Önde gelen bir Sih ayrılıkçı lider, Salı günü yaptığı açıklamada, FBI ve Kanada Kraliyet Atlı Polisi'nin (RCMP) kendisine yönelik yeni ve inandırıcı bir tehdit olduğu konusunda uyardığını söyledi. Bu açıklama, Hindistan vatandaşı bir kişinin 2023 yılında kendisine yönelik ölüm planı nedeniyle bu yıl içinde ceza almasının beklendiği bir dönemde geldi. Sihler İçin Adalet (SFJ) örgütünün genel danışmanı olan Gurpatwant Singh Pannun, yaşamına yönelik tehditlerin Hindistan istihbarat ağıyla bağlantılı olduğunu iddia ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Pannun, New York'ta düzenlediği basın toplantısında, hem Amerikan hem de Kanada güvenlik birimlerinden gelen uyarıların ciddiyetine dikkat çekti. FBI ve RCMP yetkililerinin, kendisine yönelik somut bir suikast komplosu bilgisine ulaştığını ve bu nedenle güvenlik önlemlerinin artırıldığını aktardığını belirtti. Pannun, bu tehdidin arkasında Hindistan'ın istihbarat teşkilatı olduğunu öne sürdü. Ancak Hindistan hükümeti bu tür iddiaları daha önce de reddetmişti.
2023 yılında New York'ta federal savcılar, Hindistan vatandaşı Nikhil Gupta'yı, Pannun'a yönelik bir suikast planı kurgulamakla suçlamıştı. ABD Adalet Bakanlığı, Gupta'nın Hindistanlı bir hükümet yetkilisinin yönlendirmesiyle hareket ettiğini öne sürmüştü. Gupta, 2024 yılında ABD'ye iade edilmiş ve suçunu kabul etmişti. Ceza duruşmasının bu yıl içinde yapılması bekleniyor.
Pannun, uzun süredir Hindistan'ın Pencap eyaletinde bağımsız bir Sih devleti olan Halistan'ın kurulması için kampanya yürütüyor. Hindistan hükümeti, Pannun'u terörist olarak nitelendiriyor ve onun liderliğindeki SFJ'yi yasa dışı ilan etmiş durumda. Pannun ise bu suçlamaları reddediyor ve kendisinin sadece Sihlerin siyasi haklarını savunduğunu söylüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Pannun'a yönelik tehditler, Hindistan ile Kanada arasında zaten gergin olan ilişkileri daha da karmaşık hale getiriyor. 2023 yılında Kanada Başbakanı Justin Trudeau, Hindistan ajanlarının Kanada'da yaşayan Sih ayrılıkçı lider Hardeep Singh Nijjar'ın öldürülmesinde parmağı olduğunu iddia etmişti. Bu iddia, iki ülke arasında diplomatik krize yol açmış ve birçok Hint diplomatın sınır dışı edilmesine neden olmuştu. Hindistan ise bu suçlamaları 'absürt' olarak nitelendirmişti.
Pannun davası, ABD ile Hindistan arasında da hassas bir denge oluşturuyor. ABD, Hindistan'ı demokratik bir ortak olarak görse de, suikast planlarına ilişkin istihbarat raporları iki ülke arasında gerginlik yaratıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, konuyla ilgili endişelerini dile getirmiş ve Hindistan'a bu tür eylemlerden kaçınması çağrısında bulunmuştu. Öte yandan, Hindistan'ın artan jeopolitik önemi nedeniyle Washington'un Yeni Delhi'ye yönelik sert yaptırımlar uygulamaktan kaçındığı görülüyor.
Uzmanlar, Pannun'a yönelik yeni tehdidin, Sih ayrılıkçı hareketin bastırılması konusunda Hindistan'ın uluslararası alandaki imajına zarar verebileceğini belirtiyor. Aynı zamanda, bu tür girişimlerin diasporadaki Sih toplulukları arasında huzursuzluğu artırabileceği ve radikal unsurların güçlenmesine yol açabileceği ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, küresel istihbarat ve güvenlik meselelerinin uluslararası ilişkilerde ne kadar kırılgan olabileceğini gösteriyor. Türkiye, kendi topraklarında yürüttüğü terörle mücadele operasyonlarında benzer suçlamalarla karşılaşmış bir ülke olarak, bu tür iddiaların diplomatik krizlere yol açabileceğini yakından izliyor. Ayrıca, farklı ülkelerdeki muhalif gruplara yönelik tehditler, uluslararası hukukun ve egemenlik ilkelerinin ihlali anlamına gelebileceğinden, Türk dış politikası açısından da dikkatle takip edilmesi gereken bir örnek teşkil ediyor. Ankara'nın bu süreçte güvenlik işbirliklerinde istihbarat paylaşımının önemine vurgu yapması beklenir.