Dünya genelinde eğitime yönelik saldırılar hızla artıyor. Education Above All (EAA) Vakfı'ndan Dr. Maleiha Malik, çocukların öğrenmeye devam etmesinin mümkün olduğunu ancak çatışmaların neden olduğu zararın kolayca geri döndürülemeyeceğini belirtiyor. Son yıllarda okullara, öğrencilere ve öğretmenlere yönelik şiddet olayları, özellikle Afrika, Orta Doğu ve Güney Asya'da yoğunlaşırken, milyonlarca çocuk eğitim hakkından mahrum kalıyor. Bu durum, uluslararası toplumun acil müdahalesini gerektiriyor.
Eğitime Yönelik Saldırıların Arka Planı
Eğitime yönelik saldırılar, sadece fiziksel altyapıyı tahrip etmekle kalmıyor; aynı zamanda öğrencilerin ve öğretmenlerin psikolojik sağlığını, toplumların geleceğini ve ülkelerin kalkınma potansiyelini de derinden etkiliyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, son beş yılda en az 22 ülkede okullara yönelik 10 binden fazla saldırı kaydedildi. Bu saldırılar arasında bombalamalar, kundaklama, öğrenci ve öğretmen kaçırma, cinsel şiddet ve okulların askeri amaçlarla kullanılması yer alıyor. Özellikle kız çocukları, eğitimlerinin engellenmesi için hedef alınıyor.
Dr. Maleiha Malik, "Eğitim, çatışma bölgelerinde bir umut ışığıdır. Ancak bu ışığı sürdürmek için sadece okulları yeniden inşa etmek yetmez; aynı zamanda öğrencilere ve öğretmenlere güvenli bir ortam sağlamak, travma sonrası destek sunmak ve eğitim materyallerini erişilebilir kılmak gerekir" diyor. Malik'e göre, çatışma sırasında kesintiye uğrayan eğitimin telafisi, normal koşullarda olduğundan çok daha zor. Çünkü çocuklar sadece müfredatı değil, aynı zamanda sosyal becerileri, akran etkileşimini ve düzenli bir yaşam ritmini de kaybediyor.
Education Above All Vakfı, Katar merkezli bir kuruluş olarak, dünya genelinde eğitim olanaklarına erişimi artırmayı hedefliyor. Vakıf, özellikle çatışma ve kriz bölgelerinde okul inşası, öğretmen eğitimi ve dijital öğrenme platformları gibi projeler yürütüyor. Ancak Malik, bu çabaların yeterli olmadığını, uluslararası toplumun daha fazla finansal ve siyasi destek sağlaması gerektiğini vurguluyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Eğitime yönelik saldırılar sadece çatışma bölgeleriyle sınırlı değil. Avrupa'da da son yıllarda okullara yönelik aşırı sağcı saldırılar ve ayrımcılık olayları artış gösteriyor. Örneğin, Fransa ve Almanya'da Müslüman ve göçmen kökenli öğrencilere yönelik taciz vakaları rapor ediliyor. Ayrıca Ukrayna'daki savaş, binlerce okulun yıkılmasına veya hasar görmesine neden oldu. UNICEF'e göre, Ukrayna'da 2022'den bu yana 2 binden fazla okul saldırıya uğradı ve yaklaşık 5 milyon çocuk eğitimlerine ara vermek zorunda kaldı.
Orta Doğu'da ise Suriye, Yemen ve Filistin gibi ülkelerde uzun süredir devam eden çatışmalar, nesiller boyu sürecek bir eğitim krizine yol açtı. Filistin'de 2023-2024 yıllarında Gazze'deki okulların büyük bir kısmı hasar gördü veya yıkıldı. Birleşmiş Milletler, Gazze'de en az 625 bin öğrencinin eğitimden mahrum kaldığını tahmin ediyor. Bu durum, bölgede radikalleşme riskini artırıyor ve kalıcı bir barışın önünde engel oluşturuyor.
Afrika'da ise Nijerya, Mali, Burkina Faso ve Somali gibi ülkelerde terör örgütlerinin okullara yönelik saldırıları sıklaşıyor. 2014'te Nijerya'da Chibok kızlarının kaçırılması olayı, dünya kamuoyunun dikkatini bu soruna çekmişti. Ancak o günden bu yana, benzer kaçırma ve saldırı olayları devam ediyor. Eğitim alamayan çocuklar, yoksulluk ve sömürü döngüsüne hapsoluyor.
Uluslararası hukuk, okulların korunmasını ve eğitimin sürdürülmesini garanti altına alan düzenlemeler içeriyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2601 sayılı kararı, çatışma bölgelerinde eğitime yönelik saldırıları kınıyor ve üye devletleri bu tür eylemleri önlemeye çağırıyor. Ancak uygulamada, bu kararların etkisi sınırlı kalıyor. Dr. Malik, "Uluslararası toplumun yasal çerçeveleri güçlendirmesi ve saldırganları hesap verebilir kılması gerekiyor. Aksi halde, çocukların geleceği karanlıkta kalır" diyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla çatışma bölgelerine komşu olup, Suriye ve Irak'taki istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor. Bu ülkelerdeki eğitim krizleri, Türkiye'ye yönelik göç dalgalarını tetikleyerek ekonomik ve sosyal yükü artırıyor. Ayrıca Türkiye, uluslararası alanda eğitim diplomasisi yürüterek TİKA ve Yunus Emre Enstitüsü gibi kurumlarla bölgede okul yapımı ve öğretmen eğitimi projeleri yürütüyor. Ancak savaş nedeniyle kesintiye uğrayan eğitimin telafisi, Türkiye'nin de karşı karşıya olduğu bir sorun. Suriyeli mülteci çocukların eğitime entegrasyonu, toplumsal uyum açısından kritik önem taşıyor. Uzun vadede, eğitimdeki boşluklar radikalleşme ve güvenlik tehditlerini artırabilir. Türkiye, uluslararası kuruluşlarla işbirliğini güçlendirerek bu sorunun çözümüne katkı sağlayabilir.