Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şaraa, ülkesinin çok yakında yabancı askeri varlığa ihtiyaç duymayacağını ve tüm askeri üsler üzerinde tam egemenlik tesis edeceğini duyurdu. Şam yönetiminin önceliğinin komşu ülkeler ve Suriye'nin dostlarıyla diplomatik ilişkileri güçlendirmek olduğunu belirten Şaraa, "çok yakında herhangi bir askeri veya yabancı askeri varlığa ihtiyaç kalmayacak" dedi.
Yabancı Üsler ve Askeri Varlık Sorunu
Suriye'de uzun yıllardır devam eden iç savaş süresince çeşitli yabancı güçler ülke topraklarında askeri varlık bulundurdu. ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri, DEAŞ ile mücadele kapsamında özellikle ülkenin kuzeydoğusundaki bölgelerde üsler kurdu. Rusya ise Lazkiye'deki Hmeymim Hava Üssü ve Tartus Deniz Üssü'nü kullanarak Akdeniz'deki stratejik varlığını sürdürdü. İran destekli gruplar da farklı dönemlerde Suriye'de konuşlandı. Türkiye ise sınır güvenliği ve terörle mücadele gerekçesiyle Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekâtlarıyla kuzey Suriye'de askeri varlık tesis etti.
Şaraa'nın açıklaması, bu karmaşık askeri denklemde yeni bir dönemin kapısını aralama iddiası taşıyor. Ancak sahada fiili durumun ne kadar hızlı değişebileceği belirsizliğini koruyor. Ülkedeki yabancı askeri varlığın çekilmesi, Suriye merkezi hükümetinin güvenlik güçlerinin tüm topraklarda etkin kontrol sağlamasına bağlı. Halihazırda ülkenin kuzeydoğusunda SDG (Suriye Demokratik Güçleri) kontrolündeki bölgelerde ABD askerleri bulunuyor; kuzeybatıda ise Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gözlem noktaları ve desteklediği gruplar var.
Diplomatik Açılım ve Bölgesel Dengeler
Şaraa'nın mesajı, Suriye'nin bölgesel izolasyondan çıkma çabalarının bir parçası olarak okunabilir. 2011'den bu yana Arap Birliği'nden askıya alınan Suriye, son dönemde bazı Arap ülkeleriyle ilişkilerini normalleştirme arayışında. Suudi Arabistan, BAE ve Mısır gibi ülkelerle temaslar artarken, Türkiye ile de savunma ve istihbarat kanalları üzerinden görüşmeler yapılıyor. Şaraa'nın "komşular ve dostlarla diplomatik ilişkiler" vurgusu, bu normalleşme sürecine işaret ediyor.
Ancak yabancı güçlerin çekilmesi konusunda somut bir takvim ve mutabakat henüz kamuoyuna yansımadı. ABD, DEAŞ'ın yeniden canlanmasını önlemek gerekçesiyle askerlerini çekmeye sıcak bakmıyor. Rusya ise Tartus ve Hmeymim üslerini korumakta kararlı görünüyor. İran'ın Suriye'deki nüfuzunu kaybetmeye razı olup olmayacağı da belirsiz. Türkiye açısından ise PKK/YPG unsurlarının temizlenmesi ve sınır güvenliği öncelikli. Bu nedenle tüm yabancı güçlerin aynı anda çekilmesi senaryosu şu aşamada düşük olasılıklı görünüyor.
Şaraa'nın açıklaması, egemenlik vurgusu üzerinden iç kamuoyuna güçlü bir mesaj verme amacı da taşıyor. Ülkenin yeniden inşası ve istikrarı için meşruiyet arayışındaki Şam yönetimi, yabancı askeri varlığı sonlandırarak tam bağımsızlık imajı çizmek istiyor. Ancak pratikte bu hedefe ulaşmak, karmaşık jeopolitik dengeler ve güvenlik tehditleri nedeniyle kolay değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suriye'nin yabancı askeri varlığı sonlandırma hedefi, Türkiye için kritik önemde. Türkiye, Fırat'ın doğusunda PKK/YPG unsurlarının varlığından rahatsız ve sınır güvenliği için askeri varlığını sürdürüyor. Şaraa'nın "tüm üslerde egemenlik" mesajı, Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığını sorgulama potansiyeli taşıyor. Ancak Türkiye, terörle mücadele ve sınır güvenliği konusundaki hassasiyetini koruyacak. Olası bir çekilme süreci, ancak YPG'nin tasfiyesi ve Suriye'nin toprak bütünlüğünün garanti altına alınmasıyla mümkün olabilir. Bu süreçte Türkiye, diplomatik kanalları kullanarak kendi güvenlik çıkarlarını korumaya çalışacak.