Avrupa'yı etkisi altına alan rekor sıcaklıklar, toplumun en kırılgan kesimlerini – kadınları ve düşük gelirli aileleri – orantısız bir şekilde vuruyor. Uzmanlar, kentlerin iklim değişikliğine uyum çabalarının yetersiz kaldığını ve bu durumun mevcut sosyoekonomik eşitsizlikleri daha da derinleştirdiğini vurguluyor. Guardian'ın haberine göre, sıcak hava dalgası özellikle yoksul mahallelerdeki kadınları, yaşlıları ve çocukları daha ağır etkiliyor. Şehir planlamasında yeşil alanların ve gölgelik bölgelerin eksikliği, bu grupların serinleyecek alan bulmasını zorlaştırıyor.
Sıcaklık ve eşitsizlik iç içe
Paris merkezli Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi’nden iklim sosyoloğu Dr. Amélie Lefèvre, “Sıcak hava dalgaları eşitlikçi değildir. Varlıklı aileler klimalı evlerine, yüzme havuzlarına ve şehrin serin bölgelerine ulaşabilirken, yoksul aileler kavurucu sıcaklarda beton yığını evlerine mahkûm oluyor” dedi. Özellikle kadınlar, ev işleri ve çocuk bakımı gibi sorumluluklar nedeniyle evde daha fazla vakit geçirdikleri için sıcaktan daha çok etkileniyor.
Guardian’ın analizinde, Almanya’nın Köln şehrinde yapılan bir araştırmaya atıfta bulunularak, düşük gelirli mahallelerdeki ortalama sıcaklıkların, varlıklı bölgelere göre 3-4 derece daha yüksek olduğu belirtiliyor. Bunun temel nedeni, yoksul bölgelerde ağaç ve park gibi yeşil alanların az olması, binaların yalıtımının kötü olması ve asfalt yüzeylerin fazlalığı. Bu durum, giderek daha sık ve şiddetli hale gelen sıcak hava dalgalarına karşı kentsel direnci zayıflatıyor.
Avrupa genelinde durum vahim
Fransa, İspanya, İtalya ve Yunanistan başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde sıcaklık rekorları kırılıyor. Haziran ayının son haftasında Batı Avrupa'yı etkileyen sıcak hava dalgası, iklim bilimciler tarafından “iklim krizi olmadan imkansız” olarak nitelendiriliyor. Dünya Meteoroloji Örgütü’ne göre, bu yıl haziran ayı, kayıtlara geçen en sıcak haziran aylarından biri. Sıcaklıkların 40 santigrat dereceyi aştığı Fransa’da, özellikle yaşlı nüfus arasında sıcak çarpması vakaları hastanelerin acil servislerinde yığılmaya neden oldu.
İspanya’nın başkenti Madrid’de belediye, düşük gelirli aileler için geçici serinleme merkezleri açtı. Ancak aktivistler, bu merkezlerin yetersiz olduğunu ve asıl çözümün şehirlerin yapısını değiştirmek olduğunu söylüyor. Çevre örgütü Ecologists in Action sözcüsü María González, “Hükümetler sadece acil durum önlemleriyle yetiniyor, oysa yoksul mahallelere ağaç dikmek, yeşil çatılar inşa etmek gibi kalıcı çözümler gerekiyor” dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa’daki bu gelişme, Türkiye’nin de benzer risklerle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Özellikle büyük şehirlerdeki gecekondulaşma ve plansız kentleşme, düşük gelirli mahalleleri sıcak hava dalgalarına karşı daha kırılgan hale getiriyor. Türkiye’nin iklim değişikliği uyum politikaları kapsamında kentsel yeşil alanları artırma ve bina yalıtım standartlarını yükseltme hedefleri bulunsa da, uygulamada yetersiz kalıyor. Ayrıca kadınların işgücüne katılımı düşük olduğundan, sıcak hava dalgasının yükü daha çok kadınların üzerinde kalıyor. Türkiye’nin, Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı çerçevesinde iklim dostu kentleşme ve sosyal yardım mekanizmalarını güçlendirmesi, hem toplumsal eşitsizlikleri azaltmak hem de iklim krizine uyum sağlamak açısından kritik önem taşıyor.