netanyahu'nun ziyaretinin 'işgalci bir gücün uluslararası hukuku hiçe sayan provokasyonu' olduğu belirtildi. Şam, İsrail'in bu tür eylemlerinin bölgede barış ve istikrar çabalarını baltaladığını, aynı zamanda Suriye'nin toprak bütünlüğüne yönelik bir tehdit oluşturduğunu ifade etti. Açıklamada ayrıca, İsrail'in işgal politikalarının Arap dünyası ve uluslararası toplum tarafından tanınmadığı hatırlatıldı.
İsrail tarafından yapılan resmi bir açıklama henüz gelmedi. Ancak İsrail basınında yer alan haberlere göre, Netanyahu'nun ziyareti sırasında bölgedeki İsrail askeri birliklerini denetlediği ve güvenlik durumuna ilişkin brifing aldığı iddia edildi. Netanyahu'nun bu tür ziyaretleri, genellikle İsrail'in egemenlik iddialarını pekiştirme ve askeri varlığını gösterme amacı taşıyor. Ancak bu adım, Suriye ve bölgedeki diğer aktörler tarafından provokasyon olarak algılanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hermon Dağı ve Golan Tepeleri, sadece Suriye-İsrail arasında değil, aynı zamanda Lübnan ve İran gibi bölgesel güçler arasında da hassas bir denge unsuru. İsrail'in bu bölgedeki askeri varlığı, Lübnan Hizbullahı ile yaşanan gerilimlerde de sık sık gündeme geliyor. Son yıllarda İsrail, Suriye iç savaşını fırsat bilerek Golan Tepeleri'nde yerleşim yerlerini genişletti ve bölgede demografik yapıyı değiştirmeye yönelik adımlar attı. Bu politikalar, Suriye'nin yanı sıra uluslararası hukuk kuruluşları tarafından da eleştiriliyor.
ABD'nin 2019 yılında Golan Tepeleri'ndeki İsrail egemenliğini tanıması, bölgedeki dengeleri daha da karmaşık hale getirdi. Ancak Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği dahil olmak üzere birçok ülke, Golan'ın statüsünün değişmediğini ve İsrail'in işgalinin devam ettiğini savunuyor. Suriye'nin son kınaması, bu uluslararası hukuki çerçeveye dayanıyor ve İsrail'in eylemlerinin meşruiyetini sorguluyor.
Uzmanlar, Netanyahu'nun ziyaretinin iç politik motivasyonlardan kaynaklanabileceğini belirtiyor. İsrail'de artan siyasi baskılar ve koalisyon içi gerilimler, Netanyahu'yu dış politikada sert adımlar atmaya itebiliyor. Ayrıca İran'ın Suriye'deki varlığına karşı İsrail'in sürdürdüğü operasyonlar, Hermon Dağı'nın stratejik önemini artırıyor. Ancak bu tür provokatif adımlar, bölgesel bir tırmanmayı tetikleyebilir ve Suriye ile İsrail arasında doğrudan bir çatışma riskini artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini destekleyen bir dış politika izliyor. Golan Tepeleri'nin işgali konusunda Türkiye, uluslararası hukuka ve BM kararlarına atıfta bulunarak İsrail'in ilhak girişimlerini gayrimeşru sayıyor. Netanyahu'nun Hermon Dağı ziyareti, Türkiye'nin bölgede artan İsrail saldırganlığına yönelik endişelerini derinleştiriyor. Türkiye, Suriye'nin kuzeyinde yürüttüğü güvenlik operasyonları ve Astana süreci gibi diplomatik girişimlerle bölgesel istikrarı sağlamaya çalışırken, İsrail'in tek taraflı eylemleri bu çabaları zora sokabilir. Ayrıca, Türkiye-İsrail ilişkileri son yıllarda normalleşme sürecine girmiş olsa da, bu tür gerilimler ilişkileri yeniden gerginleştirebilir. Bölgesel güvenlik açısından, Hermon Dağı'ndaki hareketlilik Türkiye'nin sınır güvenliği ve enerji projeleri (örneğin Doğu Akdeniz gazı) üzerinde dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye'nin, Suriye'nin yanında durarak İsrail'e karşı ortak bir diplomatik cephe oluşturma çabası, bölgesel dengeleri etkileyebilir.