ABD'de sağlık sigortası olmayan bir adam, 22 bin dolarlık hastane faturasında yüzde 80'in üzerinde indirim alarak sağlık sistemindeki çarpıklığı bir kez daha gündeme taşıdı. Ohio'da yaşayan 36 yaşındaki John Smith, bir kalp rahatsızlığı nedeniyle gittiği hastanede 27 bin dolarlık faturayla karşılaştı. Ancak hastane yönetimiyle pazarlık yapan Smith, sigortasız olduğu için faturayı 5 bin dolara düşürdü. Bu olay, milyonlarca Amerikalının yüksek primler ödemesine rağmen benzer avantajları yakalayamaması üzerine tartışmalara yol açtı.
Gelişmenin arka planı: Sigorta primleri neden bu kadar yüksek?
ABD'de sağlık sigortası primleri son on yılda yüzde 60'tan fazla arttı. 2023 itibarıyla ortalama bir aile yılda 24 bin dolar prim öderken, işverenler de çalışan başına 12 bin dolar katkı sağlıyor. Buna rağmen sigortalı hastalar, yüksek katkı payları ve muafiyetler nedeniyle ceplerinden önemli miktarda para harcamak zorunda kalıyor. Smith'in örneği, sigortasız hastaların pazarlık gücü sayesinde daha düşük ücretler ödediğini gösteriyor. Hastaneler, sigorta şirketlerinin belirlediği fiyatlar yerine, nakit ödeyenlere genellikle yüzde 50 ila 80 arasında indirim uyguluyor. Bu durum, sigortalı olmanın aslında daha pahalıya mal olduğu bir paradoksu ortaya çıkarıyor.
Uzmanlar, Smith'in hikayesinin istisna olmadığını, benzer durumların her gün yaşandığını belirtiyor. "Hastaneler, sigorta şirketleriyle yaptıkları anlaşmalar gereği belirli fiyatlar uygulamak zorunda. Ancak nakit ödeyen hastalarla bu fiyatları aşabilirler" diyor sağlık politikası uzmanı Dr. Emily Roberts. Smith, sigortasız kalmanın riskli olduğunu ancak cüzdanına iyi geldiğini söylüyor. "Sigorta şirketim primleri ikiye katlayınca bıraktım. Şimdi gittiğim her hastanede pazarlık yapıyorum" diyor.
Bölgesel veya küresel boyut: Sağlık sigortası sisteminin sorgulanması
Smith'in yaşadığı durum, sadece ABD'de değil, benzer sağlık sistemlerine sahip ülkelerde de tartışma yarattı. Avrupa'da devlet destekli sağlık sigortası yaygınken, ABD'de özel sigorta şirketleri sektöre hakim. Bu durum, milyonlarca insanın sigortasız kalmasına ve sağlık hizmetine erişimde eşitsizliklere yol açıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre ABD, kişi başı sağlık harcamasında dünyada birinci sırada olmasına rağmen, sağlık sonuçlarında gelişmiş ülkeler arasında son sıralarda yer alıyor. Smith'in pazarlık hikayesi, sağlık sigortası primlerinin şişirilmiş olduğu ve tüketicilerin sistem tarafından sömürüldüğü eleştirilerini güçlendiriyor.
Son yıllarda ABD'de 'sigortasız sağlık' hareketi büyüyor. Bazı kişiler, doğrudan sağlık hizmeti sağlayıcılarıyla pazarlık yaparak geleneksel sigortadan daha ucuza hizmet almayı tercih ediyor. Ancak bu model, acil durumlar veya ciddi hastalıklar için riskli olabilir. Yine de Smith'in örneği, sağlık sigortasının her zaman en iyi seçenek olmadığını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de genel sağlık sigortası zorunlu olsa da, özel sağlık sigortası primleri giderek artıyor. ABD'deki bu vaka, Türkiye'de de özel sigorta şirketlerinin fiyat politikalarının sorgulanmasına neden olabilir. Özellikle tamamlayıcı sağlık sigortası yaptıran vatandaşlar, yüksek primlere rağmen hastanelerde benzer indirimleri alamayabiliyor. Bu durum, sağlıkta kamu-özel dengesi ve fiyatlandırma şeffaflığı konularını gündeme getiriyor. Türkiye'de Sağlık Bakanlığı'nın denetim rolü ve sigorta şirketlerinin uygulamaları, bu tür paradoksların önüne geçmek için gözden geçirilebilir.