Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, Sudan'ın Kuzey Kordofan eyaletinin başkenti El-Ubeyd kentinde kuşatma altında yaşanan insan hakları felaketine dikkat çekerek, dünyayı harekete geçmeye çağırdı. Türk, Cuma günü yaptığı açıklamada, şehirde sivillerin hedef alındığı, kitlesel şiddet ve açlık tehlikesinin her geçen gün arttığını belirtti. Sudan ordusu ile paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasındaki çatışmalar, El-Ubeyd'de yaşayan yaklaşık 500 bin sivil için adeta bir ölüm tuzağına dönüştü. BM yetkilisi, benzer vahşet modellerinin ülke genelinde tekrarlandığını ve acil uluslararası müdahale olmadığı takdirde daha büyük bir insani krizin kaçınılmaz olduğunu vurguladı.
El-Ubeyd'de Kuşatma ve Açlık
El-Ubeyd, Sudan'ın başkenti Hartum'un yaklaşık 350 kilometre güneybatısında yer alıyor. Nisan 2023'te patlak veren iç savaşın ardından stratejik öneme sahip bu şehir, hem ordu hem de RSF için kritik bir hedef haline geldi. Şehir, aylardır RSF güçlerinin kuşatması altında. Kuşatma nedeniyle gıda, ilaç ve temel ihtiyaç maddelerinin şehre girişi neredeyse tamamen durdu. BM Dünya Gıda Programı (WFP), bölgede akut yetersiz beslenmenin alarm verici seviyelere ulaştığını bildiriyor. Hastaneler ise yetersiz kaynaklar ve saldırılar nedeniyle hizmet veremez hale geldi. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), El-Ubeyd'de sivillerin sistematik olarak hedef alındığını, kadınlara yönelik cinsel şiddet vakalarının arttığını ve çocukların silah altına alındığını rapor etti. BM İnsan Hakları Ofisi, her iki tarafın da savaş suçu işlemiş olabileceğine dair kanıtlar topladığını açıkladı.
Çatışmaların başlamasından bu yana Sudan genelinde 14 milyondan fazla insan yerinden edildi ve 25 milyondan fazla kişi insani yardıma muhtaç durumda. El-Ubeyd'deki durum, ülkenin batı bölgelerindeki Darfur'daki soykırım benzeri şiddeti akıllara getiriyor. BM raporları, Darfur'da bu yıl içinde 10 binden fazla sivilin öldürüldüğünü ortaya koydu. Volker Türk, El-Ubeyd'de yaşananların Darfur'da 2003-2005 yılları arasında yaşanan toplu katliamların tekrarı olabileceği uyarısında bulundu.
Uluslararası Tepkiler ve Çözüm Çabaları
BM Güvenlik Konseyi, Sudan'daki çatışmaların durdurulması için birçok kez toplandı ancak Rusya ve Çin'in vetoları nedeniyle bağlayıcı bir karar alınamadı. Suudi Arabistan ve ABD öncülüğünde yürütülen Cidde müzakereleri ise taraflar arasındaki derin güvensizlik nedeniyle sonuçsuz kaldı. Afrika Birliği ve Doğu Afrika Kalkınma Topluluğu (IGAD), barış girişimlerinde bulunsa da kalıcı bir ateşkes sağlanamadı. Avrupa Birliği, Sudan'daki insani krize dikkat çekmek için diplomatik çabalarını yoğunlaştırırken, bazı üye ülkeler yaptırım uygulamayı değerlendiriyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), her iki tarafın liderlerini savaş suçlarıyla yargılamak için soruşturma başlattı ancak bu sürecin yıllar alması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan, Türkiye için Kızıldeniz'de stratejik bir konuma sahip ve iki ülke arasında ekonomik iş birliği anlaşmaları bulunuyor. Sudan'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin bölgedeki yatırımlarını ve diplomatik nüfuzunu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Sudan'dan Türkiye'ye yönelik düzensiz göç akışı artabilir. Türkiye, BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) çerçevesinde Sudan'daki krize ilişkin arabuluculuk girişimlerinde bulunmuş, ancak taraflar arasındaki uzlaşmazlık nedeniyle somut sonuç alamamıştır. Türkiye'nin insani yardım kuruluşları, bölgede faaliyet göstermeye devam etse de güvenlik riskleri nedeniyle operasyonlarını kısıtlamak zorunda kalmıştır. Bu gelişme, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki nüfuz mücadelesinde daha proaktif bir politika izlemesini gerekli kılabilir.