İngiltere’nin kuzeyindeki Makerfield seçim bölgesinde düzenlenen ara seçimde İşçi Partisi adayı Andy Burnham’ın ezici zaferi, Başbakan Keir Starmer’a karşı bir liderlik meydan okumasının fitilini ateşledi. Manchester Belediye Başkanı olarak tanınan Burnham, geleneksel İşçi Partisi kalesi olan bu bölgede oyların yüzde 62’sini alarak rakibine açık ara fark attı. Seçim sonuçları, Starmer’ın partisi içindeki konumunu zayıflatırken, Burnham’ın ulusal siyasette yeniden yükselişinin sinyali olarak yorumlanıyor.
Gelişmenin arka planı
Andy Burnham, 2024 temmuzunda İşçi Partisi’nin ezici seçim zaferinden bu yana Starmer’ın en güçlü potansiyel rakibi olarak görülüyordu. 2021’de Manchester Belediye Başkanlığı’na seçilen Burnham, merkez sol taban arasında popülerliğini korurken, Starmer ise son aylarda anketlerde ciddi düşüş yaşıyor. Guardian’ın aktardığına göre, Starmer’ın onay oranı temmuzdaki yüzde 45’lik zirveden yüzde 28’e geriledi. Özellikle liberal seçmenlerin göç ve iklim politikalarındaki hayal kırıklığı, partiden uzaklaşmalarına neden oldu.
Makerfield seçimi, İşçi Partisi’nin kuzey İngiltere’deki geleneksel kalelerinde yaşanan değişimi de ortaya koydu. Bölgede 2019’da Muhafazakâr Parti’ye kaptırılan sandalye, Burnham’ın kampanyasıyla yeniden kazanıldı. Ancak uzmanlar, bu başarının yalnızca Burnham’ın kişisel popülaritesine değil, aynı zamanda Starmer hükümetinin artan vergi politikalarına duyulan tepkiye de bağlı olduğunu belirtiyor. İşçi Partisi içinde Starmer’a karşı hoşnutsuzluk büyürken, Burnham’ın başbakanlık hedefi için uygun bir zemin oluşuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu siyasi hareketlilik yalnızca Birleşik Krallık iç siyasetiyle sınırlı kalmıyor. Starmer’ın zayıflaması, Batı ülkelerinde merkez sol partilerin yaşadığı genel krizin bir yansıması olarak görülüyor. Almanya’da SPD’nin anketlerde gerilemesi ve Fransa’da sol ittifakın dağılması, sosyal demokrat partilerin kimlik bunalımını ortaya koyuyor. Britanya’da ise Starmer’ın Brexit sonrası Avrupa Birliği ile yakınlaşma çabaları, muhafazakâr kesimden tepki çekerken, kuzeydeki işçi sınıfı seçmeni ise yeterince korunmadıklarını düşünüyor.
Burnham’ın başbakan olması durumunda, Birleşik Krallık’ın dış politikasında önemli değişiklikler beklenebilir. Burnham, AB ile daha sıkı ilişkiler ve iklim değişikliğiyle mücadelede daha iddialı hedefler savunuyor. Ayrıca, ABD ile “özel ilişki”nin yanı sıra Çin’e karşı daha dengeli bir tutum izlenmesi gerektiğini vurguluyor. Bu durum, küresel dengelerde Britanya’nın konumunu yeniden şekillendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Makerfield seçimi ve olası bir Burnham liderliği, Türkiye-İngiltere ilişkilerinde yeni bir dönemin habercisi olabilir. Burnham, göç konusunda daha insani bir yaklaşım benimserken, ticaret anlaşmalarında Türkiye’nin AB ile gümrük birliği müzakerelerine destek verebileceği belirtiliyor. Ancak Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’de Yunanistan’a yakın duruşu, Türkiye için risk oluşturabilir. Genel olarak, merkez sol bir Britanya hükümeti, Türkiye’nin NATO içindeki rolüne daha fazla vurgu yaparken, insan hakları eleştirilerini de sürdürebilir.