Sudan'da paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (RSF) lideri Muhammed Hamdan Daglo, ordu güçlerinin Kordofan bölgesindeki ilerleyişinin ardından savaşçılarına kendilerini "serbest bırakılmış" olarak görmeleri talimatını verdi. Daglo, pazartesi günü yaptığı açıklamada, ordunun başkent Hartum ile batıdaki bazı bölgeleri birbirine bağlayan stratejik bir karayolunu ele geçirmesinin ardından, savaşçılarının düşman hatlarına karşı her türlü eylemi gerçekleştirebileceğini belirtti. RSF, uluslararası toplum tarafından soykırım yapmakla suçlanıyor ve Daglo'nun bu açıklaması, çatışmanın tırmanacağına işaret ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Sudan, Nisan 2023'ten bu yana düzenli ordu ile RSF arasında şiddetli bir iç savaşa sahne oluyor. Çatışmalar, ülkenin başkenti Hartum'da başlamış ve kısa sürede Darfur, Kordofan gibi bölgelere yayılmıştı. RSF, özellikle Darfur'da etnik temizlik yapmakla suçlanıyor; bu suçlamalar, Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Birleşmiş Milletler raporlarına da yansıdı. Daglo, daha önce de savaşçılarına "acımasız olun" çağrısı yapmıştı; ancak bu açıklama, ordunun sahadaki ilerleyişine karşı bir misilleme olarak görülüyor.
Ordu güçleri, son haftalarda Kuzey Kordofan eyaletinde önemli kazanımlar elde etti. Özellikle El-Obeid şehri çevresindeki kontrolün sağlanması, RSF'nin tedarik hatlarını kesmekte etkili oldu. Bu ilerleyiş, RSF'nin başkentteki varlığını tehdit ederken, Daglo'nun savaşçılarına yönelik "serbest bırakılmış" ifadesi, ordunun mevzilerine karşı daha yoğun saldırılar düzenleneceği anlamına geliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Sudan'daki çatışma, yalnızca ülke sınırları içinde kalmıyor; bölgesel güçlerin de dahil olduğu bir vekalet savaşına dönüşmüş durumda. Birleşik Arap Emirlikleri'nin RSF'ye askeri destek sağladığı iddiaları, uluslararası toplumda rahatsızlık yaratıyor. Mısır ise orduya yakınlığıyla biliniyor. Bu durum, Kızıldeniz'in güvenliğini de tehdit ediyor; çünkü Sudan, stratejik bir konumda yer alıyor ve buradaki istikrarsızlık, göç hareketlerini ve ticaret yollarını etkiliyor.
BM'ye göre, çatışmalar nedeniyle 10 milyondan fazla kişi yerinden edildi; bunların yaklaşık 2 milyonu komşu ülkelere sığındı. Ayrıca, bölgede gıda güvensizliği ve salgın hastalıklar artıyor. Uluslararası toplum, ateşkes çağrıları yapmasına rağmen, taraflar arasındaki diyalog girişimleri sonuçsuz kaldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki çatışmalar, Türkiye'nin Kızıldeniz'deki çıkarları açısından doğrudan önem taşıyor. Türkiye, Sudan ile tarihsel ve ticari bağlara sahip; özellikle 2019'da devrilen Ömer el-Beşir döneminde yakın ilişkiler kurulmuştu. Suakin Adası'ndaki Osmanlı mirası, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu artırma çabalarının bir parçası. Ancak iç savaş, Türkiye'nin yatırımlarını ve diplomatik girişimlerini olumsuz etkiliyor. Ayrıca, çatışmaların büyümesi, Doğu Afrika'daki göç rotalarını ve Suudi Arabistan'a yönelik ticaret yollarını tehdit ediyor. Türkiye, istikrarın sağlanması için taraflar arasında arabuluculuk yapabilir; ancak bu, ancak bölgesel güçlerin ortak çabalarıyla mümkün olabilir.