Singapur'da düzenlenen 22. Shangri-La Diyaloğu, küresel askeri harcamaların rekor seviyelere ulaştığı bir dönemde Asya-Pasifik bölgesinin silahlanma yarışına sürüklendiğini gözler önüne serdi. 31 Mayıs-2 Haziran tarihleri arasında gerçekleşen zirveye 40'tan fazla ülkeden savunma bakanları, askeri yetkililer ve güvenlik uzmanları katıldı. Zirvenin ana gündem maddesi, ABD ile Çin arasındaki artan rekabetin bölgesel istikrar üzerindeki etkileri oldu. Uluslararası Stratejik Çalışmalar Enstitüsü'nün (IISS) verilerine göre, küresel askeri harcamalar 2022'de 2,24 trilyon dolara ulaşarak tarihi bir zirve yaptı. Bu artışta Asya-Pasifik ülkelerinin payı büyük: Çin, Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Tayvan savunma bütçelerini önemli ölçüde artırdı.
ABD-Çin rekabeti gölgesinde silahlanma
Zirvede en çok tartışılan konulardan biri, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını güçlendirme çabaları oldu. ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, yaptığı konuşmada "Çin'in saldırgan tutumu" olarak nitelediği davranışlara karşı caydırıcılığı artıracaklarını söyledi. Austin, ABD'nin Japonya, Filipinler ve Avustralya ile ittifaklarını derinleştirdiğini ve Tayvan'a yönelik herhangi bir saldırıya karşı "kararlılıkla" yanıt vereceklerini ifade etti. Çin Savunma Bakanı Li Shangfu ise ABD'yi "hegemonik çıkarlar peşinde koşmak" ve "bölgeyi askeri çatışmaya sürüklemekle" suçladı. Li, Çin'in kendi egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunma hakkını kullanacağını, ancak barışçıl kalkınma politikasından vazgeçmeyeceğini vurguladı. İki ülke arasındaki söylem gerilimi, zirve boyunca yapılan ikili görüşmelerde de kendini gösterdi. ABD ve Çinli yetkililer arasında resmi bir temas gerçekleşmezken, koridor diplomasisi sınırlı kaldı.
Zirvede konuşan Japonya Başbakanı Fumio Kishida, ülkesinin savunma harcamalarını 2027'ye kadar GSYİH'nın yüzde 2'sine çıkaracağını açıkladı. Bu, Japonya'nın savaş sonrası dönemdeki en büyük silahlanma hamlesi olarak değerlendiriliyor. Japonya'nın bu adımı, Çin'in artan deniz gücü ve Kuzey Kore'nin balistik füze tehditlerine karşı bir yanıt olarak görülüyor. Güney Kore de benzer şekilde savunma bütçesini artırırken, Avustralya nükleer denizaltı filosu kurma planlarını hızlandırdı. Filipinler, ABD ile yeni askeri üs anlaşmaları imzalarken, Tayvan kendi savunma sanayisini güçlendirmek için yatırımları artırdı.
Bölgesel güvenlik mimarisi dönüşüyor
Asya-Pasifik'teki silahlanma eğilimi, Soğuk Savaş sonrası dönemde benzeri görülmemiş bir hız kazandı. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün (SIPRI) 2023 raporuna göre, bölge ülkelerinin toplam askeri harcaması 2022'de bir önceki yıla göre yüzde 15 arttı. Bu artışta, Çin'in savunma bütçesindeki yıllık yüzde 7,2'lik büyüme başı çekiyor. Ancak sadece Çin değil, küçük ve orta ölçekli ülkeler de silahlanma yarışına katılıyor. Vietnam, Endonezya ve Malezya gibi ülkeler deniz kuvvetlerini modernize ederken, Singapur kendi insansız hava aracı filolarını geliştiriyor. Zirvede konuşan Malezya Savunma Bakanı Mohamad Sabu, "Bölgede yeni bir kuvvet dengesi oluşuyor. Ülkeler kendilerini korumak için daha fazla harcama yapmak zorunda kalıyor" dedi.
Silahlanma yarışının bir diğer boyutu da teknolojik rekabet. Yapay zekâ, siber güvenlik ve hipersonik silahlar gibi alanlarda büyük yatırımlar yapılıyor. ABD, 2024 savunma bütçesinde yapay zekâ ve siber savaş kapasitelerine 50 milyar dolar ayırdı. Çin ise Askeri-Sivil Füzyon stratejisi kapsamında yapay zekâ ve kuantum teknolojilerine odaklanıyor. Zirve kapsamında düzenlenen bir panelde konuşan Güney Koreli uzman Prof. Kim Kyung-min, "Silahlanma yarışı sadece gemiler ve füzelerden ibaret değil. Artık uzay ve siber uzay da savaş alanı haline geliyor" ifadelerini kullandı. Uzmanlar, bölgede yanlış anlaşılma veya kaza sonucu çatışma riskinin arttığı uyarısında bulunuyor. Özellikle Güney Çin Denizi'ndeki ada anlaşmazlıkları, Tayvan Boğazı ve Kore Yarımadası sıcak noktalar olarak öne çıkıyor.
Zirvenin sonuç bildirgesinde, tüm ülkelerin barışçıl çözüm ve diyalogdan yana olduğu vurgulansa da, sahadaki gerçeklik silahlanmanın hız kesmeden devam ettiğini gösteriyor. Uluslararası kriz gruplarına göre, Asya-Pasifik'teki askeri harcamaların 2030'a kadar 3 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Bu, bölgeyi dünyanın en büyük silah pazarı haline getiriyor. Aynı zamanda, Çin ve ABD arasındaki teknolojik ayrışma, tedarik zincirlerini kırılganlaştırıyor ve yeni ittifakların doğmasına yol açıyor. Bu bağlamda, QUAD (ABD, Hindistan, Japonya, Avustralya) ve AUKUS (ABD, İngiltere, Avustralya) gibi güvenlik yapılanmaları, bölgesel güç dengesini yeniden şekillendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Asya-Pasifik'teki silahlanma yarışı, Türkiye'nin güvenlik politikalarını da dolaylı olarak etkilemektedir. Türkiye, savunma sanayisinde dışa bağımlılığı azaltmak ve ihracatı artırmak için Asya-Pasifik pazarına yönelmektedir. Ancak bölgedeki ABD-Çin rekabeti, Türkiye'nin bu ülkelerle olan savunma iş birliklerini zorlaştırabilir. Özellikle Türkiye'nin Çin'den füze savunma sistemi alma girişimleri ve ABD'nin CAATSA yaptırımları, ikili ilişkilerde hassas noktalar oluşturmaktadır. Bölgedeki silahlanma eğilimi, küresel savunma harcamalarını artıracağından, Türk savunma sanayisi için yeni ihracat fırsatları doğurabilir. Ancak olası bir ABD-Çin çatışması, tedarik zincirlerini bozarak Türkiye'nin savunma projelerini geciktirebilir. Türkiye'nin bu yeni güvenlik dinamiklerine uyum sağlamak için çok yönlü bir dış politika izlemesi gerekmektedir.