Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şera, Beşşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından ülkenin siyasi geçiş sürecinde ilk kez bir parlamento oluşturdu. Yeni meclisin önümüzdeki hafta ilk oturumunu gerçekleştirmesi bekleniyor. Bu adım, Suriye’nin on yılı aşkın iç savaşın ardından istikrara kavuşma çabaları açısından kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor. Parlamentonun, geçici yönetimin meşruiyetini pekiştirmesi ve ülke çapında yeni bir siyasi mutabakatın temelini oluşturması öngörülüyor.
Gelişmenin arka planı
Suriye’de Aralık 2024’te sona eren Esad rejiminin ardından, muhalif grupların oluşturduğu geçici yönetim, ülkeyi demokratik bir geçiş sürecine hazırlamak için adımlar atıyor. Ahmed eş-Şera liderliğindeki yeni yönetim, farklı etnik ve dini grupları temsil eden bir parlamento kurarak toplumsal uzlaşıyı sağlamayı amaçlıyor. Meclisin, anayasa komisyonu ve seçim hazırlıkları gibi önemli görevleri üstlenmesi bekleniyor.
Parlamentonun oluşturulması, uluslararası toplum tarafından da yakından izleniyor. Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen, bu adımın “Suriye halkının kendi geleceğini belirleme yolunda önemli bir kilometre taşı” olduğunu belirtti. Ancak, ülkenin kuzeydoğusundaki Kürt grupları ve güneydeki bazı aşiretler henüz geçiş sürecine tam olarak dahil edilmiş değil. Bu durum, meclisin ne kadar kapsayıcı olacağına dair soru işaretleri yaratıyor.
Öte yandan, Suriye’nin yeniden imarı için gereken kaynakların büyüklüğü ve uluslararası yaptırımların kaldırılması konuları da geçiş sürecinin önündeki engeller olarak duruyor. Parlamentonun, yabancı yatırımları çekmek ve ülkeyi yeniden inşa etmek için yasal bir çerçeve oluşturması bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Suriye’deki geçiş süreci, bölgesel dengeleri de etkiliyor. İran ve Rusya, Esad’ın düşüşü sonrası Suriye’deki nüfuzlarını kaybederken, Suudi Arabistan ve Türkiye gibi bölgesel güçler yeni yönetimle ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor. Parlamentonun oluşumu, bu ülkelerin Suriye’deki nüfuz mücadelesinde bir dönüm noktası olabilir.
Küresel anlamda, Batılı ülkeler geçiş sürecinin başarılı olması halinde Esad sonrası Suriye’nin istikrara kavuşabileceğini düşünürken, Çin ve Rusya ise yeni yönetimle iş birliği sinyalleri veriyor. Ancak, İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonları ve İran destekli milislerin varlığı, geçiş sürecini tehdit eden unsurlar arasında yer alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suriye’de istikrarlı bir siyasi yapının oluşması, Türkiye’nin güvenlik ve göç politikaları açısından kritik öneme sahiptir. Parlamentonun kapsayıcı olması, PKK/YPG’nin bölgedeki etkisini azaltabilir ve Türkiye’nin sınır güvenliğini olumlu etkileyebilir. Ayrıca, Suriyeli mültecilerin gönüllü geri dönüşü için uygun koşulların yaratılması, Türkiye’nin üzerindeki göç yükünü hafifletebilir. Türkiye, yeni Suriye yönetimiyle iş birliğini derinleştirerek bölgesel istikrara katkıda bulunma potansiyeline sahiptir.