Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Salı günü Mısır'a ayak bastı. Bu, yoğun geçmesi beklenen ve büyük olasılıkla Beyaz Saray'da yapılacak bir görüşmeyle sonuçlanacak bir dizi uluslararası ziyaretin ikinci durağı. Kahire Uluslararası Havalimanı'na inişinde konuşan Şi, “Nil'den bir kez içen, dönmeye mahkumdur” dedi. Bu ziyaret, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın güçlendirilmesi ve bölgesel konularda iş birliğinin artırılması amacını taşıyor. Şi'ye Çinli iş insanları ve üst düzey yetkililerden oluşan geniş bir heyet eşlik ediyor. Mısır, Çin'in Afrika ve Orta Doğu'daki en önemli ortaklarından biri olarak öne çıkıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Şi Cinping'in bu turu, ABD ile yaşanan ticaret savaşının gölgesinde ve koronavirüs salgınının ardından küresel ekonomik toparlanma çabalarının sürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor. Çin, son yıllarda Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Afrika ve Orta Doğu'da büyük altyapı projelerine imza attı. Mısır, bu girişimin önemli bir halkasını oluşturuyor; özellikle Süveyş Kanalı çevresindeki yeni sanayi bölgeleri ve yeni idari başkent projesinde Çinli şirketler aktif rol alıyor. İki ülke arasındaki ticaret hacmi geçtiğimiz yıl 15 milyar doları aştı. Bu ziyaret sırasında, enerji, ulaştırma ve teknoloji alanlarında yeni anlaşmalar imzalanması bekleniyor. Uzmanlar, Şi'nin bu ziyaretinin, ABD'nin bölgede artan nüfuzuna karşı Çin'in denge arayışının bir parçası olduğunu yorumluyor. Ayrıca, Mısır'ın Libya ve Gazze gibi bölgesel krizlerdeki arabulucu rolü, Çin'in bu ülkeyle ilişkilerine stratejik bir boyut kazandırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Şi Cinping'in Mısır ziyareti, sadece ikili ilişkiler açısından değil, aynı zamanda Orta Doğu ve Afrika'daki güç dengeleri açısından da kritik bir önem taşıyor. Çin, bölgede artan diplomatik varlığını, ABD ve Rusya'nın etkisine alternatif bir güç olarak konumlandırıyor. Mısır'ın ardından Şi'nin Suudi Arabistan, İran ve bazı Afrika ülkelerini ziyaret etmesi bekleniyor. Bu ziyaretler, Çin'in enerji arz güvenliğini sağlama ve yeni pazarlar bulma hedefiyle örtüşüyor. Özellikle İran ile yapılacak görüşmelerde, nükleer müzakereler ve bölgesel güvenlik konularının ele alınması olası. Çin, Orta Doğu'da oynadığı denge siyasetiyle, Suudi Arabistan ve İran arasındaki normalleşme sürecinde de arabulucu rol üstlenmişti. Bu turun Beyaz Saray'da yapılması planlanan zirve öncesine denk gelmesi, Çin'in ABD ile olan rekabetinde diplomatik zeminini genişletme çabası olarak yorumlanıyor. Analistler, Şi'nin bu ziyaretlerle ABD'ye 'Çin'in küresel bir ortak olduğunu, izole edilemeyeceğini' göstermek istediğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin dış politikasını doğrudan etkilemese de, küresel güç mücadelesindeki denklemler açısından önemli ipuçları barındırıyor. Çin'in Mısır ve Orta Doğu'daki artan etkisi, Türkiye'nin bölgedeki geleneksel nüfuz alanlarını dolaylı olarak etkileyebilir. Özellikle Libya ve Doğu Akdeniz'deki enerji tartışmalarında Mısır'ın rolü, Türkiye ile Çin arasındaki ilişkilerde yeni bir boyut yaratabilir. Türkiye, Çin ile ekonomik iş birliğini derinleştirirken, aynı zamanda Orta Doğu ve Afrika'daki varlığını da güçlendirmeye çalışıyor. Bu nedenle, Çin'in bölgeye yönelik yatırımları ve diplomatik girişimleri, Türkiye'nin bu bölgelerdeki projeleriyle zaman zaman rekabet edebilir. Ancak, iki ülkenin de mevcut küresel düzene alternatif arayışları, gelecekte iş birliği fırsatları da doğurabilir.