İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, ülkesinin İsrail tarafından bombalanan nükleer tesislere Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) müfettişlerinin girişine izin vermeyeceğini açıkladı. Galibaf, devlet televizyonunda yayımlanan konuşmasında, “İsrail’in saldırısı sonucunda hasar gören nükleer tesislerimize IAEA’nın girmesi engellenecektir. Bu, millî güvenlik meselesidir” ifadelerini kullandı. Açıklama, İran’ın nükleer faaliyetlerini uluslararası denetime kapatma yönünde attığı en sert adımlardan biri olarak değerlendiriliyor. İsrail’in geçtiğimiz haftalarda İran’ın İsfahan yakınlarındaki Natanz uranyum zenginleştirme tesisine düzenlediği hava saldırıları, bölgede tansiyonu zirveye çıkarmıştı. Tahran yönetimi, saldırıda tesisin soğutma sistemlerinin ve bazı santrifüjlerin hasar gördüğünü doğrulamış, ancak uranyum sızıntısı yaşanmadığını bildirmişti.
IAEA ile Tahran arasındaki gerilim derinleşiyor
IAEA, İran’ın nükleer programına ilişkin şeffaflık taleplerini uzun süredir gündemde tutuyor. Ajans, 2023 yılından bu yana İran’ın bazı nükleer tesislerinde izinsiz parçacık bulgularına rastlandığını ve bu tesislerde numune alımına izin verilmediğini raporlamıştı. Galibaf’ın son açıklaması, IAEA ile İran arasındaki güven bunalımını daha da derinleştirecek nitelikte. Natanz tesisi, İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesinin bel kemiğini oluşturuyor. Tesis, geçmişte de sabotaj ve siber saldırılara hedef olmuş; 2021’deki elektrik kesintisi ve patlama olayı İsrail istihbaratına bağlanmıştı. İranlı yetkililer, IAEA müfettişlerinin bombalanan bölgelere girmesinin güvenlik riskleri doğuracağını ve ulusal çıkarlara aykırı olduğunu savunuyor. Öte yandan, Batılı diplomatlar, İran’ın bu tutumunun nükleer silah geliştirme çabalarını perdelemek amacı taşıdığı yönünde uyarılarda bulunuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “İran’ın IAEA’yı dışlaması, uluslararası topluma karşı sorumluluklarını reddetmesi anlamına gelir” denildi.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İran’ın bu hamlesi, sadece nükleer anlaşma müzakerelerini değil, Körfez bölgesindeki güvenlik dengelerini de etkiliyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran’ın nükleer programının şeffaf olmamasından duydukları endişeyi sıkça dile getiriyor. İsrail ise Tahran’ın nükleer tesislerine yönelik saldırılarına devam edebileceği sinyalini veriyor. Başbakan Binyamin Netanyahu, “İran’ın nükleer silah elde etmesine izin vermeyeceğiz” diyerek askeri opsiyonu masada tutuyor. Bu gelişme, aynı zamanda Rusya ve Çin’in İran’a yönelik tutumunu da etkileyebilir. Moskova, IAEA’nın tesislere erişiminin engellenmesinin “endişe verici” olduğunu belirtirken, Pekin ise diyalog çağrısı yapıyor. Uluslararası kriz grupları, İran’ın bu adımının nükleer silahlanma yarışını hızlandırabileceği ve bölgesel bir çatışmayı tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin komşu coğrafyasındaki istikrarı doğrudan ilgilendiriyor. İran’ın nükleer programı üzerindeki uluslararası denetimin zayıflaması, bölgede silahlanma riskini artırırken, Türkiye’nin enerji güvenliği ve ticaret yolları üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Türkiye, bir yandan İran’a yönelik yaptırımlardan kaçınmaya çalışırken, diğer yandan NATO müttefiki olarak Batı’nın güvenlik kaygılarını da dikkate almak zorunda. IAEA’nın dışlanması, Türkiye’nin nükleer enerji alanındaki uluslararası işbirliğini ve Akkuyu Nükleer Santrali gibi projelerini dolaylı olarak etkileyebilir. Ankara’nın bu süreçte hem Tahran’la diyaloğu sürdürme hem de uluslararası toplumun taleplerini dengeleme gibi hassas bir diplomatik sınav verdiği söylenebilir.