Sudan'da ordu komutanı Abdulfettah el-Burhan'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na katılmak üzere ABD'den vize alamadığı yönündeki haberler ülkede geniş yankı uyandırdı. Medya raporlarına göre Washington, el-Burhan'a vize vermeyerek onu iç savaşı sonlandıracak 90 günlük ateşkes planını kabul etmeye zorluyor. Bu adım, Sudan geçiş hükümeti ve ordu destekçileri tarafından 'egemenliğe müdahale' olarak nitelendirildi ve Hartum'da protesto çağrıları yapıldı.
Vize krizinin arka planı ve ateşkes planı
ABD yönetiminin, Sudan'daki çatışmaları durdurmak için hazırladığı 90 günlük ateşkes önerisi, Nisan 2023'ten bu yana devam eden iç savaşta on binlerce kişinin ölümüne ve milyonlarca kişinin yerinden edilmesine çözüm arayışının bir parçası. Ancak el-Burhan'ın bu plana sıcak bakmadığı, özellikle Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile müzakere konusunda çekinceleri olduğu biliniyor. Washington'ın vizeyi askıya alması, diplomatik baskı aracı olarak yorumlandı.
Sudan ordusuna yakın kaynaklar, ABD'nin tutumunu 'çifte standart' olarak eleştiriyor. Ordu, HDK'nın sivil kayıplara yol açan saldırılarını durdurmak için daha fazla uluslararası baskı beklerken, kendilerine yönelik böyle bir adımın kabul edilemez olduğunu savunuyor. Sudan Dışişleri Bakanlığı'ndan henüz resmi bir açıklama gelmedi; ancak başkent Hartum ve Port Sudan'da gösteri çağrıları yapıldığı, bazı grupların ABD karşıtı sloganlar attığı bildiriliyor.
BM Genel Kurulu'nun 79. oturumu için New York'a gitmeyi planlayan el-Burhan'ın vize engeli nedeniyle katılamaması, Sudan'ın uluslararası platformda temsil edilmesini de sekteye uğrattı. Uzmanlar, bu durumun Sudan'ın meşruiyetini zayıflatabileceği ve sahadaki güç dengelerini etkileyebileceği görüşünde.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Sudan'daki iç savaş, Mısır, Suudi Arabistan, BAE ve Rusya gibi aktörlerin dolaylı müdahaleleriyle bölgesel bir vekalet savaşına dönüşmüş durumda. ABD'nin el-Burhan'a yönelik vize kısıtlaması, bu aktörler arasındaki dengeleri de etkileyebilir. Özellikle BAE'nin HDK'ya verdiği destek iddiaları ve Rusya'nın Afrika'daki etkinliği göz önüne alındığında, Washington'ın hamlesi geniş bir jeopolitik satranç tahtasında atılmış bir adım olarak okunuyor.
İnsan hakları örgütleri, ateşkes çağrılarını desteklemekle birlikte, vize engelinin insani krizi derinleştirebileceği uyarısında bulunuyor. BM verilerine göre Sudan'da 10 milyondan fazla kişi yerinden edilmiş durumda ve 25 milyon kişi insani yardıma muhtaç. Uluslararası toplumun baskısı, tarafları müzakere masasına döndürmek için kritik önemde. Ancak vize krizinin, el-Burhan'ı daha da sertleştirerek barış sürecini çıkmaza sokma riski var.
ABD Dışişleri Bakanlığı, konuya ilişkin doğrudan bir açıklama yapmadı. Ancak basına sızan bilgiler, Washington'ın çatışmanın tarafları üzerinde baskı kurmak için çeşitli araçları devrede tuttuğunu gösteriyor. Vize kısıtlamasının yanı sıra ekonomik yaptırımlar ve diplomatik izolasyon da masada.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki iç savaş ve ABD'nin el-Burhan'a yönelik vize hamlesi, Türkiye'nin Afrika Boynuzu politikaları açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Türkiye, Sudan'da hem beşeri yardımlar hem de yatırımlarla önemli bir aktör; Hartum yönetimiyle tarihsel bağları bulunuyor. ABD'nin baskı aracı olarak vizeyi kullanması, bölgede diplomatik teamüllere aykırı bir adım olarak değerlendirilebilir. Türkiye, ateşkes ve barışçıl çözüm çağrılarını desteklemekle birlikte, Sudan halkının iradesine saygı vurgusu yapabilir. Ayrıca, istikrarsızlığın Kızıldeniz ve Doğu Afrika'ya yayılma riski, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve ticaret yolları açısından stratejik kaygılarını artırıyor.