Sri Lanka'da 2019 yılında düzenlenen ve ülke tarihinin en kanlı saldırılarından biri olarak kayıtlara geçen Paskalya bombalamalarına ilişkin yaklaşık beş yıl süren yargılama sonucunda 15 sanık suçlu bulundu. 21 Nisan 2019'da kilise ve otellere eşzamanlı düzenlenen intihar saldırılarında 260'tan fazla kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmıştı. Saldırıları IŞİD'in (DEAŞ) ilham verdiği yerel bir radikal grup üstlenmişti. Mahkeme, suçlu bulunan 15 kişinin de Sri Lanka vatandaşı olduğunu ve saldırıları planlayıp icra eden hücrenin üyeleri arasında yer aldığını açıkladı.
Saldırıların arka planı ve yargılama süreci
21 Nisan 2019 Paskalya Pazar günü, başkent Kolombo ve çevresindeki üç kilise ile üç lüks otele eşzamanlı olarak intihar bombacıları tarafından saldırı düzenlendi. Saldırılar, yerel bir radikal İslamcı grup olan National Thowheeth Jama'ath (NTJ) tarafından gerçekleştirildi ve grup IŞİD'e bağlılık yemini etmişti. Olay, Sri Lanka'nın iç savaş sonrası dönemde yaşadığı en büyük güvenlik ihlali olarak değerlendirildi. Saldırıların ardından ülkede olağanüstü hal ilan edildi ve geniş çaplı gözaltılar başlatıldı.
Yaklaşık beş yıl süren yargılama boyunca yüzlerce tanık dinlendi, binlerce sayfa delil incelendi. Savcılık, sanıkların saldırı öncesi bombalı araçları hazırladığını, patlayıcıları temin ettiğini ve lojistik destek sağladığını ortaya koydu. Mahkeme, 15 sanığın "terör örgütü üyeliği", "cinayet" ve "devlet güvenliğine karşı suç" gibi suçlamalardan suçlu olduğuna hükmetti. Cezaların önümüzdeki günlerde açıklanması bekleniyor. Sanıkların avukatları karara itiraz edeceklerini duyurdu.
Bu dava, Sri Lanka'da adalet sisteminin terör saldırıları karşısındaki etkinliği açısından da kritik bir sınav olarak görülüyor. Saldırılar sonrası istihbarat zafiyetleri ve güvenlik güçlerinin koordinasyonsuzluğu, ülkede geniş çaplı bir siyasi tartışma yaratmıştı. Dönemin hükümeti, saldırıları önceden engelleyemediği için ağır eleştirilere maruz kalmış, bazı üst düzey güvenlik yetkilileri görevden alınmıştı.
Bölgesel ve küresel boyut
Paskalya saldırıları, Güney Asya'da dini azınlıklara yönelik artan radikalizm tehdidinin bir göstergesi olarak uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Saldırıların IŞİD tarafından ilham alması, örgütün sadece Orta Doğu'da değil, Asya-Pasifik bölgesinde de hücreler oluşturabildiğini gözler önüne serdi. Sri Lanka, Hindistan ve diğer bölge ülkeleri, saldırı sonrası istihbarat paylaşımını artırma ve radikalleşmeyle mücadele konusunda yeni adımlar attı.
Uluslararası toplum, saldırıları kınayarak Sri Lanka'ya taziye mesajları gönderdi ve terörle mücadelede dayanışma çağrısı yaptı. Birleşmiş Milletler, saldırıların dini hoşgörüyü hedef aldığını vurguladı. Öte yandan, saldırıların ardından ülkede Müslüman topluma yönelik ayrımcı söylem ve eylemlerde artış yaşandığı, bunun da toplumsal barışı zedelediği raporlara yansıdı.
Yargı sürecinin sonuçlanması, Sri Lanka'da uzun süredir beklenen bir adalet arayışının parçası. Ancak ülkede hâlâ saldırılarla ilgili bazı soru işaretleri ve ihmaller zinciri tam olarak aydınlatılabilmiş değil. Özellikle istihbarat birimlerinin saldırı öncesi uyarıları nasıl değerlendirdiği ve neden önlem alınamadığı tartışılmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sri Lanka'daki Paskalya saldırıları, IŞİD bağlantılı radikal terörün küresel ölçekte hâlâ aktif olduğunu gösteriyor. Türkiye, uzun yıllardır IŞİD başta olmak üzere radikal terör örgütleriyle mücadelede ön cephede yer alıyor. Bu tür saldırılar, Türkiye'nin uluslararası terörle mücadele iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Ayrıca, saldırı sonrası Sri Lanka'da Müslüman azınlığa yönelik artan ayrımcılık, Türkiye'nin dış politikasında İslamofobi ve azınlık hakları konularına verdiği önemi destekler nitelikte. Türkiye, bölgesel istikrar ve güvenlik için Güney Asya ülkeleriyle istihbarat paylaşımını güçlendirmeyi sürdürmelidir.