Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Şam'da konakladığı otele sadece birkaç yüz metre mesafede, dün akşam saatlerinde iki ayrı patlayıcı düzeneği infilak etti. Suriye'nin başkentindeki El-Şam Oteli çevresinde meydana gelen patlamalarda ilk belirlemelere göre can kaybı yaşanmazken, bölgede yoğun güvenlik önlemleri alındı. Patlamaların ardından Fransız heyeti otele kapatılırken, Macron'nun programında herhangi bir değişiklik olmadığı öğrenildi. Macron, Suriye'de Beşşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından başkent Şam'ı ziyaret eden ilk büyük AB ülkesi lideri olarak tarihe geçti.
Gelişmenin arka planı
Emmanuel Macron'un Şam ziyareti, hem Fransa hem de Avrupa Birliği açısından kritik bir döneme denk geliyor. Esad yönetiminin 2025 yılının başında iç savaşta uğradığı ağır yenilgiler sonucu devrilmesi, Ortadoğu'daki dengeleri kökten değiştirdi. Yaklaşık on dört yıldır süren iç savaşta yüz binlerce kişi hayatını kaybetmiş, milyonlarca Suriyeli komşu ülkelere ve Avrupa'ya sığınmıştı.
Fransa, Esad sonrası Suriye'de normalleşme sürecini yönetmek ve uluslararası toplumun koordinasyonunu sağlamak amacıyla diplomatik bir girişim başlatmıştı. Macron'un ziyareti, Paris'in Suriye'de yeniden yapılanma ve geçiş sürecine liderlik etme arzusunun bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Ancak patlamalar, bu sürecin ne kadar kırılgan olduğunu ve hâlâ faaliyette olan silahlı grupların risk oluşturmaya devam ettiğini ortaya koydu.
Fransa Dışişleri Bakanlığı, patlamalarla ilgili resmi bir açıklama yapmazken, güvenlik kaynakları olayın bir suikast girişimi olabileceğini düşündüklerini ancak kesin bir kanıt bulunmadığını belirtti. Şam'da son haftalarda artan güvenlik zafiyetleri, yeni yönetimin kontrolü tam olarak sağlayamadığına işaret ediyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Macron'un Şam ziyareti, Avrupa'nın Suriye'deki rolünü yeniden tanımlama çabasının bir parçası olarak görülüyor. Esad sonrası Suriye'de Rusya ve İran'ın etkisinin azalması, Avrupa ülkelerine diplomatik alan açarken, Fransa bu boşluğu doldurmaya çalışıyor. Ancak patlamalar, güvenlik endişelerinin ne kadar ciddi olduğunu bir kez daha hatırlattı.
Bölgesel olarak Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri de Suriye'de yeni yönetimle bağlarını güçlendirmek için adımlar atıyor. Türkiye ise sınır güvenliği ve mülteci politikaları açısından Suriye'deki gelişmeleri yakından takip ediyor. ABD, Suriye'deki askeri varlığını sürdürmekle birlikte, doğrudan bir liderlik rolü üstlenmekten kaçınıyor.
Olay, aynı zamanda Avrupa başkentlerine yönelik güvenlik tehditlerinin uluslararası boyutunu da gözler önüne serdi. Fransa, son yıllarda artan terör saldırılarıyla mücadele ederken, Macron'un yurtdışı ziyaretlerinde alınan güvenlik önlemleri sorgulanmaya başlandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Suriye'de istikrar arayışının ne kadar zor bir süreç olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Ankara, bir yandan sınır güvenliğini sağlamaya çalışırken, diğer yandan Suriyeli mültecilerin gönüllü geri dönüşü için koşulların oluşmasını bekliyor. Macron'a yönelik saldırı girişimi, Suriye'deki güvenlik boşluğunun devam ettiğini ve terör örgütlerinin hâlen aktif olduğunu gösteriyor. Türkiye, bu bağlamda Suriye'nin kuzeyindeki terör unsurlarına karşı operasyonlarını sürdürürken, uluslararası toplumla koordinasyon halinde hareket etmeye devam edecektir. Fransa'nın Suriye'de artan rolü, Türkiye'nin de bölgedeki çıkarlarını etkileyebilecek bir faktör olarak değerlendirilmeli.