ABD Senatosu'nda Demokrat Parti'nin önde gelen isimlerinden Adam Schiff, İran ile artan askeri gerilimin ardından Kongre'yi yeniden savaş yetkileri konusunda oylamaya zorlayacak bir karar tasarısı hazırladığını duyurdu. Kaliforniya senatörü, İran'a karşı 'seçilmiş bir savaş' yürütmenin yarattığı sorunlara dikkat çekerek, 'Bu savaşın bir an önce sonlandırılması gerekiyor. Kongre'nin yetkilerini kullanarak sessiz kalmaması şart' ifadelerini kullandı. Schiff'in girişimi, özellikle son bir haftada ABD ile İran arasında gerilimin tehlikeli boyutlara ulaşmasıyla gündeme geldi. Demokrat senatör, mevcut savaş yetkilerinin 2002'de Irak için çıkarılan Yetki Kararı'na dayandığını ve bunun İran'a karşı kullanılmasının hukuki bir dayanağının bulunmadığını savunuyor. Tasarının, Senato'da kabul edilmesi halinde, Başkan Donald Trump'ın İran'a karşı askeri güç kullanımını sınırlaması bekleniyor. Ancak Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Senato'da tasarının geçme ihtimali zayıf görünüyor.
Gelişmenin arka planı
Schiff'in bu hamlesi, geçen hafta İran'ın Körfez'deki bir ABD insansız hava aracını düşürmesi ve ABD'nin İran'a yönelik siber saldırılarıyla tırmanan krizin ortasında geldi. Beyaz Saray, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine karşı 'maksimum baskı' politikasını sürdürürken, Kongre'deki bazı Demokratlar başkanın savaş yetkilerini kötüye kullandığını iddia ediyor. Schiff, daha önce de benzer bir karar tasarısı sunmuş ancak Cumhuriyetçilerin reddiyle karşılaşmıştı. Yeni tasarı, eski metnin güncellenmiş bir versiyonu olacak ve İran'a karşı doğrudan askeri müdahaleyi engellemeyi hedefliyor. Özellikle 2001'de çıkarılan Askeri Güç Kullanım Yetkisi'nin (AUMF) terörle mücadele kapsamında İran'a karşı kullanılmasına karşı çıkan Schiff, 'Kongre, anayasal sorumluluğunu yerine getirmeli ve savaş ilan etme yetkisini devretmemelidir' diye konuştu.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD ile İran arasındaki bu gerilim, sadece iki ülkeyi değil, tüm Ortadoğu'yu etkileyebilecek bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor. İran'ın Körfez'deki petrol taşımacılığına yönelik tehditleri, uluslararası enerji piyasalarında dalgalanmaya neden olurken, bölgedeki ABD müttefikleri Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler de tedirgin. Avrupa Birliği ve Rusya, tarafları itidal çağrısı yaparken, Çin de istikrarsızlığın kendi enerji güvenliğini tehdit etmesinden endişe duyuyor. Schiff'in tasarısı, ABD'nin savaş yorgunu kamuoyunda da destek buluyor; son anketler Amerikalıların çoğunluğunun İran'la yeni bir savaşa sıcak bakmadığını gösteriyor. Ancak Trump yönetimi, İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemek için her türlü seçeneğin masada olduğunu vurguluyor. Uzmanlar, Kongre'deki bu girişimin sembolik kalabileceğini ancak kamuoyu baskısı yaratarak yönetimin elini zorlaştırabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran geriliminin tırmanması, Türkiye'yi doğrudan etkileyen bir gelişmedir. Türkiye, İran'la sınır komşusu olmasının yanı sıra, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran'dan karşılamaktadır. Olası bir askeri çatışma, enerji fiyatlarını yukarı çekerek Türkiye ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, krizin Türkiye'nin güney sınırındaki istikrarsızlığı artırması ve mülteci akınlarına yol açması riski bulunuyor. Ankara, bölgesel bir savaş yerine diplomasi yoluyla çözümden yana tavır alırken, Kongre'deki bu tür girişimler, ABD'nin savaş kararlarını denetleme mekanizmalarının işlediğini göstermesi açısından önemli. Ancak Türkiye'nin asıl beklentisi, taraflar arasında doğrudan diyaloğun başlatılması ve bölgesel gerginliğin düşürülmesidir.