Suudi Arabistan yetkilileri, 8 Ekim'de Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na yönelik Husiler tarafından üstlenilen saldırıda üç kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Saldırı, Suudi Arabistan ve müttefiklerinin geçen hafta sonu Yemen'deki İran destekli Husi isyancılara karşı geniş çaplı bir askeri operasyon başlatmasından bu yana krallıkta gerçekleşen en ölümcül saldırı oldu.
Saldırının Arka Planı ve Ayrıntılar
Husi güçleri, Suudi başkentinin uluslararası hava kapısı olan Kral Halid Havalimanı'nı hedef aldıklarını duyurdu. Suudi yetkililer, saldırıda üç sivilin öldüğünü, birkaç kişinin de yaralandığını belirtti. Havalimanı altyapısında maddi hasar meydana geldiği, uçuşlarda aksamalar yaşandığı ifade edildi. Olay, Suudi liderliğindeki koalisyonun Yemen'de Husi hedeflerine yönelik yoğun hava operasyonlarını artırdığı bir dönemde gerçekleşti.
Suudi Arabistan, 2015 yılından bu yana Yemen'de Husilere karşı askeri müdahalede bulunuyor. Ancak son haftalarda çatışmalar şiddetlendi. Koalisyon güçleri, geçen hafta sonu Yemen'in stratejik liman kenti Hudeyde ve başkent Sana'a çevresinde geniş kapsamlı bir kara ve hava harekâtı başlattı. Husi sözcüleri, bu operasyonlara misilleme olarak Suudi topraklarına ve müttefik hedeflere saldırılar düzenleyeceklerini açıklamıştı. Riyad Havalimanı'na yapılan saldırı, bu tehditlerin somut bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel analistler, saldırının Suudi Arabistan'ın iç güvenliği açısından önemli bir tırmanma olduğunu vurguluyor. Uzun süredir Yemen sınırında ve krallığın güneyinde Husi roket ve İHA saldırıları görülse de, başkent Riyad'da bir havalimanının vurulması, çatışmanın Suudi içlerine taşındığını gösteriyor. Suudi yetkililer, saldırıya karşılık vereceklerini ve Husilerin altyapısını hedef almaya devam edeceklerini bildirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen iç savaşı, Suudi Arabistan ve İran arasındaki vekalet savaşının en kanlı cephelerinden biri haline geldi. Husi hareketi, İran tarafından silah ve finansman desteğiyle ayakta tutuluyor. Suudi Arabistan ise ABD, Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer Körfez ülkelerinin desteğiyle koalisyonu yönetiyor. Bu nedenle Riyad'a yapılan her saldırı, doğrudan İran-Suudi gerilimini de tırmandırıyor.
Uluslararası toplum, saldırıyı kınayan açıklamalar yaptı. ABD Dışişleri Bakanlığı, Suudi Arabistan'a destek mesajı gönderirken, İran'dan henüz resmi bir açıklama gelmedi. Birleşmiş Milletler, taraflara itidal çağrısında bulunarak sivil altyapıya yönelik saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu hatırlattı. Ancak diplomatik çabalar, artan şiddeti durdurmakta yetersiz kalıyor.
Petrol piyasaları da bu gelişmelere duyarsız değil. Suudi Arabistan'ın dünyanın en büyük petrol ihracatçısı olması ve saldırıların krallığın enerji altyapısını hedef alması, küresel petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açıyor. Yatırımcılar, Orta Doğu'daki istikrarsızlığın uzun sürmesi halinde arz güvenliğinin tehlikeye girebileceğinden endişe ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Riyad Havalimanı'na yönelik saldırı, Türkiye'nin güvenlik ve enerji çıkarlarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Suudi Arabistan ile son dönemde ilişkilerini normalleştirme sürecinde. Ancak Yemen'deki çatışmanın tırmanması, Körfez'de istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin bölgesel ticaret ve enerji güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca İran destekli Husilerin Suudi topraklarına saldırıları, Türkiye'nin İran ile yürüttüğü diplomatik dengeyi zorlayabilir. Türkiye, ateşkes ve siyasi çözüm çağrılarını yineleyerek bölgesel gerilimin düşürülmesini savunmalı.