Sırbistan Devlet Başkanı Aleksandar Vučić, ülkenin parlamentosunu feshederek 17 Aralık'ta erken genel seçim yapılacağını duyurdu. Vučić, kararın ardından yaptığı açıklamada "Sırbistan vatandaşlarının geleceğe doğru doğru yolu seçeceğine inanıyorum" dedi. Erken seçim kararı, ülkede bir yılı aşkın süredir devam eden siyasi istikrarsızlık ve kitlesel protestoların ardından geldi.
Siyasi kriz ve protestoların gölgesinde erken seçim
Sırbistan'da erken seçim kararı, 2022 Nisan'ında yapılan genel seçimlerin ardından oluşan hükümetin kısa ömürlü olması ve ülke genelinde yayılan protesto dalgasının bir sonucu. Mayıs 2023'te iki ayrı silahlı saldırıda 18 kişinin hayatını kaybetmesi, hükümetin silah kontrolü politikalarını ve genel olarak yönetim tarzını sorgulayan geniş katılımlı gösterilere yol açtı. Muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşları, iktidardaki Sırp İlerleme Partisi'ni (SNS) otoriterleşmek, medyayı kontrol etmek ve yolsuzluğa göz yummakla suçluyor. Vučić ise protestoları dış destekli bir darbe girişimi olarak nitelendiriyor ve erken seçimin ülkeyi bu kaostan çıkaracağını savunuyor.
Erken seçim kararı, Sırbistan'ın Avrupa Birliği (AB) ile yürüttüğü üyelik müzakereleri ve Kosova ile normalleşme süreci açısından da kritik bir döneme denk geliyor. AB, Sırbistan'ın Kosova ile ilişkilerini normalleştirmesi ve Rusya'ya yönelik yaptırımlara uyum sağlaması konusunda Sırbistan'a baskı yapıyor. Vučić, bir yandan AB ile ilişkileri dengelerken diğer yandan Rusya ve Çin ile geleneksel bağlarını korumaya çalışıyor. Erken seçim, Vučić'in bu denge politikasını sürdürmek için yeni bir halk desteği arayışı olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Sırbistan'daki siyasi gelişmeler, Balkanlar'da zaten kırılgan olan istikrarı daha da zorlayabilir. Kosova ile Sırbistan arasındaki gerilim, son aylarda özellikle kuzey Kosova'daki Sırp azınlığın hakları konusunda tırmanmıştı. Erken seçim süreci, Belgrad'ın Kosova ile müzakerelerdeki tutumunu etkileyebilir ve AB arabuluculuğundaki diyalogu yavaşlatabilir. Ayrıca, Sırbistan'ın Rusya'ya karşı yaptırımlara katılmaması, AB üyelik sürecinde önemli bir engel olarak duruyor. Seçim sonrası kurulacak hükümetin bu konularda nasıl bir pozisyon alacağı, Batı ile ilişkilerin geleceğini belirleyecek.
Öte yandan, Sırbistan'daki erken seçim, Avrupa'daki genel siyasi eğilimlerden bağımsız değil. Son yıllarda Avrupa genelinde popülist ve milliyetçi partilerin yükselişi, Sırbistan'da da benzer bir dinamiği besliyor. Vučić'in SNS partisi, milliyetçi söylemleri ve güçlü liderlik vurgusuyla bu dalgadan besleniyor. Ancak muhalefetin birleşik bir cephe oluşturamaması, iktidarın seçimden yine güçlenerek çıkma ihtimalini artırıyor. Seçim sonuçları, Sırbistan'ın demokratikleşme süreci ve AB perspektifi açısından belirleyici olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sırbistan'daki erken seçim, Türkiye'nin Balkanlar politikası açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Türkiye, Sırbistan ile son yıllarda ekonomik ve ticari ilişkilerini güçlendirdi; ancak Kosova'nın bağımsızlığını tanıması ve Boşnaklara verdiği destek nedeniyle Belgrad ile zaman zaman gerilim yaşanıyor. Seçim sonrası Sırbistan'ın Kosova ile diyalogda atacağı adımlar, bölgesel istikrarı doğrudan etkileyecek. Ayrıca, Sırbistan'ın Rusya'ya yönelik yaptırımlara katılıp katılmaması, Türkiye'nin denge politikası ve Batı ile ilişkileri açısından dolaylı ama önemli bir gösterge olacak. Türkiye, Balkanlar'da istikrarın korunması ve ekonomik işbirliğinin sürmesi için erken seçim sonrası yeni hükümetle yakın diyalog kurmayı hedefleyecektir.