İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinde stratejik tepelerde kurduğu 'operasyonel kontrol', Hizbullah'ın hareket kabiliyetini kısıtlarken Lübnan için yeni bir güvenlik denklemi yaratıyor. Middle East Eye yazarı Ali al-Taher'in analizine göre, bu kontrol sadece askeri bir ilerleme değil, aynı zamanda İsrail'in uzun vadeli güvenlik doktrinini yansıtıyor. Peki, İsrail'in bu hamlesi Hizbullah'ı nasıl etkileyecek ve Lübnan'ın iç siyasetinde ne gibi sonuçlar doğuracak?
Operasyonel kontrol ne anlama geliyor?
İsrail'in 'operasyonel kontrol' ifadesi, belirli bir bölgede sürekli fiziki varlık yerine, istihbarat, gözetleme ve hava gücüyle baskı kurmayı içeriyor. Lübnan'ın güneyindeki stratejik tepeler, Hizbullah'ın İsrail'e yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları için kritik önem taşıyor. İsrail, bu tepeleri ele geçirerek Hizbullah'ın görüş ve ateş üstünlüğünü kırmayı hedefliyor. Al-Taher, bu kontrolün Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyindeki yerleşim yerlerine yönelik tehdidini azalttığını, ancak tamamen ortadan kaldırmadığını belirtiyor.
30 Eylül 2024'te başlayan kara operasyonu sonrası İsrail, Lübnan'ın güneyinde bir 'güvenlik kuşağı' oluşturdu. Ancak bu kuşak, 2000 yılında çekilen İsrail askerlerinin ardından ilk kez bu kadar derinlemesine bir müdahale anlamına geliyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, operasyonun amacını 'Hizbullah'ı İsrail sınırından uzaklaştırmak' olarak açıklamıştı. Al-Taher'e göre, operasyonel kontrol, İsrail'in ileride yapacağı operasyonlar için bir 'ileri karakol' işlevi görecek.
Hizbullah'ın stratejik açmazı
Hizbullah, İsrail'in bu hamlesine karşılık vermekte zorlanıyor. Örgütün lideri Hassan Nasrallah, Eylül 2024'te İsrail saldırısında öldürüldü. Yerine geçen Naim Qassem, örgütün toparlanma sürecinde. Al-Taher, Hizbullah'ın askeri kapasitesinin önemli ölçüde zayıfladığını, ancak hâlâ direniş gösterebilecek düzeyde olduğunu vurguluyor. İsrail'in operasyonel kontrolü, Hizbullah'ın İran'dan gelen silah sevkiyat yollarını da tehdit ediyor. Suriye üzerinden Lübnan'a ulaşan tedarik hattı, İsrail'in hava saldırılarıyla kesilmeye çalışılıyor.
Lübnan için bu durum, zaten kırılgan olan ekonomiyi daha da kötüleştiriyor. Ülke, 2019'dan bu yana derin bir ekonomik kriz içinde. İsrail saldırıları, altyapıyı tahrip etti ve yüz binlerce insanı yerinden etti. Lübnan hükümeti, İsrail'in operasyonel kontrolünü 'işgal' olarak nitelendiriyor ve uluslararası toplumdan destek bekliyor. Ancak ABD ve Avrupa ülkeleri, İsrail'in güvenlik kaygılarını anlayışla karşılıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'in Lübnan'daki operasyonel kontrolü, Orta Doğu'daki güç dengesini yeniden şekillendiriyor. İran, Hizbullah'ı destekleyerek İsrail'e karşı bir 'ileri savunma hattı' oluşturmuştu. Bu hattın zayıflaması, İran'ın bölgesel nüfuzunu azaltabilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İsrail'in Hizbullah'a karşı kazandığı her askeri başarıyı olumlu karşılıyor. Ancak bu durum, bölgede yeni bir mezhep çatışmasını da körükleyebilir.
ABD, İsrail'in operasyonlarına askeri destek verirken, diplomatik olarak ateşkes çağrısı yapıyor. Ancak İsrail, Hizbullah tamamen etkisiz hale gelene kadar operasyonları sürdüreceğini açıkladı. Rusya ise İsrail'in eylemlerini 'orantısız' olarak nitelendiriyor ve Suriye'deki varlığını koruyor. Çin, bölgede ekonomik çıkarlarını korumak için diplomatik dengeleri gözetiyor.
Al-Taher'e göre, İsrail'in operasyonel kontrolü kalıcı olmayabilir. Hizbullah, gerilla taktikleriyle İsrail güçlerini yıpratabilir. Ancak kısa vadede İsrail, kuzey sınırında göreli bir güvenlik sağlamış görünüyor. Lübnan ise egemenliğinin ihlali karşısında uluslararası hukuku devreye sokmaya çalışıyor. BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararı, Lübnan'ın güneyinde İsrail askerlerinin bulunmamasını öngörüyordu. İsrail, bu kararı ihlal etmekle suçlanıyor.
Sonuç olarak, İsrail'in operasyonel kontrolü, Hizbullah'ın askeri kapasitesini sınırlasa da, bölgede kalıcı bir barış getirmiyor. Lübnan'ın iç siyaseti, Hizbullah'ın silahsızlandırılması tartışmalarıyla çalkalanıyor. İsrail ise operasyonel kontrolünü genişletmeyi planlıyor. Bu durum, Orta Doğu'da yeni bir istikrarsızlık döneminin habercisi olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in Lübnan'daki operasyonel kontrolünü yakından izliyor. Ankara, İsrail'in bölgedeki askeri varlığını 'sınır ihlali' olarak görüyor ve Lübnan'ın egemenliğine vurgu yapıyor. Türkiye'nin Hizbullah ile doğrudan ilişkisi olmasa da, Lübnan'daki istikrarsızlık Türkiye'nin güvenliğini etkiliyor. Özellikle Suriye sınırındaki gelişmeler, Türkiye'nin PKK/PYD ile mücadelesini dolaylı olarak etkileyebilir. İsrail'in operasyonel kontrolü, İran'ın bölgedeki nüfuzunu zayıflatırsa, Türkiye için yeni fırsatlar ve riskler doğabilir. Ayrıca, Lübnan'daki kriz, Türkiye'ye yönelik mülteci akınını artırabilir. Türkiye, diplomatik kanalları kullanarak ateşkes ve istikrar çağrısı yapmayı sürdürüyor.