İsrail'in güneyinde, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği saldırılarda hayatta kalanlar, üç yıl sonra hâlâ travmanın etkisi altında. Saldırılarda yakınlarını kaybedenler, arkadaşlarını kaybedenler ve esir düşenler, bir yandan hayatlarını yeniden kurmaya çalışırken bir yandan da yaşadıkları dehşeti unutmamak için direniyor. Gazze'de Hamas esaretinde uzun saatler geçiren Keith Siegel, 7 Ekim sonrası yaşanan her şeyi hafızasına kazımaya çalıştığını söylüyor. Siegel gibi pek çok kişi için bu yıl dönümü, hem yas hem de dayanışma gününe dönüşmüş durumda.
Saldırıların ardından: Yaralar sarılmaya çalışılıyor
7 Ekim 2023'te Hamas militanları, İsrail'in güney sınırındaki birçok kibbutz ve yerleşim yerine eşzamanlı saldırılar düzenledi. Yaklaşık 1.200 kişi hayatını kaybetti, 250'den fazla kişi rehin alınarak Gazze'ye götürüldü. Bu saldırılar İsrail tarihinde derin izler bırakan bir travma yarattı. Saldırıdan kurtulanlar, o gün yaşadıklarını unutamıyor. Birçok kişi için en zor kısım, sevdiklerinin ölüm haberini almak ve ardından günlük yaşama dönmeye çalışmak oldu.
Üç yıl sonra bile birçok aile, kayıplarının acısını taze tutuyor. Anma törenleri, mezar ziyaretleri ve toplumsal etkinliklerle hem kayıplar anılıyor hem de hayatta kalanlara destek sağlanıyor. Ancak psikolojik yardım hizmetlerine erişim hâlâ yetersiz. İsrail hükümeti, travma sonrası stres bozukluğu yaşayan binlerce kişiye destek için ek bütçe ayırmak zorunda kaldı. Uzmanlar, iyileşme sürecinin yıllar alacağını ve toplumsal dayanışmanın kritik olduğunu vurguluyor.
Rehin alınanlardan bazıları serbest bırakıldı, ancak birçoğu hâlâ Gazze'de. Aileler, sevdiklerinin geri dönmesi için kampanyalar düzenliyor. Keith Siegel gibi serbest kalanlar ise yaşadıkları esaretin izlerini taşıyor. Siegel, "Tek yapmak istediğim ağlamak" diyerek duygularını ifade ediyor. Esaret sırasında yaşadığı açlık, korku ve belirsizlik, onu derinden etkilemiş. Şimdi ise hem kendi travmasıyla hem de kaybettiği arkadaşlarının yasıyla baş etmeye çalışıyor.
İsrail toplumu, bir yandan yas tutarken diğer yandan geleceği inşa etme çabasında. Saldırılarda evlerini kaybedenler için yeni konutlar yapılıyor, ancak birçok kişi hâlâ geçici barınaklarda yaşıyor. Ekonomik zorluklar ve güvenlik endişeleri, bölgede hayatı zorlaştırıyor. Yahudi diasporasından gelen bağışlar ve uluslararası yardımlar, yeniden inşa sürecine katkı sağlıyor. Ancak psikolojik iyileşme için daha fazla kaynağa ihtiyaç var.
Bölgesel ve küresel yansımalar
7 Ekim saldırıları, İsrail-Filistin çatışmasını yeni bir boyuta taşıdı. İsrail'in Gazze'ye yönelik geniş çaplı askerî operasyonları, bölgede büyük yıkıma yol açtı ve binlerce sivilin ölümüne neden oldu. Uluslararası toplum, ateşkes çağrıları yapsa da kalıcı bir çözüm bulunamadı. Çatışma, Orta Doğu'daki dengeleri alt üst etti; Lübnan, Suriye ve Yemen'de gerilim arttı. İran ve İsrail arasındaki karşılıklı tehditler, bölgesel bir savaş riskini gündeme getirdi. ABD ve Avrupa ülkeleri, İsrail'e destek verirken aynı zamanda insani krizin boyutları karşısında baskı yapıyor. Birleşmiş Milletler, Gazze'deki insani durumun felaket boyutunda olduğunu raporluyor.
Öte yandan, saldırıların yıl dönümü, dünya genelinde antisemitizm ve İslamofobi olaylarında artışa neden oldu. Birçok ülkede protestolar düzenlendi, bazıları İsrail karşıtı gösterilere dönüştü. Bu durum, diaspora toplulukları arasında gerginliği artırdı. Uluslararası Ceza Mahkemesi, savaş suçları iddialarını soruşturuyor. Sivil kayıpların fazlalığı, İsrail'in uluslararası itibarını zedeledi. Buna karşın Hamas da sivilleri canlı kalkan olarak kullanmakla suçlanıyor. Çatışmanın tarafları, birbirlerini suçlamaya devam ediyor.
Barış süreci ise tamamen durmuş durumda. İki devletli çözüm fikri, her iki tarafta da desteğini yitirmiş görünüyor. Filistin yönetimi, Batı Şeria'da zayıf bir konumda; Gazze'de ise Hamas hâkim. İsrail'de ise aşırı sağ partiler, daha sert politikalar izliyor. Bu ortamda, kalıcı bir barışın sağlanması için somut adımlar atılması zor görünüyor. Uluslararası arabuluculuk çabaları ise sonuçsuz kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 7 Ekim saldırıları sonrasında İsrail ile ilişkilerini ciddi şekilde askıya aldı. Hamas'ı terör örgütü olarak tanımlamayan Ankara, Gazze'deki insani krize dikkat çekerek İsrail'e yönelik eleştirilerini artırdı. Türkiye, bölgede kalıcı ateşkes ve iki devletli çözüm için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Ancak İsrail ile ticari bağlar tamamen kopmadı; enerji iş birliği ve doğal gaz projeleri zaman zaman gündeme geliyor. Bu durum, Türkiye'nin denge politikasını zorlaştırıyor. Ayrıca, savaşın uzaması, Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırıyor; Suriye ve Irak'ta PKK/YPG ile mücadelede yeni riskler doğabilir. Ekonomik açıdan, bölgesel istikrarsızlık enerji fiyatlarını yükselterek Türkiye'nin cari açığını olumsuz etkiliyor. Türkiye, insani yardımlar konusunda aktif rol alarak uluslararası kamuoyunda itibar kazanmaya çalışıyor.