WASHINGTON — The Intercept tarafından yayımlanan yeni bir mockumentary (sahte belgesel) olan “Lords of War” (Savaş Lordları), ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) devasa bütçesinden silah şirketlerinin üst düzey yöneticilerine akan milyonlarca doları ve bu kişilerin sıra dışı lüks yaşam tarzlarını konu alıyor. Yapım, silah endüstrisinin kâr amacıyla nasıl şekillendiğini ve savaşların bu şirketler için nasıl bir kazanç kapısına dönüştüğünü mizahi ama eleştirel bir dille anlatıyor. Belgesel, Pentagon’un yıllık 800 milyar doları aşan bütçesinin önemli bir kısmının savunma yüklenicilerine aktarıldığını ve bu şirketlerin CEO’larının 20 milyon doları aşan yıllık gelirlere ulaştığını ortaya koyuyor.
Savaş Ekonomisinin Görünmeyen Yüzü
“Lords of War”, ABD’nin sürekli artan savunma harcamalarının aslında nasıl bir “savaş ekonomisi” yarattığını gözler önüne seriyor. Belgesel, Lockheed Martin, Raytheon, Northrop Grumman gibi dev silah şirketlerinin CEO’larının, hükümetle yaptıkları milyarlarca dolarlık sözleşmeler sayesinde astronomik maaşlar, hisse senedi opsiyonları ve lüks yaşam standartlarına ulaştığını gösteriyor. Bu şirketlerin yöneticileri, aynı zamanda savunma bütçesinin belirlenmesinde etkili olan lobicilik faaliyetleriyle de gündemde. Örneğin, 2022 yılında savunma sanayii şirketleri, Kongre’deki lobi faaliyetleri için 100 milyon dolardan fazla harcama yaptı. Bu durum, savaş ve barış kararlarının ticari çıkarlarla iç içe geçtiği eleştirilerini beraberinde getiriyor.
Belgeselin dikkat çeken isimlerinden biri, emekli general ve savunma sanayii yöneticisi olan “Buzz” Patterson. Patterson, bir yandan askeri danışman olarak görev yaparken diğer yandan silah şirketlerine danışmanlık hizmeti vererek milyonlarca dolar kazanmış. The Intercept’in haberine göre, Patterson’un kişisel serveti 30 milyon doları aşıyor ve kendisi lüks yatlar, özel jetler ve malikanelerle anılıyor. Benzer şekilde, eski savunma bakanlarından bazıları da görevden ayrıldıktan sonra silah şirketlerinin yönetim kurullarında yer alarak yüksek gelirler elde ediyor.
Mockumentary türü, gerçek olayları abartılı bir kurguyla sunarak izleyiciyi eğlendirirken düşündürmeyi amaçlıyor. Ancak “Lords of War”un alt metni oldukça ciddi: ABD’nin savunma harcamaları, ülkedeki ekonomik ve sosyal sorunlara kaynak ayrılmasını engelleyerek, savaşları adeta bir kâr merkezi haline getiriyor. Belgeselde, Pentagon’un 2023 mali yılı bütçesinin 858 milyar dolar olduğu ve bunun 400 milyar dolarının özel yüklenicilere gittiği vurgulanıyor. Bu rakam, eğitim, sağlık ve altyapı gibi alanlara ayrılan bütçelerle kıyaslandığında çarpıcı bir tablo oluşturuyor.
Küresel Silahlanma Yarışı ve Yansımaları
ABD’nin savunma harcamaları, küresel silahlanma yarışını da doğrudan etkiliyor. NATO ülkeleri, ABD’nin baskısıyla savunma bütçelerini artırırken, silah şirketleri için yeni pazarlar açılıyor. Özellikle Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrasında Avrupa ülkeleri savunma harcamalarını ciddi oranda artırdı. Almanya, 100 milyar euroluk özel bir savunma fonu oluştururken, Polonya ve Baltık ülkeleri de silah alımlarını hızlandırdı. Bu durum, Lockheed Martin ve Raytheon gibi şirketlerin hisse senetlerinin rekor seviyelere çıkmasına neden oldu. 2022’de Raytheon’un hisse fiyatı %30 artarken, Lockheed Martin’in kârı %10 yükseldi.
Ancak bu durum, silah endüstrisinin savaşları teşvik ettiği yönündeki eleştirileri güçlendiriyor. Belgesel, silah şirketlerinin aynı anda hem hükümetlere silah satarak hem de savaşın bitmesi için barış görüşmelerine katılarak çifte standart oluşturduğunu savunuyor. Örneğin, Ukrayna savaşında barış müzakereleri yavaşlarken, silah şirketlerinin sipariş defterleri dolu. Bu döngü, “sürekli savaş ekonomisi”nin bir parçası olarak görülüyor.
The Intercept’in haberi, aynı zamanda savunma sanayii ile siyaset arasındaki “döner kapı” ilişkisine de dikkat çekiyor. Birçok üst düzey askeri yetkili, emekli olduktan sonra silah şirketlerinde yönetici veya danışman olarak görev alıyor. Bu durum, savunma politikalarının belirlenmesinde çıkar çatışması yaratıyor. Örneğin, eski Savunma Bakanı Mark Esper, görevden ayrıldıktan sonra Raytheon’un yönetim kuruluna katıldı. Benzer şekilde, eski Hava Kuvvetleri Komutanı General David Goldfein, Northrop Grumman’da danışman olarak çalışmaya başladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda savunma sanayiinde önemli atılımlar yaparak dışa bağımlılığını azaltmaya çalışıyor. Ancak ABD’deki savaş vurgunculuğu ve Pentagon’un silah şirketlerine aktardığı devasa kaynaklar, Türkiye’nin de dahil olduğu küresel silahlanma yarışını derinleştiriyor. Türkiye’nin yerli savunma projeleri (Bayraktar TB2, TCG Anadolu, KAAN) bu yarışta önemli adımlar olsa da, ABD merkezli silah tekellerinin piyasa gücü, Türkiye’nin savunma ihracatını ve maliyetlerini etkiliyor. Ayrıca, ABD’nin silah şirketlerine sağladığı sübvansiyonlar, Türk şirketlerinin rekabet gücünü zorlaştırabilir. Türkiye, savunma harcamalarını artırırken şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerini gözetmeli; aksi halde benzer bir “savaş ekonomisi” eleştirisiyle karşılaşabilir.