İngiltere Başbakanı Keir Starmer, belki de son G7 zirvesi olabilecek buluşmada, ABD Başkanı Donald Trump ile doğrudan bir gerginlikten kaçındı. Diplomasi kulislerinde "veda turu" olarak nitelenen zirvede Starmer, Trump'ı İran nükleer anlaşması konusunda öven ifadeler kullandı ve kendi iç siyasi sorunlarını geri planda tuttu. Zirve, Batılı liderlerin Ukrayna savaşı ve ticaret savaşları gibi kritik başlıklarda derin görüş ayrılıkları yaşadığı bir dönemde gerçekleşti.
Gelişmenin Arka Planı
Starmer, İngiltere'nin İran'la yapılan ve Trump döneminde ABD'nin çekildiği nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması çabalarını desteklediğini belirtti. Ancak Trump, anlaşmayı "felaket" olarak nitelendiriyor ve İran'a yönelik yaptırımları artırmayı savunuyor. Starmer'ın bu konuda Trump'ı överek "yapıcı bir tutum sergilediğini" söylemesi, Londra ile Washington arasındaki diplomatik pürüzleri törpüleme çabası olarak yorumlandı. Öte yandan Starmer, İngiltere'deki ekonomik durgunluk ve sağlık sistemi krizi gibi iç meselelerle ilgili soruları, "zirvenin uluslararası konulara odaklanması" gerekçesiyle geçiştirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
G7 zirvesi, Batı ittifakındaki çatlakları bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Trump'ın ticaret ortaklarına gümrük tarifeleri uygulama tehdidi ve Ukrayna'ya askeri yardımı kesme sinyali, diğer G7 üyelerini rahatsız ediyor. Starmer gibi merkez sol liderler, Trump'la iş birliği yapmak ile ittifakın değerlerini savunmak arasında sıkışmış durumda. Uzmanlar, bu zirvenin, G7'nin geleceği açısından bir dönüm noktası olabileceğini belirtiyor. Zirve bildirisinde iklim değişikliği, yapay zeka düzenlemeleri ve küresel sağlık konularında uzlaşma sağlanırken, ticaret ve güvenlik başlıklarında derin görüş ayrılıkları kayda geçti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
G7 zirvesindeki bu gelişmeler, Türkiye açısından iki önemli boyuta sahip: Birincisi, İran nükleer anlaşmasının akıbeti, Türkiye'nin enerji güvenliğini ve komşusu İran'la ilişkilerini doğrudan etkiliyor. Anlaşmanın başarısız olması halinde bölgesel gerilim artabilir. İkincisi, ABD ile İngiltere arasındaki uyum veya uyumsuzluk, NATO'nun geleceğini şekillendiriyor. Türkiye, ittifak içinde dengeli bir pozisyon alarak hem Batı'yla bağlarını korumak hem de ABD'nin yaptırım politikalarının olumsuz etkilerinden kaçınmak zorunda. Bu nedenle, G7'deki diplomatik manevralar Ankara tarafından yakından izleniyor.