İngiltere İşçi Partisi lideri Keir Starmer'ın siyasi kariyeri, partiyi merkeze çekme çabalarının bir sonucu olarak çöküşle karşı karşıya. The Intercept'te yayımlanan analize göre, Starmer liderliğindeki İşçi Partisi, sol kanadı sistemli bir şekilde tasfiye ederek aşırı sağın yükselişine zemin hazırladı. Parti içi muhalefeti susturma ve geleneksel işçi sınıfı tabanını terk etme politikaları, Starmer'ı hem parti içinde hem de kamuoyunda güvenilmez bir figür haline getirdi. 2024 genel seçimlerinde İşçi Partisi'nin oy kaybı yaşaması, bu stratejinin başarısızlığını açıkça ortaya koydu.
Solun Tasfiyesi ve Merkezcilik Tuzağı
Starmer, 2020 yılında Jeremy Corbyn'in ardından İşçi Partisi lideri seçildiğinde, partiyi 'birleştirme' ve 'seçilebilir kılma' vaadiyle yola çıktı. Ancak bu süreçte yaptığı ilk hamlelerden biri, Corbyn'i parti üyeliğinden uzaklaştırmak ve sol görüşlü üyeleri tasfiye etmek oldu. Parti içi disiplin cezaları, solcu adayların seçimlerde önünü kesme ve politikaları sulandırma gibi yöntemlerle Starmer, İşçi Partisi'ni sosyal demokrat bir çizgiden merkez sağa çekti.
Bu hamleler, kısa vadede bazı seçmenlerin ilgisini çekse de, partinin tabanında büyük bir hayal kırıklığına yol açtı. İşçi sınıfı, sendikalar ve sol entelektüeller, Starmer'ın politikalarını 'Muhafazakar Parti'nin hafifletilmiş versiyonu' olarak tanımlamaya başladı. 2024 seçimlerinde İşçi Partisi'nin oy oranı %28'de kalırken, Reform UK gibi aşırı sağ partiler %15 oy alarak parlamentoda varlık gösterdi. Bu durum, Starmer'ın merkezcilik stratejisinin sadece sol oyları eritmekle kalmadığını, aynı zamanda aşırı sağa da oy kazandırdığını gösteriyor.
Küresel Bir Eğilimin Yansıması
Starmer'ın çöküşü, yalnızca İngiltere'ye özgü bir durum değil. Dünya genelinde merkez sol partiler, neoliberal politikaların ve kimlik siyasetinin etkisiyle tabanlarını kaybediyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde Demokrat Parti, işçi sınıfını ihmal ettiği için Trump gibi popülist liderlerin yükselişine izin verdi. Fransa'da Sosyalist Parti, Macron'un merkezci söylemleri karşısında eridi. Almanya'da SPD, koalisyon ortaklığıyla varlığını sürdürse de, AfD gibi aşırı sağ partiler oy oranlarını artırıyor.
Uzmanlar, bu eğilimin temel nedenini, merkez sol partilerin 'seçilebilirlik' adına ideolojik duruşlarından ödün vermesine bağlıyor. Sosyal devlet, gelir dağılımı adaleti ve işçi hakları gibi temel konularda verilen tavizler, seçmenlerin bu partilere olan güvenini sarsıyor. Bu boşluk da popülist sağ partiler tarafından dolduruluyor. Starmer'ın başarısızlığı, bu küresel sorunun bir örneği olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Avrupa Birliği ilişkileri ve İngiltere ile ticari bağları açısından anlam taşıyor. Starmer'ın çöküşü, İngiltere'de siyasi istikrarsızlık riskini artırabilir. Aşırı sağın yükselişi, İngiltere'nin göçmen politikalarını ve Türkiye-İngiltere arasındaki vize serbestisi müzakerelerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, merkez solun küresel çapta zayıflaması, Türkiye gibi ülkelerde de benzer siyasi kutuplaşmaları tetikleyebilir. Türk dış politikası, bu dönüşümü dikkatle izlemeli ve olası etkilerine karşı hazırlıklı olmalıdır.