Suriye'de Beşşar Esed sonrası dönemde geçici hükümet yapılanması sürerken, yönetim Çarşamba günü geçici parlamento için atanan 70 üyenin listesini açıkladı. Ancak listede, ülkenin kuzeydoğusunda kontrolü elinde bulunduran Demokratik Suriye Güçleri'nin (SDF) ve Kürt unsurların temsilcilerine yer verilmemesi dikkat çekti. Geçici meclisin, Suriye'nin gelecekteki siyasi yapısını şekillendirecek temel kurumlardan biri olması beklenirken, atanan üyelerin çoğunlukla Şam merkezli yönetime yakın isimlerden oluşması, ülkede etnik ve siyasi dengeleri yeniden tartışmaya açtı.
Geçici meclisin yapısı ve atama süreci
Suriye'de geçiş döneminin en önemli adımlarından biri olan geçici parlamento atamaları, 8 Aralık 2024'te Esed rejiminin devrilmesinin ardından ilan edilmişti. Yeni yönetimin lideri Ahmed el-Şaraa'nın talebiyle oluşturulan meclis, yasama yetkisine sahip olacak. Açıklanan listede 70 üyenin tamamının ismi yer aldı. Listede, Şam yönetimine bağlı eski muhalif gruplar, sivil toplum temsilcileri ve bazı aşiret liderleri bulunuyor. Ancak SDF'nin siyasi kanadı olan Kuzeydoğu Suriye Özerk Yönetimi'nden hiçbir temsilcinin bulunmaması, ülkede kapsayıcılık tartışmalarını beraberinde getirdi.
SDF'nin dışlanması, Suriye'nin kuzeyindeki Kürt nüfusun siyasi süreçte temsil edilmemesi anlamına geliyor. Bu durum, özellikle ülkenin anayasal süreci ve yerel yönetim modelleri açısından önemli bir boşluk yaratıyor. SDF, Suriye Demokratik Konseyi (SDK) aracılığıyla merkezi hükümetle müzakereleri sürdürdüğünü duyurmuştu, ancak meclis atamalarındaki bu hamle, taraflar arasındaki güveni zedeledi.
Bölgesel ve küresel boyut
Geçici parlamento atamaları, yalnızca Suriye'nin iç siyasetini değil, aynı zamanda bölgesel dengeleri de etkiliyor. SDF'nin dışlanması, ABD'nin Suriye'deki askeri varlığı ve PKK/YPG bağlantılı yapılarla ilişkileri açısından kritik. Washington, SDG'yi IŞİD'le mücadelede önemli bir ortak olarak görürken, Ankara ise SDG'yi PKK'nın Suriye kolu olarak terör örgütü ilan ediyor. Türkiye, geçmişteki askeri operasyonlarla SDG'nin kontrolündeki alanları sınırlandırmıştı. Yeni mecliste SDG'ye yer verilmemesi, Ankara'nın tezlerini güçlendiren bir gelişme olarak değerlendirilebilir.
Rusya ve İran ise Suriye'de nüfuzlarını koruma çabasında. Her iki ülke de Şam yönetimiyle ilişkilerini sürdürürken, geçici meclisin oluşumunda doğrudan rol almadı. Bununla birlikte, meclisin gelecekte anayasa hazırlığı yapması ve seçim takvimi belirlemesi bekleniyor. BM himayesinde yürütülen Cenevre süreci henüz somut bir ilerleme kaydetmemişken, Suriye'deki geçiş döneminin ne kadar kapsayıcı olacağı, ülkenin istikrarı açısından belirleyici olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Geçici parlamentoda SDF'nin yer almaması, Türkiye'nin Suriye politikası açısından olumlu bir gelişme olarak yorumlanabilir. Ankara, uzun süredir SDG'nin siyasi süreçte meşruiyet kazanmasına karşı çıkıyordu. Bu adım, Türkiye'nin Suriye'nin toprak bütünlüğü ve üniter yapısı vurgusunu destekliyor. Ancak SDG'nin tamamen dışlanması, bölgede yeni bir gerginlik potansiyeli taşıyor. Türkiye, Suriye'nin kuzeyinde güvenlik endişelerini gidermek için askeri varlığını sürdürürken, siyasi süreçte kapsayıcılığın sağlanması, kalıcı istikrar için elzem. Önümüzdeki dönemde Türkiye'nin, SDG dışındaki Kürt temsilcilerle diyaloğu artırması ve geçici hükümetle koordinasyon halinde hareket etmesi beklenebilir.