ABD'de federal bir bölge yargıcı, eski Başkan Donald Trump'ın yetişkin film yıldızı Stormy Daniels'a ödediği sus payıyla ilgili ceza davasının federal mahkemeye taşınması yönündeki başvuruyu reddetti. Yargıç Alvin Hellerstein, Perşembe günü yayımladığı kararda, Trump'ın söz konusu ödemesinin başkanlık göreviyle ilgili resmi bir eylem olmadığını belirtti. Karar, New York'taki eyalet mahkemesinde görülen ve Trump'ın tarihte ilk kez bir ABD başkanının suçlu bulunmasıyla sonuçlanan davanın seyrini değiştirmeyecek. Ancak Trump'ın avukatları, davayı federal mahkemeye taşıyarak mahkumiyetin bozulmasını umuyorlardı.
Gelişmenin Arka Planı
Trump, 2016 başkanlık seçimleri öncesinde, Daniels'a sessiz kalması karşılığında avukatı Michael Cohen aracılığıyla 130 bin dolar ödemişti. Bu ödeme, daha sonra Trump Organization kayıtlarında "hukuki danışmanlık" olarak gösterilmişti. Manhattan Bölge Savcılığı, bu kayıtların tahrif edildiğini ve ödemenin aslında seçim kampanyasına yapılmış gizli bir bağış olduğunu ileri sürdü. Mayıs 2024'te jüri, Trump'ı 34 ayrı suçtan oluşan ticari kayıtların tahrifi suçlamasıyla suçlu bulmuştu.
Trump'ın avukatları, davanın federal mahkemede görülmesi gerektiğini çünkü söz konusu ödemenin başkanlık dönemiyle ilgili resmi bir eylem olduğunu ve bu nedenle Yüksek Mahkeme'nin Temmuz 2024'te verdiği başkanlık dokunulmazlığı kararı kapsamına girdiğini savunuyordu. Ancak Yargıç Hellerstein, kararında Trump'ın bu savunmasını reddetti: "Başkan ile Sus Payı ödemesi arasındaki bağlantı, bir başkanın resmi görevlerini yerine getirmesiyle ilgili değildir. Bu ödeme, seçim kampanyası sırasında kişisel bir skandalı gizlemek amacıyla yapılmıştır."
Yargıç ayrıca, davanın federal mahkemeye taşınmasının, davanın seyrine ilişkin bir gerekçe sunmadığını da belirtti. Hellerstein, "Mahkeme, savunmanın burada federal bir soruna yol açtığını düşünmüyor" ifadelerini kullandı. Bu karar, Trump'ın avukatlarının olası bir üst mahkemeye başvurusuna açık kapı bıraksa da, hukuk uzmanları temyiz şansının düşük olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu karar, ABD siyasi tarihinde bir ilk olan eski bir başkanın suçlu bulunması sürecinin son aşamasını temsil ediyor. Trump'ın kararın açıklanmasından sonraki ilk tepkisi sosyal medyada oldu: "Bu, dava hukuk sistemimizin bir parçasıdır; ben masumum ve bu kararı temyize taşıyacağım" özetiyle bir paylaşım yaptı ancak bu paylaşımın aslı sonradan doğrulanamadı. Trump'ın hukuk ekibi, kararın Yüksek Mahkeme'ye kadar taşınabileceğini açıkladı.
Siyasi analistler, bu kararın Kasım 2024 başkanlık seçimleri öncesinde Trump'ın kampanyasını zora sokabileceğini belirtiyor. Trump, Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adayı olarak seçim yarışına devam ediyor ve dava süreci hem kamuoyu önünde hem de mali açıdan adaylığını etkilemeye devam edebilir. Karar, uluslararası kamuoyunda da ABD hukuk sistemine olan güvenin bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Özellikle Avrupa ve Latin Amerika'daki hukukçular, başkanlık dokunulmazlığı kavramının sınırlarının bu kararla netleştiğini savunuyor.
Öte yandan, bu dava sürecinin iç siyasette yarattığı kutuplaşma, ABD'nin demokratik kurumlarının sağlığına ilişkin soruları da gündeme getiriyor. Karar başta Trump destekçileri tarafından tepkiyle karşılanırken, Demokratlar ve hukuk uzmanları kararı “hukukun üstünlüğünün zaferi” olarak değerlendirdi. Dolayısıyla bu gelişme, yalnızca hukuki değil, aynı zamanda ABD'deki toplumsal kutuplaşmanın da bir yansıması olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye ile doğrudan ilgisi olmayan bu gelişme, ABD'nin iç siyasetindeki istikrarın küresel sisteme etkisi açısından önem taşıyor. ABD'de yaşanan siyasi kutuplaşma ve hukuk tartışmaları, müttefiklik ilişkilerini dolaylı biçimde etkileyebilir. Türkiye'nin ABD ile ilişkileri, başkanlık seçimlerinin sonucuna göre şekillenecek; bu nedenle sürecin izlenmesi dış politika açısından değerli. Ayrıca, başkanlık dokunulmazlığı tartışmaları, güçlü yürütme erklerinin olduğu ülkelerde hukukun üstünlüğü konusundaki evrensel tartışmaya örnek teşkil ediyor; Türkiye'de de zaman zaman gündeme gelen “dokunulmazlık” tartışmalarıyla karşılaştırmalı olarak ele alınabilecek bir referans noktası oluşturuyor.