Burkina Faso, Mali ve Nijer, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nden (UCM) çekilme sürecini başlattı. Üç Sahel ülkesi, mahkemenin kurucu anlaşması olan Roma Statüsü'nden bir yıl içinde tamamen ayrılmayı planlıyor. İnsan hakları örgütleri, bu adımın bölgede işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçların faillerinin cezasız kalmasına neden olacağı uyarısında bulunuyor. Karar, özellikle terörle mücadele kapsamında askeri operasyonların yoğun olduğu Sahel bölgesinde, sivil kayıplar ve insan hakları ihlallerinin soruşturulmasını daha da zorlaştıracak.
Gelişmenin arka planı
Burkina Faso, Mali ve Nijer, son yıllarda askeri darbelerle yönetim değişikliği yaşadı. Bu ülkelerdeki cunta yönetimleri, UCM'yi "Batı emperyalizminin bir aracı" olarak nitelendiriyor ve mahkemenin Afrika ülkelerine karşı önyargılı olduğunu savunuyor. Üç ülke, Şubat 2024'te ortak bir bildiriyle UCM'den çekildiklerini duyurmuştu. Çekilme sürecinin bir yıl süreceği ve bu süre zarfında mahkemenin halen devam eden soruşturmaları tamamlama hakkı saklı kalacağı belirtiliyor. Ancak insan hakları savunucuları, yeni suçların soruşturulmasının mümkün olmayacağını vurguluyor.
Bölgedeki güvenlik durumu son derece kırılgan. Cihatçı grupların saldırıları nedeniyle binlerce sivil hayatını kaybetti, milyonlarca kişi yerinden edildi. Ordu ve müttefik güçlerin operasyonlarında da sivil kayıplar yaşandığına dair raporlar bulunuyor. UCM, 2020'den bu yana Mali'deki savaş suçları iddialarını soruşturuyordu. Burkina Faso ve Nijer'de ise henüz resmi bir soruşturma başlatılmamıştı, ancak sivil toplum kuruluşları delil toplama çalışmaları yürütüyordu.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu karar, uluslararası hukuk açısından önemli bir geri adım olarak değerlendiriliyor. Sahel ülkelerinin UCM'den ayrılması, bölgede işlenen suçların cezasız kalmasına yol açabileceği gibi, diğer Afrika ülkelerini de benzer adımlara teşvik edebilir. Afrikalı liderler uzun süredir UCM'nin kıtadaki ülkelere odaklandığını, büyük güçlerin işlediği suçları ise soruşturmadığını eleştiriyor. Ancak insan hakları örgütleri, mahkemenin reforma ihtiyacı olduğunu kabul etmekle birlikte, toplu çekilmenin kurbanları mağdur edeceğini savunuyor.
Fransa ve ABD gibi Batılı ülkeler, Sahel'deki terörle mücadele operasyonlarını askıya alırken, Rusya'nın bölgedeki etkisi artıyor. Rus paralı asker grubu Wagner'in (şimdi Afrika Kolordusu) varlığı, insan hakları ihlalleri iddialarını daha da karmaşık hale getiriyor. UCM'nin sahadaki varlığının azalması, bu grupların daha rahat hareket etmesine olanak tanıyabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sahel bölgesinde artan nüfuzuna rağmen UCM çekilme kararına doğrudan dahil değil. Ancak bu gelişme, Türkiye'nin Afrika politikası açısından dolaylı sonuçlar doğurabilir. Ankara, bölge ülkeleriyle askeri ve ekonomik iş birliğini derinleştirirken, uluslararası hukuk ve insan haklarına saygı ilkesini de vurguluyor. UCM'den çekilme kararı, Türkiye'nin bu ülkelerle imzaladığı askeri anlaşmalar ve savunma sanayii iş birliğini etkilemeyebilir ancak siyasi istikrarsızlık riskini artırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin BM ve diğer uluslararası platformlarda insan hakları konusundaki tutumu, Sahel'deki cezasızlık sorunuyla çelişebilir. Bu bağlamda, Türkiye'nin bölgedeki meşruiyetini korumak için adalet mekanizmalarını destekleyici bir tutum sergilemesi beklenebilir.