ABD merkezli Smead Capital'in CEO'su Cole Smead, Bloomberg ETF IQ programında yaptığı açıklamada, yatırım fonlarının (mutual funds) borsa yatırım fonları (ETF'ler) karşısında ciddi bir vergi avantajı yakalama potansiyeline sahip olduğunu ancak bu 'tarihi' fırsatı değerlendiremediklerini söyledi. Smead, fon yöneticilerinin pasif yatırım araçlarına kıyasla daha yüksek getiri sağlama kabiliyetlerine rağmen, vergi verimliliği konusunda ETF'lerin gerisinde kaldığını vurguladı. Programda Katie Greifeld, Scarlet Fu ve Eric Balchunas'ın sorularını yanıtlayan Smead, yatırım fonlarının uzun vadede daha büyük kazançlar sunabileceğini ancak mevcut düzenlemeler ve stratejik eksiklikler nedeniyle bu potansiyelin tam olarak kullanılamadığını ifade etti.
Vergi Verimliliği ve Yatırım Fonlarının Avantajları
Smead, yatırım fonlarının aktif yönetim sayesinde piyasa dalgalanmalarına karşı daha dirençli olabileceğini ve seçici hisse senedi alımlarıyla yüksek getiri elde edebileceğini belirtti. Ancak bu fonların karşılaştığı en büyük sorunun, vergi açısından verimsiz olmaları olduğunu söyledi. ETF'ler, yapıları gereği daha düşük sermaye kazancı vergisi yükümlülüğü doğururken, yatırım fonları sık sık alım-satım yaparak yatırımcılarına beklenmedik vergi faturaları çıkarabiliyor. Smead, bu durumun "vergi erteleme" stratejileriyle aşılabileceğini ancak çoğu fon yöneticisinin bu konuda yeterli adımı atmadığını savundu. Smead Capital olarak kendilerinin, uzun vadeli yatırım stratejileri ve minimize edilmiş portföy devir hızı ile bu dezavantajı ortadan kaldırmaya çalıştıklarını anlattı.
ETF'lerin Yükselişi ve Geleneksel Fonlara Etkisi
Son yıllarda ETF'lerin düşük maliyet ve vergi avantajları sayesinde hızla büyüdüğüne dikkat çeken Smead, yatırım fonlarının bu rekabette geri kaldığını itiraf etti. Ancak ona göre bu durum, yatırım fonlarının tamamen göz ardı edilmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Smead, özellikle düşük faiz ortamında ve dalgalı piyasalarda aktif yönetimin önem kazandığını, doğru stratejilerle yatırım fonlarının ETF'lerden daha iyi performans gösterebileceğini iddia etti. Programda ayrıca, pasif yatırımın yarattığı piyasa balonlarına da değinen Smead, tüm yatırımcıların aynı endeksleri takip etmesinin sistemik risk oluşturduğunu söyledi. Bu noktada, yatırım fonlarının farklılaşarak bu riski azaltabileceğini ifade etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel yatırım trendlerinin Türkiye'ye yansıması, özellikle yerli yatırım fonları ve ETF piyasasının gelişimi açısından önem taşıyor. Türkiye'de de son yıllarda pasif yatırım araçlarına ilgi artsa da, aktif yönetilen fonlar halen büyük bir paya sahip. Smead'in vurguladığı vergi verimliliği konusu, Türk yatırımcılar için de geçerli: yerli fonların yüksek işlem hacimleri ve kısa vadeli spekülasyonlar, yatırımcılara ek vergi yükü getirebiliyor. Türkiye'de düzenleyici kurumların, fonların vergi avantajlarını artıracak politikalar geliştirmesi ve uzun vadeli yatırımı teşvik etmesi, hem yatırımcıların getirilerini iyileştirebilir hem de sermaye piyasalarının derinleşmesine katkı sağlayabilir.