Şili'nin eski Devlet Başkanı Michelle Bachelet, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği yarışından çekildiğini açıkladı. Bachelet, sekiz adayın katıldığı gayri resmi yoklamada sondan ikinci sırada yer almasının ardından bu kararı aldı. Böylece BM'nin en üst düzey görevi için yarış, diğer adaylar arasında devam edecek. Bachelet'in çekilmesi, halihazırda görevde olan Genel Sekreter Antonio Guterres'in yeniden seçilme ihtimalini güçlendirdi.
Bachelet'in Adaylığı ve Yoklama Sonuçları
Michelle Bachelet, 2018-2022 yılları arasında Şili Devlet Başkanı olarak görev yapmış, öncesinde de 2006-2010 döneminde ülkeyi yönetmişti. BM bünyesinde kadın hakları ve insan hakları alanında önemli roller üstlenmiş, 2010-2013 yılları arasında BM Kadın Örgütü'nün (UN Women) ilk İcra Direktörü olarak görev almıştı. Ayrıca 2018-2019 yıllarında BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri olarak da görev yapmıştı. Bu deneyimiyle BM Genel Sekreterliği için güçlü bir aday olarak görülüyordu.
Ancak BM Güvenlik Konseyi'nde yapılan ve üye ülkelerin adaylara verdiği destek derecesini ölçen gayri resmi istişari oylamada Bachelet, sekiz aday arasında sondan ikinci sırada kaldı. Oylamada adaylar "teşvik", "çekince" veya "veto" şeklinde değerlendiriliyor. Bachelet'in özellikle bazı daimi üyelerden yeterli destek görememesi, yarıştan çekilmesinde etkili oldu. BM Genel Sekreteri'nin atanması için Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinin (ABD, Rusya, Çin, Fransa, İngiltere) vetosunu almaması gerekiyor.
BM Genel Sekreterlik Yarışında Son Durum
Bachelet'in çekilmesiyle yarışta kalan adaylar arasında mevcut Genel Sekreter Antonio Guterres'in yanı sıra çeşitli ülkelerden isimler bulunuyor. Guterres'in görev süresi 2026 sonunda doluyor ve yeniden seçilmek için adaylığını açıklamış durumda. Guterres'e karşı yarışan diğer adaylar arasında eski Ekvador Devlet Başkanı Rafael Correa, eski Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales gibi isimler yer alıyor. Ayrıca Doğu Avrupa ülkelerinden de adaylar bulunuyor; bu ülkeler BM Genel Sekreterliği'nin rotasyon ilkesi gereği sıranın kendilerinde olduğunu savunuyor.
BM Genel Sekreteri, Genel Kurul tarafından atanıyor ancak gerçek seçim Güvenlik Konseyi'nde yapılıyor. Konsey'in beş daimi üyesinin veto hakkı bulunuyor. Bu nedenle adayların özellikle bu ülkelerin desteğini alması gerekiyor. Bachelet'in adaylığı, Latin Amerika'dan bir ismin uzun süredir BM'nin en üst görevine gelmemiş olması nedeniyle önem taşıyordu. Ancak bölgesel dengeler ve büyük güçlerin tercihleri, adaylığını zayıflattı.
Uluslararası Yansımalar ve Beklentiler
Bachelet'in çekilmesi, BM Genel Sekreterlik yarışının dinamiklerini değiştirdi. Guterres'in yeniden seçilmesi artık daha olası görünüyor. Ancak özellikle gelişmekte olan ülkeler, BM'de reform ve daha kapsayıcı bir yönetim taleplerini dile getiriyor. Genel Sekreterlik için yapılan seçimlerde coğrafi rotasyon geleneği zaman zaman göz ardı edilebiliyor; bu durum özellikle Afrika ve Latin Amerika ülkelerinde rahatsızlık yaratıyor.
Öte yandan, Bachelet gibi deneyimli bir siyasetçinin yarıştan çekilmesi, BM'nin karşı karşıya olduğu meşruiyet ve temsil sorunlarını yeniden gündeme getirdi. Kadın bir adayın yarışta kalmaması, BM'nin ilk kadın Genel Sekreteri'ni seçme fırsatını da şimdilik ertelemiş oldu. BM tarihinde hiç kadın Genel Sekreter görev yapmadı. Bu eksiklik, uluslararası kamuoyunda sıkça eleştiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Michelle Bachelet'in BM Genel Sekreterlik yarışından çekilmesi, Türkiye'nin BM içindeki stratejik hedefleri açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, BM Güvenlik Konseyi'nin yapısının değişmesi ve daha temsili bir hale gelmesi yönünde uzun süredir çaba gösteriyor. Bachelet'in yarıştan çekilmesi, mevcut Genel Sekreter Antonio Guterres'in yeniden seçilme olasılığını artırıyor. Türkiye, Guterres döneminde BM ile ilişkilerini sürdürmüş, ancak özellikle Kıbrıs ve Suriye gibi konularda zaman zaman görüş ayrılıkları yaşamıştı. Yeni dönemde BM Genel Sekreterliği'nin kim tarafından yürütüleceği, Türkiye'nin çok taraflı diplomasi ve bölgesel çıkarları açısından yakından takip edilmeye devam edecek. Ayrıca Bachelet gibi deneyimli bir ismin yarıştan çekilmesi, BM'deki güç dengelerinin büyük devletler lehine şekillendiğini gösteriyor; bu durum Türkiye'nin BM reformu çağrılarını daha da anlamlı kılıyor.