Rusya, Ukrayna savaşının finansmanında bankaların omuzlarına binen ağır yük nedeniyle patlayıcı bir bankacılık krizi riskiyle karşı karşıya. Reuters'ın 6 Temmuz'da Paris ve Berlin kaynaklı olarak duyurduğu, bir Avrupa ülkesine ait istihbarat raporuna göre, Rus bankaları ekonomik yaptırımlar altında savaş harcamalarının büyük bölümünü üstlenmek zorunda kalıyor. Avrupa Birliği yeni bir yaptırım paketi hazırlarken, rapor Rusya'nın finansal sisteminde kırılganlıkların arttığına dikkat çekiyor.
Bankaların omuzlarındaki savaş yükü
Rapora göre, Rusya'nın askeri harcamalarının büyük kısmı devlet bankaları ve özel bankalar aracılığıyla finanse ediliyor. Bankalar, savaşın başından bu yana artan kredi taleplerini karşılamak ve devletin borçlanma ihtiyaçlarını desteklemek için zorlanıyor. Merkez Bankası'nın faiz oranlarını yüksek tutmasına rağmen, enflasyon baskısı ve rubledeki değer kaybı bankaların bilançolarını olumsuz etkiliyor.
Özellikle büyük devlet bankaları Sberbank ve VTB, batık kredilerde belirgin bir artış bildiriyor. Ukrayna'da işgal altındaki bölgelere verilen kredilerin geri dönüşümü neredeyse durma noktasına gelirken, Rusya içinde de tüketim ve yatırım kredilerinde temerrüt oranları yükseliyor. İstihbarat raporu, bu eğilimin sürdürülemez olduğunu ve önümüzdeki aylarda bir bankacılık krizine yol açabileceğini vurguluyor.
Rus hükümeti bankacılık sektörünü desteklemek için çeşitli önlemler alsa da, yaptırımlar nedeniyle uluslararası piyasalara erişim kısıtlı. Batı ülkelerinin Rusya'nın döviz rezervlerine el koyması da finansal istikrarı tehdit eden bir diğer faktör. Rapor, krizin patlak vermesi halinde Rusya ekonomisinin daha da daralacağı ve bunun siyasi sonuçlar doğuracağı uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Rusya'da olası bir bankacılık krizi, yalnızca Rus ekonomisi için değil, küresel finans sistemi için de risk taşıyor. Rus bankalarının yurtdışındaki varlıkları ve uluslararası bankalarla olan ilişkileri, çapraz bağlantılar nedeniyle krizin diğer ülkelere sıçrama potansiyelini artırıyor. Özellikle Avrupa bankalarının Rusya'ya verdikleri krediler ve enerji ticareti nedeniyle dolaylı maruziyetleri bulunuyor.
AB'nin yeni yaptırım paketi ise Rus finans sistemini daha da hedef alıyor. Enerji sektörüne yönelik kısıtlamalar ve teknoloji transferi engelleriyle birlikte, bu yaptırımlar Rusya'nın gelir kaynaklarını daha da kurutacak. Uzmanlar, yaptırımların Moskova'nın savaşı finanse etme kabiliyetini azalttığını, ancak bunun bedelini Rus vatandaşlarının artan enflasyon ve işsizlikle ödediğini belirtiyor.
Küresel düzeyde, Rusya'daki bir bankacılık krizi emtia piyasalarını da etkileyebilir. Rusya'nın petrol, doğalgaz ve tahıl ihracatındaki aksamalar, zaten yüksek olan fiyatları daha da yukarı çekebilir. Bu durum, gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere dünya ekonomisi için yeni bir şok dalgası anlamına gelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Rusya ile özellikle enerji ve turizm alanlarında güçlü ekonomik bağlara sahiptir. Rusya'da bir bankacılık krizi, iki ülke arasındaki ticaret hacmini olumsuz etkileyebilir. Özellikle Türk bankalarının Rusya'daki operasyonları ve Rus turistlerin Türkiye'ye yaptığı harcamalar risk altına girebilir. Ayrıca, Türkiye'nin doğalgaz ve tahıl gibi ithalatlarda Rusya'ya bağımlılığı düşünüldüğünde, bu kriz Ankara'yı diplomatik ve ekonomik manevralara itebilir. Türkiye, Batı yaptırımlarına katılmamakla birlikte, Moskova ile ilişkilerinde ek kırılganlıkları yönetmek zorunda kalabilir.