Kolombiya'nın Santa Marta kentinde düzenlenen ilk fosil yakıt kullanımının sonlandırılması zirvesinde konuşan akademisyenler, hükümetleri yatırımcı koruma anlaşmalarının enerji dönüşümünün önünde büyük bir engel olduğunu kabul etmeye çağırdı. Uzmanlara göre, Santa Marta Süreci olarak bilinen iklim diplomasisi girişimi, fosil yakıt şirketlerine ticaret koruması sağlayan bu anlaşmalara karşı etkili bir araç olabilir. Zirve, fosil yakıt döneminin sona erdirilmesi için küresel bir yol haritası belirlemeyi amaçlıyor.
Yatırımcı Koruma Anlaşmaları ve Enerji Dönüşümü
Yatırımcı koruma anlaşmaları (YİA'ler), yabancı yatırımcılara devletlerin düzenleyici değişikliklerine karşı tazminat talep etme hakkı veriyor. Fosil yakıt şirketleri, bu anlaşmalara dayanarak iklim politikalarına karşı dava açabiliyor. Örneğin, Hollanda'daki Sorumlu İş Anlaşması ve Avrupa Birliği'nin Enerji Şartı Antlaşması, fosil yakıt yatırımlarını koruyarak yenilenebilir enerjiye geçişi yavaşlatıyor. Zirvede konuşan akademisyenler, bu tür anlaşmaların iklim kriziyle mücadelede en ciddi hukuki engellerden biri olduğunu belirtti.
Santa Marta Süreci, fosil yakıt üretimini ve tüketimini sonlandırmaya yönelik adımları koordine etmek için 2022 yılında başlatıldı. Şimdiye kadar Danimarka, Kosta Rika ve Yeni Zelanda gibi ülkeler sürece dahil oldu. Uzmanlar, bu sürecin yatırımcı koruma anlaşmalarının yeniden müzakere edilmesi veya feshedilmesi için bir platform olarak kullanılabileceğini söylüyor.
Küresel Boyut: Fosil Yakıt Şirketleri Hukuki Kalkanı Sürdürmek İstiyor
Fosil yakıt endüstrisi, yatırımcı koruma anlaşmalarını sürdürmek için yoğun lobi faaliyeti yürütüyor. Özellikle Enerji Şartı Antlaşması, Rusya'nın Avrupa'ya gaz ihracatını korumak için tasarlanmış olsa da, şimdi yenilenebilir enerji yatırımcıları tarafından da kullanılıyor. Ancak iklim aktivistleri, bu anlaşmaların fosil yakıt şirketlerine haksız avantaj sağladığını savunuyor. Zirvede yayınlanan raporda, 2022 yılında fosil yakıt şirketlerinin yatırımcı koruma anlaşmaları kapsamında hükümetlere 46 milyar dolar tazminat talep ettiği belirtildi.
Santa Marta Süreci'nin başarılı olması halinde, bu anlaşmaların iklim politikalarına uyumlu hale getirilmesi mümkün olabilir. Örneğin, fosil yakıt yatırımlarının korunması yerine yenilenebilir enerji yatırımlarını teşvik eden şartlar eklenebilir. Ancak uzmanlar, bunun için güçlü bir siyasi irade ve uluslararası işbirliği gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ithalatında fosil yakıtlara bağımlı bir ülke olarak, yatırımcı koruma anlaşmaları konusunda doğrudan etkilenmese de, küresel enerji dönüşümünün Türkiye'nin enerji politikalarına etkisi olacaktır. Santa Marta Süreci'nin yatırımcı koruma anlaşmalarını yeniden şekillendirmesi, Türkiye'nin yenilenebilir enerji yatırımları için daha elverişli bir uluslararası hukuki çerçeve oluşturabilir. Ayrıca, Türkiye'nin enerji dönüşümü ve iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası platformlarda daha aktif rol alması, bu süreçten olumlu etkilenmesini sağlayabilir. Ancak, fosil yakıt şirketlerinin lobi faaliyetleri ve mevcut anlaşmaların katılığı, Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkeler için ek zorluklar yaratmaktadır.