Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail'in son 24 saatte ülkenin güneyine ve doğusuna düzenlediği hava saldırılarında 18 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Saldırılarda çoğu sivil 50'den fazla kişinin yaralandığı bildirildi. İsrail ordusu ise Hizbullah'ın kuzey sınırına düzenlediği roket ve havan saldırısında dört askerinin öldüğünü, 12 askerinin yaralandığını açıkladı. Bu gelişmeler, ABD ile İran arasında bir gün önce imzalanan anlaşmanın hemen ardından geldi. Anlaşma, iki ülke arasındaki yıllardır süren gerilimi sona erdirmeyi ve Lübnan'daki çatışmaları da kapsayan bölgesel bir ateşkesi hedefliyordu. Ancak taraflar arasındaki düşmanlık, anlaşmanın lafzına rağmen devam ederken, ateşkesin ne kadar sürdürülebilir olduğu sorgulanıyor.
Son Çatışmaların Perde Arkası
İsrail savaş uçakları, dün akşam saatlerinde Beyrut’un güney varoşlarına ve Lübnan’ın güneyindeki bir dizi köye hava saldırısı düzenledi. Lübnanlı yetkililer, saldırılarda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 18 kişinin öldüğünü, en az 52 kişinin yaralandığını açıkladı. Saldırıların bir Hizbullah komutanının öldürülmesine misilleme olduğu belirtiliyor. Öte yandan Hizbullah da İsrail’in kuzeyindeki askeri üslere ve yerleşim birimlerine yoğun roket saldırısı düzenledi. İsrail ordusu, saldırılarda 3’ü subay 4 askerin öldüğünü, 12 askerin yaralandığını doğruladı. Saldırılarda ayrıca bir sivilin de hafif şekilde yaralandığı bildirildi. Hizbullah’ın kullandığı roketlerin bir kısmının İran yapımı olduğu ve ABD-İran anlaşmasının ardından tarafların elindeki silah stoklarını kullanmaya devam ettiği görülüyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, “Hizbullah’ı vurdukça vuracağız, ateşkes sadece kağıt üzerinde” dedi.
Bu çatışmalar, bir gün önce imzalanan ABD-İran anlaşmasının hemen ardından geldi. Anlaşma, İran’ın nükleer programının sınırlandırılması ve bölgedeki vekil güçlerinin (Hizbullah, Hamas, Husiler) silah bırakması karşılığında ABD’nin yaptırımları kaldırmasını öngörüyor. Ancak anlaşma henüz yürürlüğe girmeden tarafların birbirlerini test ettiği yorumları yapılıyor. Lübnan hükümeti ise çatışmaların durdurulması için acil bir BM Güvenlik Konseyi toplantısı talep ettiğini duyurdu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-İran anlaşması, bölgedeki dengeleri değiştirme potansiyeli taşıyor. Ancak İsrail, anlaşmayı İran’ın nükleer tehdidini sınırlandırsa da Hizbullah ve diğer vekil güçlerin tehdidini tamamen ortadan kaldırmadığı gerekçesiyle eleştiriyor. Son çatışmalar, anlaşmanın uygulanmasında ciddi zorluklar yaşanacağını gösteriyor. Hizbullah, İsrail’e karşı en büyük caydırıcı gücü olan roket ve füze cephaneliğini korumakta kararlı. İsrail ise kuzey sınırında güvenliği sağlamak için sınır ötesi operasyonlara devam ediyor. Bu karşılıklı saldırılar döngüsü, tarafların anlaşmanın ruhuna uygun hareket etmediğini ve gerilimin daha da tırmanabileceğini gösteriyor. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, iki tarafı da itidale çağırarak anlaşmanın uygulanması için acil bir mekanizma kurulacağını duyurdu. Ancak uzmanlar, İsrail ile Hizbullah arasındaki düşmanlığın köklü olduğunu ve anlaşmanın bu kısa vadede krizi sonlandırmayacağını belirtiyor.
Bölgede bir diğer önemli aktör ise Suudi Arabistan. Suudi yönetimi, ABD-İran anlaşmasını temkinli karşılamış, İran’ın Yemen ve Lübnan’daki etkisinin azalması halinde anlaşmayı destekleyeceğini açıklamıştı. Suudi Arabistan, İsrail-Hizbullah çatışmasının iki ülke arasındaki normalleşme sürecini de etkilemesinden endişe ediyor. Ayrıca, Türkiye’nin de yakından takip ettiği bu gelişme, Doğu Akdeniz’deki enerji dengelerini de etkileyebilir. İsrail ile Lübnan arasındaki deniz sınırı ve doğal gaz kaynakları anlaşmazlığı, iki ülke arasında uzun süredir bir gerilim kaynağıyken, çatışmaların kontrolsüz şekilde büyümesi bu konuları da yeniden gündeme getirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki çatışmaların tırmanması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Ortadoğu politikalarını doğrudan etkileyebilecek bir gelişmedir. Türkiye, bölgede istikrarın sağlanmasını ve çatışmaların yayılmamasını savunurken, İsrail ile Lübnan arasındaki gerilimin Suriye ve Irak'a sıçraması halinde güvenlik riskleri artabilir. Ayrıca, Hizbullah'ın İran'la bağlantılı olması, Türkiye-İran ilişkilerine de yansıyabilir. Türkiye, ABD-İran anlaşmasını desteklemekle birlikte, anlaşmanın uygulanmasında yaşanan aksaklıkların bölgesel güvenlik mimarisini zayıflatmasından endişe duyuyor. Ekonomik olarak ise, çatışmaların tırmanması halinde Lübnan'daki Türk yatırımları ve ticari ilişkiler zarar görebilir. Bu nedenle Türkiye'nin diplomatik girişimlerini hızlandırması ve taraflar arasında arabuluculuk yapması beklenebilir.