Suriye'deki geçiş dönemi adaleti çabaları, baskı dönemlerini bunları mümkün kılan daha geniş bağlamlardan izole etmemelidir. Uzmanlar, tarihsel komisyonların Suriye'de kalıcı barış ve hesap verebilirlik için hayati olduğunu vurguluyor. Bu yaklaşım, sadece bireysel suçluları değil, aynı zamanda sistematik insan hakları ihlallerine zemin hazırlayan yapısal faktörleri de ele almayı gerektiriyor.
Geçiş Dönemi Adaletinin Temel İlkeleri
Geçiş dönemi adaleti, bir toplumun kitlesel insan hakları ihlalleri ve çatışma dönemlerinden sonra adalet, barış ve uzlaşmayı tesis etmek için kullandığı mekanizmaları ifade eder. Suriye özelinde, bu sürecin başarılı olabilmesi için yalnızca Esad rejiminin değil, aynı zamanda isyancı gruplar ve uluslararası aktörlerin de eylemlerinin kapsamlı bir şekilde incelenmesi gerekiyor. Tarihsel komisyonlar, olayların siyasi, ekonomik ve sosyal arka planını ortaya çıkararak, gelecekte benzer vahşetlerin önlenmesine katkıda bulunabilir.
Suriye'de 2011'den bu yana süren iç savaşta yüz binlerce kişi hayatını kaybetti, milyonlarca kişi yerinden edildi. Kimyasal silah kullanımı, işkence, zorla kaybetmeler ve sivillere yönelik saldırılar gibi savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar belgelendi. Ancak bu suçların işlenmesine olanak tanıyan yapısal faktörler -otoriter yönetim, mezhepçi politikalar, ekonomik eşitsizlikler ve bölgesel müdahaleler- genellikle göz ardı ediliyor.
Tarihsel Komisyonların Rolü
Tarihsel komisyonlar, geçmişteki insan hakları ihlallerinin sistematik bir şekilde belgelenmesi, bunların kökenlerinin araştırılması ve toplumsal uzlaşma için öneriler geliştirilmesi görevini üstlenir. Güney Afrika'nın Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu, Şili'deki Ulusal Gerçek ve Uzlaşma Komisyonu gibi örnekler, bu mekanizmaların geçiş süreçlerindeki önemini göstermiştir. Suriye için de benzer bir komisyon, yalnızca doğrudan failleri değil, aynı zamanda rejimin güvenlik aygıtı, ekonomik çıkar ağları ve uluslararası destekçileri gibi yapısal unsurları da inceleyebilir.
Bu bağlamda, Suriye'deki geçiş dönemi adaletinin başarısı, büyük ölçüde tarihsel gerçekleri ortaya çıkaracak ve toplumun tüm kesimlerini kapsayacak bir komisyonun kurulmasına bağlı. BM bağımsız soruşturma komisyonları ve sivil toplum kuruluşları şimdiye kadar önemli belgeleme çalışmaları yaptı ancak bunların kapsamlı bir resmi ortaya koyacak şekilde birleştirilmesi gerekiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Suriye'deki geçiş dönemi adaleti, yalnızca ülke içi dinamiklerle sınırlı kalmamalıdır. Bölgesel aktörler -Türkiye, İran, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri ile küresel güçler -ABD, Rusya, Avrupa Birliği- çatışmanın farklı aşamalarında önemli roller oynadı. Tarihsel bir komisyon, bu dış müdahalelerin çatışmayı nasıl derinleştirdiğini ve insan hakları ihlallerine nasıl katkıda bulunduğunu da araştırabilir. Örneğin, bazı ülkelerin silah ve mali destek sağlaması, savaşın uzamasına ve sivillerin zarar görmesine yol açtı. Aynı şekilde, uluslararası toplumun Suriye'deki krize müdahale etmekteki başarısızlığı da hesap sorulması gereken bir konu.
BM Güvenlik Konseyi'nin Suriye konusundaki kilitlenmesi, cezasızlık kültürünü pekiştirdi. Rusya ve Çin'in vetoları, Suriye dosyasının Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne sevk edilmesini engelledi. Bu nedenle, tarihsel komisyonlar uluslararası mekanizmaların eksikliğini bir ölçüde telafi edebilir ve yerel düzeyde hakikat arayışını teşvik edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suriye'deki çatışmanın hem askeri hem de insani boyutlarından doğrudan etkilenen bir ülke. 3,6 milyondan fazla Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye, aynı zamanda PKK/YPG'nin Suriye'nin kuzeyinde oluşturduğu yapılanma ve terör tehdidiyle de mücadele ediyor. Suriye'de geçiş dönemi adaletinin sağlanması, Türkiye'nin güvenlik endişelerini azaltabilir ve mültecilerin gönüllü geri dönüşünü kolaylaştırabilir. Tarihsel komisyonlar, PKK/YPG'nin işlediği insan hakları ihlallerini de belgeleyerek Türkiye'nin meşru güvenlik endişelerine katkıda bulunabilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgede istikrar ve yeniden inşa çabalarına liderlik etmesi, geçiş dönemi adaleti sürecine entegre olduğu takdirde daha meşru ve etkili olabilir.