İngiltere'de Waleed Saeed adlı bir kişi, sosyal medya platformlarında sahte profiller oluşturarak Müslüman erkekleri hedef alan ve onlara şantaj yaparak cinsel saldırıda bulunan bir suç örgütünün lideri olarak 16 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 31 yaşındaki Saeed, Snapchat, Instagram ve Grindr gibi platformlarda kadın kimliğine bürünerek kurbanlarıyla iletişime geçti, daha sonra onları utandırıcı görüntülerle tehdit ederek cinsel eylemlerde bulunmaya zorladı. Mahkeme, Saeed'in 2017 ile 2021 yılları arasında en az 10 kişiyi bu yöntemle mağdur ettiğini ve bazı kurbanların psikolojik travma yaşadığını belirtti.
Sahte profillerle ağ kurdu
Waleed Saeed, kurbanlarına ulaşmak için sosyal medyada sahte kadın profilleri oluşturdu. Snapchat ve Instagram'da "Sarah" ve "Aisha" gibi isimler kullanarak Müslüman erkeklerle arkadaşlık kurdu. Konuşmalar ilerledikçe kurbanlardan müstehcen fotoğraflar istedi ve bu görüntüleri ele geçirdikten sonra şantaj yapmaya başladı. Saeed, kurbanlarına ailelerine veya cemaatlerine bu görüntüleri yaymakla tehdit ederek onları kendisiyle cinsel ilişkiye girmeye zorladı. Mahkeme, Saeed'in eylemlerinin "soğukkanlı ve sistematik" olduğunu vurguladı.
Kurbanlardan biri, Saeed'in kendisini bir parka çağırdığını ve orada tecavüze uğradığını ifade etti. Bir diğer kurban ise Saeed'in kendisini bir otel odasına kilitleyip saatlerce alıkoyduğunu ve cinsel saldırıda bulunduğunu anlattı. Polis, Saeed'in evinde yapılan aramada çok sayıda dijital delil ve kurbanlara ait özel görüntüler buldu. Savcı, Saeed'in suçlarının "küçük düşürücü, aşağılayıcı ve son derece travmatik" olduğunu belirtti.
Toplumsal ve hukuki boyut
Bu dava, özellikle Müslüman topluluklar arasında büyük yankı uyandırdı. Mağdurların bir kısmı, toplumdan dışlanma korkusuyla olayı uzun süre polise bildirmedi. Saeed'in hedef seçiminde, kurbanlarının dini hassasiyetlerini kullanması dikkati çekti. İngiltere'de benzer vakaların önlenmesi için sosyal medya platformlarının güvenlik önlemlerini artırması çağrıları yapıldı. Mahkeme, Saeed'in suçlarının ciddiyetini göz önünde bulundurarak 16 yıl hapis cezası verdi ve 10 yıl süreyle denetimli serbestlik uygulanmasını kararlaştırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu dava, Türkiye'de de benzer sosyal medya dolandırıcılığı ve şantaj vakalarının artabileceğine işaret ediyor. Özellikle dini hassasiyetlerin kullanıldığı suçlar, Türkiye'deki Müslüman toplum için de geçerlidir. Türk güvenlik birimleri, bu tür suçların önlenmesi için sosyal medya platformlarıyla işbirliğini artırmalı ve vatandaşları bilinçlendirme kampanyaları düzenlemelidir. Ayrıca, uluslararası adli işbirliği mekanizmaları, sınır aşan bu tür suçların faillerinin yakalanmasında kritik öneme sahiptir.