ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) lideri Mazlum Abdi, Salı günü yaptığı açıklamada, İslam Devleti (IŞİD) cihatçılarına karşı mücadelenin ön saflarında yer alan örgütün feshedildiğini duyurdu. Bu karar, Suriye'nin yeni yönetimiyle varılan bir anlaşmanın sonucu olarak, ülkenin kuzeydoğusundaki otoriteyi Şam'a devretme sürecinin parçası. Abdi, Suriye'de geçici devlet başkanı Ahmed el-Şaraa ile Şam'da yaptığı görüşmelerin ardından imzalanan anlaşmayı açıkladı. Anlaşma, SDG'nin kontrolündeki tüm sivil ve askeri kurumların Suriye devletine entegrasyonunu, sınır kapıları, havaalanı, petrol ve gaz sahalarının devlet yönetimine devrini öngörüyor.
Gelişmenin Arka Planı
Suriye Demokratik Güçleri, 2015 yılında ABD'nin desteğiyle, büyük ölçüde YPG'nin (Halk Savunma Birlikleri) liderliğinde kuruldu. Arap, Kürt, Süryani, Türkmen ve diğer topluluklardan savaşçıları bir araya getirerek, IŞİD'e karşı toprak kazanımları sağladı. Özellikle 2017'de Rakka'nın ve 2019'da Baghuz'un işgal edilmesi, örgütün cihatçılara karşı mücadeledeki kilit rolünü pekiştirdi. SDG, 2011'de başlayan iç savaşın ardından Suriye'nin kuzeydoğusunda özerk bir yönetim kurmuş, bu durum Türkiye ile ciddi gerilimlere yol açmıştı. Ankara, YPG'yi PKK'nın Suriye uzantısı olarak görüyor ve terör örgütü olarak kabul ediyor.
Geçtiğimiz haftalarda, Suriye'nin 61 yıllık Baas Partisi yönetiminin Aralık ayında devrilmesinin ardından, HTŞ öncülüğündeki yeni yönetim, ülke genelinde otoritesini tesis etmeye çalışıyor. Bu bağlamda, SDG ile yapılan anlaşma, Suriye'nin toprak bütünlüğü ve ulusal birliği açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. Abdi, anlaşmanın imzalanmasının ardından yaptığı yazılı açıklamada, "Bu anlaşma, Suriye'nin birliğini, bütünlüğünü ve egemenliğini koruma ve tüm vatandaşların haklarının güvence altına alınacağı bir aşamaya geçişi temsil ediyor" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşma, bölgedeki güç dengelerini etkileyecek önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor. ABD, SDG'yi IŞİD'le mücadelede en önemli ortak olarak desteklemiş, dolayısıyla bu kuvvetin Şam'a entegrasyonu, Washington'un da onayını almak zorunda. Ancak ABD yönetimi, anlaşmayı memnuniyetle karşıladı ve Suriye'deki siyasi geçiş sürecini desteklediklerini açıkladı. Öte yandan, Suriye'nin kuzeydoğusundaki petrol sahalarının Şam'ın kontrolüne geçmesi, bölgedeki ekonomik güç dengelerini değiştirebilir.
İsrail ve İran açısından bakıldığında, SDG'nin feshedilmesi ve Şam'ın kuzeydoğuda daha güçlü bir otorite kurması, Suriye'de İran'ın nüfuzunu artırabilir. Tahran yönetimi, Suriye hükümetiyle yakın ilişkileriyle biliniyor. Bu durum, İsrail'in Suriye'deki İran varlığına yönelik endişelerini artırabilir. Ayrıca, özellikle kamplarda tutulan binlerce IŞİD üyesi ve ailelerinin durumu, anlaşmanın uygulanması açısından kritik bir sınav niteliğinde. Çünkü bu kampların güvenliği ve kontrolü, uluslararası toplumun yakın takibinde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için sınır güvenliği ve PKK/YPG tehdidi açısından kritik bir dönüm noktası. Ankara, yıllardır YPG'yi PKK'nın Suriye kolu olarak görüp terör örgütü olarak değerlendiriyor ve bu yapının varlığını ulusal güvenliğine tehdit olarak addetmişti. SDG'nin feshedilmesi ve Şam'a entegrasyonu, Türkiye'nin uzun süredir dile getirdiği bu tehdidin kısmen ortadan kalkması anlamına gelebilir. Ancak, anlaşmanın nasıl uygulanacağı ve Şam'ın bölgede gerçek anlamda kontrol sağlayıp sağlayamayacağı belirsizliğini koruyor. Türkiye, bu süreci yakından izlemeli; özellikle PKK'nın Suriye'de yeniden örgütlenme ihtimaline karşı dikkatli olmalı. Ayrıca, anlaşmanın Suriye'nin toprak bütünlüğünü güçlendirmesi, Türkiye'nin sınır güvenliğine olumlu katkı yapabilir.