İngiltere Başbakanı Keir Starmer, İkinci Dünya Savaşı sonrası on yıllar boyunca sistemli bir şekilde uygulanan zorla evlatlık verme uygulamaları nedeniyle mağdur olan anneler ve çocukları için resmen özür diledi. 2 Temmuz'da Avam Kamarası'nda yaptığı konuşmada Starmer, 'Bugün, adına utanç duyduğumuz bu sayfayı kapatmak ve mağdurlara devlet adına içten özürlerimi sunmak istiyorum' dedi. Başbakan, bekar annelerin aşağılanarak bebeklerinden zorla ayrıldığını ve bu travmanın nesiller boyu sürdüğünü vurguladı. Açıklama, yıllardır adalet arayan mağdur gruplarının ve sivil toplum kuruluşlarının yoğun baskısı sonucu geldi.
Zorla evlatlık vermenin karanlık tarihi
1949'dan 1970'lerin ortalarına kadar İngiltere'de evli olmayan annelerin bebekleri sistematik olarak alınıp evlatlık veriliyordu. Çoğu zaman anneler, 'ahlaki zayıflık' gerekçesiyle aşağılanıyor, doğumdan sonra imzalatılan belgelerle bebeklerini 'gönüllü' vermeleri sağlanıyordu. Aslında bu, dönemin toplumsal baskısı ve yasal çerçevenin eksikliğiyle dayatılan bir uygulamaydı. 2023'te yayımlanan bağımsız bir rapor, bu uygulamaların savaş sonrası 'kamu yararı' adı altında devlet ve kilise iş birliğiyle yürütüldüğünü ortaya koydu. Raporda en az 185 bin kadının bu şekilde bebeklerinden ayrıldığı tahmin ediliyor.
Starmer'ın özrü, mağdurlar için sembolik bir adım olsa da birçok kadın bunu sadece söz olarak nitelendiriyor. Mağdur annelerden oluşan 'Zorla Evlatlık Verilen Anneler' grubunun temsilcisi Margaret Jones, 'Özür güzel ama 60 yıllık acıyı silemez. Gerçek adalet tazminattır' ifadelerini kullandı. Hükümet, konuyla ilgili kapsamlı bir araştırma komisyonu kurarken tazminat mekanizmasını da değerlendireceğini açıkladı.
Küresel boyut: Tarihsel adaletsizliklerle yüzleşme
İngiltere'nin bu adımı, dünya genelinde geçmişteki zorla evlatlık verme uygulamalarına yönelik artan ilginin bir parçası. İspanya, Arjantin, İrlanda gibi ülkelerde de benzer mağduriyetler yaşanmış ve resmi özürler dilenmişti. Özellikle İrlanda'da Katolik kilisesine bağlı 'Magdalena Çamaşırhaneleri' isimli kurumlarda bekar annelerin çocukları zorla alınıyordu. 2018'de İrlanda hükümeti bu uygulamalar için özür dilemişti. İngiltere'nin adımı, uluslararası insan hakları örgütleri tarafından memnuniyetle karşılanırken 'tek seferlik bir özür olmaması, kalıcı politikaların hayata geçirilmesi' çağrısı yapıldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye'yi doğrudan ilgilendirmese de, tarihsel adaletsizliklerle yüzleşme konusundaki küresel eğilimin bir parçasıdır. Türkiye'de de benzer şekilde geçmişte zorla evlatlık verme veya ailelerden koparma vakaları yaşanmış; örneğin 1980 öncesi dönemde bazı gayrimüslim ailelerin çocuklarının devlet eliyle alındığı iddiaları gündeme gelmiştir. Bu tür uluslararası özürler, Türkiye'deki sivil toplum örgütlerinin de kendi tarihsel hafıza çalışmalarını güçlendirmesi için örnek teşkil edebilir. Ayrıca, insan hakları evrensel bir değer olduğundan, Türkiye'nin bu alandaki uluslararası normlara uyum sağlama çabalarına katkı sunması beklenir.