ABD Başkanı Donald Trump, ticaret savaşının bir parçası olarak Kanada’dan ithal edilen otomobiller, kamyonetler, otomotiv parçaları ve çeliğe uygulanan gümrük vergilerini önümüzdeki yılın başında yüzde 50’ye çıkaracağını açıkladı. Bu hamle, uzun yıllardır süren serbest ticaret anlaşmasıyla entegre olmuş Kuzey Amerika otomotiv sektörünü derinden sarsabilir. Linamar Corporation’ın Yönetim Kurulu Başkanı Linda Hasenfratz, bu kararın Kanada otomotiv endüstrisini “dizlerinin üstüne çöktürebileceği” uyarısında bulundu. Hasenfratz, onlarca yıldır süren serbest ticaretin ardından iki ülke arasındaki tedarik zincirlerinin iç içe geçmiş olmasının, uygulanacak yüksek vergilerin yarattığı tahribatı daha da artıracağını vurguluyor.
Vergi tehdidinin arka planı
ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, Kanada’dan ithal edilen otomobillere yönelik mevcut yüzde 25’lik gümrük vergisinin, 1 Ocak 2025 itibarıyla yüzde 50’ye yükseltileceğini belirtti. Bu artış, yalnızca bitmiş araçları değil, aynı zamanda otomotiv parçaları ve çeliği de kapsayacak şekilde genişletildi. Trump yönetimi, bu adımın ABD’nin ticaret açığını kapatmak ve yerli üretimi artırmak için gerekli olduğunu savunuyor. Ancak Kanada hükümeti ve otomotiv sektörü temsilcileri, böyle bir kararın her iki ülkenin ekonomisine de ciddi zarar vereceğini ifade ediyor.
Kanada’nın en büyük otomotiv parça üreticilerinden biri olan Linamar Corporation’ın Yönetim Kurulu Başkanı Linda Hasenfratz, yaptığı açıklamada, “Onlarca yıldır süren serbest ticaret, Kanada ve ABD otomotiv endüstrisini tek bir entegre üretim ağına dönüştürdü. Bir parça, bir araç monte edilmeden önce sınırı birkaç kez geçebiliyor. Yüzde 50’lik bir vergi, bu tedarik zincirini kırar ve Kanada’yı dizlerinin üstüne çöktürür” dedi. Hasenfratz, ayrıca bu vergilerin nihai tüketiciye yansıyacağını ve araç fiyatlarının ciddi şekilde artacağını, bunun da hem Kanada hem de ABD’de otomobil talebini düşüreceğini belirtti.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, yalnızca Kanada ve ABD arasındaki ticari ilişkileri değil, aynı zamanda küresel otomotiv endüstrisinin tedarik zincirlerini de etkileyebilecek nitelikte. Kuzey Amerika, dünyanın en büyük otomotiv pazarlarından biri ve ABD-Kanada arasındaki ticaret hacmi, sektörün bel kemiğini oluşturuyor. Uzmanlar, Trump’ın bu hamlesinin, 2020’de yürürlüğe giren ABD-Meksika-Kanada Anlaşması’nın (USMCA) ruhuna aykırı olduğunu ve ticaret savaşlarını tırmandırabileceğini ifade ediyor.
Öte yandan, Avrupa Birliği, Japonya ve Güney Kore gibi diğer büyük otomotiv üreticileri de bu gelişmeyi yakından izliyor. ABD’nin korumacı politikaları, küresel ticaret sisteminde belirsizlik yaratırken, diğer ülkelerin de misilleme adımları atması bekleniyor. Kanada Başbakanı Justin Trudeau, daha önce yaptığı açıklamalarda, ABD’nin uygulayacağı haksız vergilere karşı misilleme yapılacağını belirtmişti. Bu durum, iki ülke arasındaki ticari gerilimi daha da artırabilir.
Kanada Otomotiv Parça Üreticileri Derneği (APMA) verilerine göre, Kanada’da her yıl yaklaşık 1.4 milyon araç üretiliyor ve bu üretimin büyük bir kısmı ABD pazarına ihraç ediliyor. Ayrıca, Kanada otomotiv sektörü doğrudan ve dolaylı olarak 500 binden fazla kişiye istihdam sağlıyor. Yeni vergilerin yürürlüğe girmesi durumunda, bu istihdamın önemli bir bölümünün riske gireceği tahmin ediliyor. Analistler, böyle bir senaryonun Kanada ekonomisinde resesyona yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’yi doğrudan etkilemese de küresel ticaret savaşlarının derinleşmesi, Türkiye gibi ihracata dayalı ekonomiler için risk oluşturuyor. ABD’nin korumacı politikaları, dünya ticaretinde belirsizliği artırırken, Türkiye’nin otomotiv sektörü de Avrupa ve ABD pazarlarına ihracat yapıyor. Ancak, Türkiye’nin en büyük ticaret ortakları arasında AB ülkeleri yer aldığı için, bu durumun kısa vadede doğrudan bir etkisi beklenmiyor. Yine de, Türkiye’nin otomotiv tedarik zincirinde Kanada ve ABD ile entegre olan firmalarının, olası bir küresel yavaşlamadan etkilenebileceği göz ardı edilmemeli. Türkiye’nin bu tür ticaret savaşları karşısında, ihracat pazarlarını çeşitlendirme stratejisini sürdürmesi önem taşıyor.