İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Fransa’nın Evian kentinde düzenlenen G7 Liderler Zirvesi’nde yaptığı açıklamada, Brexit sonrası Avrupa Birliği’ne yeniden katılım tartışmalarına karşı net bir tavır aldı. Starmer, “Geriye bakmanın” bir çözüm olmadığını belirterek, İşçi Partisi’nin seçim manifestosunda yer alan AB’ye yeniden katılmama taahhüdüne bağlı kalacağını söyledi. Bu açıklama, muhalefetteki bazı partilerin İngiltere’nin AB’ye dönüşünü desteklemesinin ardından geldi.
Brexit Sonrası Tartışmalar ve Starmer’ın Tutumu
Başbakan Starmer, G7 Zirvesi sırasında basın mensuplarına yaptığı değerlendirmede, Brexit kararının ardından ülkenin yeni bir yol haritası belirlemesi gerektiğini vurguladı. “Geçmişe takılıp kalmak yerine, ülkemiz için en iyi geleceği inşa etmeye odaklanmalıyız. İşçi Partisi olarak Brexit sonrası dönemde İngiltere’nin küresel bir ticaret gücü olması için çalışıyoruz. AB’ye yeniden katılmak, bu vizyonun bir parçası değil,” dedi. Starmer’ın bu çıkışı, İngiltere’de son dönemde yeniden alevlenen AB üyeliği tartışmalarının ortasında geldi.
Muhalefetteki Liberal Demokratlar ve bazı bağımsız milletvekilleri, İngiltere’nin AB ile daha yakın ilişkiler kurması ve hatta yeniden üye olması gerektiğini savunurken, İşçi Partisi içinde de bu konuda bölünmeler yaşanıyor. Partinin kısa süre önce yayımladığı Brexit değerlendirme raporu, AB’den ayrılışın ülkeye yıllık 40 milyar sterline mal olduğunu ortaya koymuştu. Ancak Starmer, referandumun ardından geçen sürede halkın yeni bir oylama istemediğini düşündüğünü belirtti.
G7 Zirvesi’nde Brexit Gölgesi
G7 Zirvesi’nde liderler, Ukrayna-Rusya savaşı, İran’daki gelişmeler ve küresel ekonomik zorluklar gibi konuları ele alırken, Brexit meselesi de perde arkasında önemli bir gündem maddesiydi. AB liderleri ile yapılan ikili görüşmelerde Starmer’ın, ticaret ve güvenlik iş birliğini ilerletme niyetinde olduğu ancak tam üyelik konusunda geri adım atmadığı ifade edildi. Zirvede ayrıca AB-İngiltere arasında imzalanan Windsor Çerçevesi’nin uygulanması ve Kuzey İrlanda protokolü konuları da değerlendirildi.
Analistler, Starmer’ın Brexit konusundaki bu net tutumunun, özellikle AB ile ilişkileri normalleştirme çabalarının bir parçası olduğunu belirtiyor. Başbakan, bir yandan AB ile yakın iş birliğini sürdürmek isterken, diğer yandan İşçi Partisi’nin 2024 seçimlerinden önce Brexit’i yeniden alevlendirerek oy kaybetmek istemiyor. Kamuoyu araştırmaları, İngiliz halkının yaklaşık yüzde 55’inin Brexit’i “başarısız” olarak gördüğünü ancak yeniden AB üyeliği konusunda net bir eğilim olmadığını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere’nin Brexit sonrası rotası, Avrupa’daki dengeleri doğrudan etkiliyor. Türkiye-İngiltere ilişkileri, özellikle ticaret ve savunma alanında Brexit sonrası daha da önem kazandı. Starmer’ın AB’ye dönüşe karşı çıkması, Türkiye’nin İngiltere ile mevcut ikili anlaşmalarını koruması açısından olumlu ancak AB ile uyum sürecinde İngiltere’nin bir model olarak görülmesini zorlaştırabilir. Ayrıca İngiltere’nin AB’den uzak durması, Ankara’nın Londra ile daha esnek bir ortaklık geliştirmesine alan açabilir. Küresel bağlamda, Brexit tartışmalarının sürmesi AB’nin iç bütünlüğünü test ederken, Türkiye’nin AB üyelik sürecini de dolaylı olarak etkileyebilir.