ABD'nin Suriye'de izlediği politika, son yıllarda elde ettiği somut kazanımlarla dikkat çekiyor. Uzmanlara göre Washington, burada tek başına hareket etmek yerine geniş bir koalisyon inşa ederek sahada başarılı oldu. IŞİD'in büyük ölçüde zayıflatılması, müttefik Kürt güçlerle iş birliği ve diplomatik angajman, bu stratejinin temel ayaklarını oluşturuyor. ABD'nin Suriye'de yalnızca askeri değil, aynı zamanda diplomatik ve insani boyutları da kapsayan bu çok taraflı yaklaşımı, bölgedeki istikrar arayışlarına yeni bir boyut kazandırdı.
Koalisyon Diplomasisinin Gücü
ABD, Suriye'de uluslararası koalisyonu yöneterek IŞİD'e karşı mücadelede önemli bir başarı yakaladı. 2014'ten bu yana süren operasyonlar, terör örgütünün toprak kaybetmesini sağladı. Bu süreçte yaklaşık 80 ülkeden oluşan koalisyon, hava saldırıları, istihbarat paylaşımı ve yerel güçlerin eğitimi gibi alanlarda iş birliği yaptı. Uzmanlar, bu modelin tek taraflı müdahalelere kıyasla daha sürdürülebilir olduğunu vurguluyor. ABD'nin koalisyon odaklı bu yaklaşımı, aynı zamanda bölge ülkeleriyle diplomatik ilişkilerin korunmasına da olanak tanıdı.
Ancak bu politikanın eleştirilen yönleri de bulunuyor. Özellikle YPG/PKK ile iş birliği, Türkiye başta olmak üzere bazı müttefiklerle gerginliklere yol açtı. Buna rağmen ABD, PYD/YPG'yi IŞİD'e karşı en etkili kara gücü olarak görmeye devam ediyor. Bu durum, koalisyon içindeki farklı çıkarların yönetilmesinin ne denli karmaşık olduğunu ortaya koyuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Suriye krizi, sadece bir iç savaş olmaktan çıkarak küresel güç mücadelesine dönüştü. ABD, Rusya, İran ve Türkiye gibi aktörlerin farklı hedefleri, sahada karmaşık bir denklem oluşturuyor. ABD'nin koalisyon temelli politikası, bu aktörlerle doğrudan çatışmayı önlerken, kendi çıkarlarını da korumaya çalışıyor. Örneğin, İdlib'de sağlanan ateşkesler ve güvenli bölge düzenlemeleri, ABD'nin diplomasiye verdiği önemi gösteriyor.
Bununla birlikte, ABD'nin Suriye'den çekilme sinyalleri bölgede boşluk yaratma riski taşıyor. Uzmanlara göre, koalisyon modeli başarılı olsa da ABD'nin uzun vadeli taahhütleri belirsizliğini koruyor. Rusya ve İran'ın artan etkisi, ABD'nin kazanımlarını tehdit ederken, müttefik Kürt güçlerin geleceği de soru işareti oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Suriye'deki koalisyon temelli politikası, Türkiye'nin sınır güvenliği ve terörle mücadele stratejisini doğrudan etkiliyor. Türkiye, PYD/YPG'nin ABD tarafından desteklenmesini kendi güvenliğine tehdit olarak görüyor ve bu nedenle ABD ile zaman zaman krizler yaşıyor. Diğer yandan, IŞİD'in zayıflaması Türkiye'nin lehine olsa da, ABD'nin çekilmesi halinde oluşabilecek güç boşluğu yeni göç dalgalarına ve istikrarsızlığa yol açabilir. Türkiye, Suriye'deki gelişmeleri yakından takip ederken, ABD ile iş birliğini sürdürmekle birlikte kendi kırmızı çizgilerini de korumaya çalışıyor. Özellikle Fırat'ın doğusundaki yapılanmalar, Türkiye'nin güvenlik kaygılarını artıran başlıca unsurlar arasında yer alıyor.