Belgrad, kritik bir seçim arifesinde. Sırbistan'da 17 Aralık'ta yapılacak erken genel seçimlere sayılı günler kala, ülkenin güçlü lideri Aleksandar Vucic, bir yanda Avrupa Birliği üyelik hedefini canlı tutmaya çalışırken, diğer yanda geleneksel müttefiki Rusya ile ilişkileri dengelemeye çalışıyor. Ancak Ukrayna savaşıyla derinleşen jeopolitik fay hatları ve ülke içindeki muhalefetin artan baskısı, Vucic'in manevra alanını giderek daraltıyor. Seçim sonuçları yalnızca Sırbistan'ın iç siyasi dengelerini değil, aynı zamanda Batı ile Rusya arasında kalan Batı Balkanlar'ın geleceğine dair önemli sinyaller verecek.
Vucic'in İkili Oyunu: AB Kapısında Rusya ile Flört
Sırbistan, resmi olarak Avrupa Birliği'ne üyelik sürecini sürdüren bir aday ülke. Ülke, 2014 yılında başlattığı katılım müzakerelerinde şu ana kadar 22 fasıl açtı ancak yalnızca ikisini geçici olarak kapattı. AB'nin genişleme politikasındaki yavaşlama ve özellikle Kosova konusundaki anlaşmazlıklar, Belgrad ile Brüksel arasındaki ilişkileri zaman zaman gerginleştirdi. Öte yandan Sırbistan, BM Genel Kurulu'nda Ukrayna'ya yönelik işgali kınayan karara evet oyu vermesine rağmen, Rusya'ya yönelik yaptırımlara katılmadı. Bu durum, Batılı yetkililerin sık sık eleştirilerine neden oluyor. Vucic ise bu politikayı “Sırp halkının çıkarları” ve “ekonomik gerekçelerle” savunuyor. Sırp lider, enerji ihtiyacının büyük bölümünü Rusya'dan karşıladığını ve bu nedenle yaptırımlara katılmanın ülke ekonomisini olumsuz etkileyeceğini belirtiyor. Ayrıca Sırbistan, Rusya'nın Balkanlar'daki tarihi müttefiki olarak görülüyor; iki ülke arasındaki Ortodoks Hristiyanlık ve Slav kardeşliği bağları, toplumun önemli bir kesiminde Rusya'ya sempati duyulmasına yol açıyor. Bu karmaşık tablo, Vucic'in iç politikadaki popülaritesini korumasına da yardımcı oluyor. Seçim öncesinde yapılan anketlere göre Vucic'in liderliğini yaptığı Sırp İlerleme Partisi (SNS) açık ara önde görünüyor. Ancak muhalefet, son aylarda düzenlediği büyük protestolarla hükümeti sıkıştırmaya çalışıyor. Özellikle iki toplu silahlı saldırının ardından ortaya çıkan toplumsal tepki, hükümet karşıtı hareketin güçlenmesine zemin hazırladı. Muhalefet, Vucic'i otoriterleşmekle suçluyor ve medya üzerindeki baskıyı artırdığını iddia ediyor. Seçimlerin uluslararası gözlemciler tarafından izlenmesi beklenirken, muhalefetin olası usulsüzlük iddiaları gerilimi daha da artırabilir.
Kosova ve Batı Balkanlar: Denge Oyununun Kırılma Noktası
Vucic'in dış politikadaki en kritik sınavlarından biri Kosova meselesi. Sırbistan, 2008'de tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Kosova'yı hâlâ kendi toprağı olarak görüyor. AB'nin arabuluculuğunda yürütülen diyalog süreci, geçtiğimiz yıl OHAL ilanına varan gerginliklerin ardından zora girmiş durumda. Batılı ülkeler, Sırbistan ve Kosova'nın normalleşme anlaşmasını uygulamasını istiyor. Ancak Vucic, Kosova'daki Sırp azınlığın haklarının korunması gerekçesiyle direniyor. Bu durum, AB ile müzakerelerin askıya alınmasına neden olabilir. Uzmanlar, Sırbistan'ın bu hassas dengeyi gözetmek zorunda olduğunu vurguluyor. Eğer AB ile ilişkiler bozulursa, Sırbistan'ın Rusya ile ilişkileri daha da derinleşebilir ve ülke Batı'dan uzaklaşma riskiyle karşı karşıya kalabilir. Öte yandan Batı, Sırbistan'ın jeostratejik konumunun farkında. Ülke, Avrupa'nın enerji güvenliği için önemli bir geçiş noktası olan Trans-Adriyatik Boru Hattı üzerinde yer alıyor. Ayrıca NATO'nun Kosova'daki barış gücüne (KFOR) ev sahipliği yapan Sırbistan, bölgesel istikrar için kilit ülke konumunda. Bu nedenle Batılı güçler, Vucic'i tamamen kaybetmek istemiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sırbistan'daki seçimler ve ülkenin AB-Rusya dengesi, Türkiye'nin Balkanlar politikası açısından da önem taşıyor. Türkiye, Bosna-Hersek ve Kosova'daki nüfuzunu güçlendirirken, Belgrad'la da yakın ekonomik ve askeri iş birliği geliştirdi. Sırbistan'ın Batı'dan kopması, bölgede Rusya'nın etkisini artırabilir ve Türkiye'nin Balkanlar'daki denge siyasetini zorlaştırabilir. Ayrıca, Kosova'da yaşanacak bir kriz, NATO üyesi Türkiye'nin KFOR bünyesindeki askerleriyle doğrudan ilgili. Türkiye, hem AB üyeliği perspektifini destekleyen hem de Rusya ile dengeli ilişkiler kuran Sırbistan'ın mevcut politikasının sürmesinden yana. Bu denge, aynı zamanda Türkiye'nin Ukrayna savaşındaki arabuluculuk rolü ve bölgesel istikrar anlayışıyla da örtüşüyor.