Sudan’ın Hartum’un güneyindeki El-Obeid kentinde düzenlenen bir cenaze töreni, insansız hava aracı (drone) ile vuruldu. Yerel kaynaklara göre saldırıda en az 30 sivil hayatını kaybetti, 50’den fazla kişi yaralandı. Saldırının, ülkede ordu ile paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasında süren iç savaşın cephe hatlarından biri olan El-Obeid’de gerçekleştiği bildirildi. İnsan hakları örgütleri, sivillerin yoğun olduğu bir bölgeye yapılan bu saldırının savaş suçu teşkil edebileceği uyarısında bulundu.
Çatışmanın Sivillere Yansıması
Sudan’da Nisan 2023’te başlayan iç savaş, özellikle El-Obeid gibi stratejik şehirleri şiddet çemberine aldı. Egemenlik Konseyi’ne bağlı ordu birlikleri ile eski müttefik RSF arasındaki güç mücadelesi, binlerce sivilin ölümüne ve milyonlarca kişinin yerinden edilmesine yol açtı. Cenaze törenine yapılan drone saldırısı, çatışmanın siviller üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. Görgü tanıkları, saldırının namaz kılınırken gerçekleştiğini ve kaçışan kalabalık arasında panik yaşandığını aktardı.
RSF, sivil hedeflere yönelik saldırıları reddederken, ordu ise grubun sivilleri kasıtlı olarak hedef aldığını savunuyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre çatışmalarda şu ana kadar 20 binden fazla kişi öldü, 10 milyon kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. El-Obeid’deki saldırı, uluslararası toplumun Sudan’a yönelik insani yardım çağrılarını artırmasına neden oldu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Sudan’daki çatışma, yalnızca iç dinamiklerle sınırlı kalmayıp bölgesel dengeleri de etkiliyor. Mısır, Etiyopya ve Çad gibi komşu ülkeler, çatışmanın sınırlarına sıçramasından endişe ediyor. Özellikle RSF’nin Birleşik Arap Emirlikleri tarafından desteklendiği iddiaları, bölgedeki güç mücadelesini derinleştiriyor. ABD ve Avrupa Birliği, tarafları ateşkese çağırırken, Suudi Arabistan ve ABD arabuluculuğunda yapılan müzakereler ise şu ana kadar sonuçsuz kaldı.
Drone teknolojisinin çatışma alanlarında sivillere karşı kullanımı, uluslararası insancıl hukuk açısından ciddi bir sorun teşkil ediyor. Uzmanlar, tarafların hassas silah sistemlerine erişiminin, sivil kayıpları artırdığına dikkat çekiyor. Sudan’daki savaş, aynı zamanda küresel güçlerin Afrika Boynuzu’ndaki nüfuz mücadelesinin bir yansıması olarak da okunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan’daki çatışmanın başından itibaren tarafları diyaloga çağıran bir tutum sergiledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hem ordu komutanı Abdülfettah el-Burhan hem de RSF lideri Muhammed Hamdan Dagalo ile temaslarını sürdürüyor. Türkiye’nin Hartum’daki tarihi ve kültürel bağları, özellikle Osmanlı mirası ve Kızıldeniz’deki stratejik çıkarları nedeniyle bu çatışmanın sona ermesi Ankara için öncelikli. Ayrıca Türk şirketlerinin Sudan’daki yatırımları ve insani yardım faaliyetleri, istikrarın sağlanmasını kritik kılıyor. Bu saldırı, Türkiye’nin arabuluculuk çabalarını hızlandırabilir ve bölgesel barış için yeni bir diplomatik girişimi tetikleyebilir.