1975 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 3379 sayılı kararla Siyonizm'i "ırkçılık ve ırk ayrımcılığının bir biçimi" olarak tanımladı. Bu karar, İsrail'in kuruluşundan bu yana Filistinlilere yönelik politikalarının uluslararası alanda en sert eleştirilerinden biriydi. Ancak 16 yıl sonra, 1991'de Madrid Barış Konferansı'nın siyasi atmosferinde karar iptal edildi. Batı siyaseti o tarihten sonra Siyonizm'in doğasını tartışmayı adeta tabu haline getirdi. Bugün ise apartheid ve soykırım suçlamaları yeniden gündemde; dünya artık bu tartışmadan kaçamıyor.
BM Kararından Madrid'e: Siyonizm Tartışmasının Kısa Tarihi
1975'te kabul edilen 3379 sayılı karar, Soğuk Savaş döneminde Üçüncü Dünya ülkeleri ve Sovyet bloğunun desteğiyle geçmişti. Karar, Siyonizm'i sadece bir siyasi hareket olarak değil, ırkçı bir ideoloji olarak mahkûm ediyordu. İsrail ve müttefikleri kararı şiddetle eleştirdi; ABD yönetimi kararı "utanç verici" olarak nitelendirdi. 1991'e gelindiğinde, Soğuk Savaş'ın sona ermesi ve Madrid Barış Konferansı'nın toplanmasıyla birlikte, Batı'nın İsrail ile Arap devletleri arasında bir uzlaşı arayışı, kararın iptalini getirdi. O günden sonra Batı başkentlerinde Siyonizm eleştirisi, antisemitizmle eş tutulmaya başlandı ve kamusal tartışma büyük ölçüde susturuldu.
Ancak son yıllarda, özellikle İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri operasyonları, yerleşim politikaları ve Filistinlilere yönelik sistematik ayrımcılık iddiaları, apartheid ve soykırım kavramlarını yeniden uluslararası hukukun merkezine taşıdı. Uluslararası Af Örgütü, Human Rights Watch ve B'Tselem gibi kuruluşlar, İsrail'in Filistinlilere karşı apartheid uyguladığını raporladı. BM'nin bazı organları ve akademik çevreler de bu değerlendirmeyi paylaşıyor. Siyonizm'in ırkçı bir hareket olup olmadığı sorusu, artık sadece Orta Doğu'da değil, Batı üniversitelerinde ve parlamentolarında da yankılanıyor.
Apartheid ve Soykırım Suçlamaları: Hukuki ve Siyasi Boyut
Apartheid, Güney Afrika'da 1948-1994 arası uygulanan ırk ayrımcılığı rejiminin adıydı ve uluslararası hukukta suç olarak tanımlanmıştı. Bugün Filistin topraklarında uygulanan politikaların bu tanıma uyduğu yönünde güçlü iddialar var. İsrail, 1967'den beri işgal altındaki Batı Şeria'da farklı hukuki statüler yaratarak Filistinlilere karşı ayrımcılık yapmakla suçlanıyor. Soykırım suçlaması ise daha ağır; Gazze'de 7 Ekim 2023 sonrası başlayan saldırılarda on binlerce sivilin ölümü, altyapının yok edilmesi ve insani yardımın engellenmesi, soykırım niyeti taşıdığı iddialarını güçlendirdi. Güney Afrika, 2023 sonunda Uluslararası Adalet Divanı'nda İsrail'e karşı soykırım davası açtı. Dava halen sürüyor ve dünya kamuoyu kararı bekliyor.
Siyonizm'in tarihsel olarak ırkçı bir ideoloji olup olmadığı tartışması ise daha derin. Siyonizm, 19. yüzyıl Avrupası'nda Yahudilere yönelik pogromlar ve antisemitizm karşısında bir kurtuluş hareketi olarak doğdu. Ancak Filistin topraklarında bir Yahudi devleti kurma hedefi, yerli Arap nüfusun haklarını görmezden geldi. İsrail'in kuruluşuyla birlikte yüz binlerce Filistinli mülteci durumuna düştü. Bugün Siyonizm, eleştirmenler tarafından sömürgeci bir proje olarak tanımlanıyor; destekçileri ise bunu Yahudilerin kendi kaderini tayin hakkı olarak görüyor.
Dünyanın Artık Kaçamadığı Tartışma
Soğuk Savaş sonrası dönemde Batı, İsrail'i demokrasinin Orta Doğu'daki kalesi olarak gördü ve Siyonizm eleştirisini antisemitizmle eşitleyerek susturdu. Ancak İsrail'in son yıllardaki politikaları, bu anlatıyı sürdürülemez kıldı. Özellikle Filistin yanlısı hareketler, BDS (Boykot, Tecrit, Yaptırım) kampanyası ve uluslararası hukuk kurumlarının raporları, apartheid ve soykırım kavramlarını ana akım tartışmaya taşıdı. ABD'de üniversite kampüslerinde başlayan protestolar, Avrupa'da sokak gösterileri ve BM'de artan Filistin yanlısı oylar, Batı'nın geleneksel sessizliğini kırdı. Artık Siyonizm'in doğası, apartheid ve soykırım suçlamaları, küresel siyasetin merkezi soruları haline geldi. Dünya, bu tartışmayı görmezden gelerek daha fazla ilerleyemez.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına tarihsel ve stratejik olarak bağlı bir ülke. Ankara, İsrail'in Gazze'deki saldırılarını soykırım olarak nitelendiriyor ve Güney Afrika'nın açtığı soykırım davasına müdahil olma başvurusunda bulundu. Siyonizm'in apartheid ve ırkçılıkla ilişkilendirilmesi, Türkiye'nin uluslararası platformlarda savunduğu pozisyonla örtüşüyor. Bu tartışma, Türkiye'nin Orta Doğu'da artan etkisini ve İslam dünyasındaki liderlik iddiasını güçlendirebilir. Ayrıca, Batı'nın çifte standartlarına karşı eleştirel bir söylem geliştiren Ankara, küresel Güney'de daha fazla destek bulabilir. Ancak Türkiye'nin İsrail ile ticari ilişkileri ve enerji iş birliği, bu politik duruşta denge unsuru olmaya devam ediyor.