Batı Afrika'nın Sahel bölgesinde, Nijer, Mali ve Burkina Faso gibi ülkelerde şehirler yeniden ortaçağ usulü surlarla çevriliyor. Bu gelişme, bölgede artan cihatçı saldırılar ve zayıflayan devlet otoritesi karşısında yerel yönetimlerin kendi güvenliklerini sağlama çabası olarak değerlendiriliyor. Yeni surlar, sadece fiziksel bir bariyer değil, aynı zamanda devletin egemenlik alanının daraldığının da bir göstergesi. Ekonomik faaliyetlerin sekteye uğradığı bu bölgelerde, ticaret yollarının güvenliği de tehlikeye girmiş durumda.
Gelişmenin Arka Planı
Sahel'deki güvenlik krizi, 2011'de Libya'daki iç savaşın ardından bölgeye yayılan silahlı gruplarla başladı. Mali'nin kuzeyi, 2012'de Tuareg isyancıları ve cihatçı grupların kontrolüne geçti. Fransız Barkhane operasyonu ve Birleşmiş Milletler MINUSMA misyonuna rağmen, güvenlik durumu iyileşmedi. 2020'den itibaren Mali, Burkina Faso ve Nijer'de askeri darbeler yaşandı. Yeni askeri yönetimler, Fransız güçlerini ülkelerinden çıkardı ve Rusya'dan yardım almaya başladı. Ancak cihatçı saldırılar durmadı; tam tersine, sivil kayıplar arttı. Bu kaos ortamında, yerel yöneticiler ve sivil toplum, kendi korunma yöntemlerini geliştirmek zorunda kaldı. Surlar, İslamcı militanların araçlı saldırılarını engellemek için tasarlanmış olsa da, aslında devletin bu bölgelerdeki yokluğunun bir itirafı niteliğinde.
Bölgesel veya Küresel Boyut
Sahel'deki bu duvarlaşma eğilimi, küresel bir olgunun bölgesel yansıması olarak da okunabilir. Dünya genelinde, Meksika-ABD sınırındaki duvarlardan Macaristan'ın sınır çitlerine kadar, duvarlar yeniden popüler hale geliyor. Ancak Sahel'deki surlar, devletlerin iç kontrolünü kaybettiği alanlarda yükseliyor. Bölgede madencilik faaliyetleri de sürüyor; altın ve uranyum madenleri, hem hükümetler hem de silahlı gruplar için önemli bir gelir kaynağı. Surlar, maden bölgelerini de korumak için kullanılıyor. Ekonomik boyutu ise iki yönlü: Bir yanda sur inşaatı yerel istihdam yaratıyor, diğer yanda ticaretin normal akışını engelliyor. Nijer'deki yeni duvarlı şehirler, özellikle Tillabéri bölgesinde, sınır ötesi ticareti de etkiliyor. Bölge, aynı zamanda göç yolları üzerinde; Avrupa'ya yönelen göçmenler için bir geçiş noktası. Surlar, insan hareketliliğini de sınırlayarak potansiyel bir insani krizi derinleştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sahel bölgesinde son yıllarda artan bir diplomatik ve ekonomik varlık gösteriyor. Mali, Nijer ve Burkina Faso'da Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) aracılığıyla kalkınma projeleri yürütülüyor. Ancak bu ülkelerde askeri yönetimlerin iş başına gelmesi, Türkiye'nin demokrasi söylemiyle çelişse de, pratikte iş birliğini sürdürmesine engel olmadı. Sahel'deki güvenlik zafiyeti, Türkiye'nin savunma sanayii ihracatı için bir pazar oluşturabilir. Öte yandan, bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'ye yönelik düzensiz göçü artırabilir. Ayrıca, Sahel'de artan Rus etkisi (Wagner Grubu), Türkiye'nin Libya ve Orta Afrika'daki çıkarları ile doğrudan rekabete girebilir. Türkiye, bölgede Fransız etkisinin azalmasından memnun olsa da, Rusya'nın nüfuz kazanması dikkatle izlenmelidir.