Çin, 1 Ocak 2024'te yürürlüğe giren yeni "Etnik Birlik Yasası" ile Sincan Uygur Özerk Bölgesi başta olmak üzere tüm özerk bölgelerde azınlık politikalarını yeniden şekillendirdi. Yasaya göre, tüm etnik grupların 'Çin ulusu'nun bir parçası olarak kabul edilmesi ve ortak bir ulusal kimlik geliştirmesi hedefleniyor. Eleştirmenler, yasanın aslında azınlık dilleri ve kültürel pratiklerin bastırılmasına, asimilasyonun hızlandırılmasına zemin hazırladığını savunuyor. Pekin ise, yasanın yalnızca ulusal birliği güçlendirmeyi ve her etnik grubun eşit haklarla yaşamasını amaçladığını belirterek 'zorunlu asimilasyon' suçlamalarını reddediyor.
Yasanın arka planı ve içeriği
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in 'Çinulusu'nun ortak kaderi' söylemiyle şekillenen yasa, özellikle Sincan ve Tibet'teki ayrılıkçı hareketlerle mücadeleyi hedefliyor. Yasa, etnik grupların 'kendi dillerini kullanma ve geliştirme' hakkını tanımakla birlikte, resmi dil olan Mandarin Çincesinin eğitim ve kamusal alanda kullanımını teşvik ediyor. Ayrıca, 'etnik ayrılıkçılık' veya 'ulusal birliği bozma' suçlamalarına karşı yargı süreçlerini kolaylaştırıyor. İnsan hakları örgütleri, yasanın, Çin'deki Müslüman Uygurlar ve Budist Tibettiler gibi grupların dini ve kültürel özgürlüklerini daha da kısıtlayacağını iddia ediyor. Özellikle, yasa kapsamında yurtdışındaki eleştirmenlerin de hedef alınabileceği endişesi var; çünkü yasa, 'Çin ulusal birliğine zarar veren' dış güçlerin propagandasını suç kapsamına alıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Yasa, Batılı ülkeler ve Birleşmiş Milletler'den sert tepkiler aldı. ABD Dışişleri Bakanlığı, yasanın azınlık haklarını ihlal ettiğini ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirterek Pekin yönetimine uyarıda bulundu. Avrupa Birliği, Çin'in Sincan'daki uygulamalarını 'insanlığa karşı suç' olarak nitelendiren bazı raporları hatırlatarak yasayı kınadı. Çin ise, yasanın 'kendi iç işleri' olduğunu ve hiçbir dış müdahaleye izin verilmeyeceğini savundu. Bu gelişme, Çin'in küresel arenada hem insan hakları söylemleri hem de Asya-Pasifik'teki etkisi açısından önemli bir test niteliği taşıyor. Özellikle, Bir Kuşak Bir Yol projesi kapsamında Orta Asya'da artan Çin etkisi, azınlık politikalarının ulusötesi yansımalarını da gündeme getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Orta Asya Türk cumhuriyetleriyle kültürel bağları nedeniyle Sincan'daki Uygur Türklerinin durumunu yakından izliyor. Yeni yasa, Ankara'nın Çin'le olan ekonomik ilişkilerinde, özellikle Kuşak ve Yol projesindeki işbirliğinde bir gerilim unsuru olabilir. Ancak Türkiye, şu ana kadar Sincan konusunda doğrudan bir çatışmaya girmekten kaçınarak daha temkinli bir diplomatik dil kullanmayı tercih etti. Bununla birlikte, yasanın Türkiye'nin iç kamuoyunda yaratacağı tepkiler, iktidar partisini zor durumda bırakabilir. Özellikle, Türk milliyetçisi çevrelerin Uygur kardeşlerine yönelik asimilasyon politikalarına karşı çıkması beklenirken, hükümetin bu konuda denge politikası izlemesi muhtemel. Küresel ölçekte ise, bu yasa Türkiye'nin insan hakları ve azınlık hakları konularındaki tutumunu sorgulamasına neden olabilir; ancak Ankara'nın Pekin'le ekonomik işbirliğine zarar vermekten kaçınacağı öngörülüyor.