İngiltere'de 15 Haziran'da yapılacak Makerfield ara seçimi, ülkenin siyaset sahnesinde önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor. İşçi Partisi'nden Andy Burnham, Başbakan Keir Starmer'a karşı parti liderliği için meydan okuma hedefiyle bu seçimi kazanmak istiyor. Ancak Burnham'ın şansını artıran asıl faktör, aşırı sağdaki iki popülist partinin—Reform UK ve İngiltere İçin İttifak—birbirleriyle kıyasıya rekabet etmesi ve sağ oyları bölmesi. Bu durum, seçim bölgesinde Burnham'a avantaj sağlıyor.
Gelişmenin arka planı: Sağ kanattaki çatlak ve Burnham'ın yükselişi
Makerfield, tarihsel olarak İşçi Partisi'nin kalesi olarak biliniyor. Ancak son yıllarda Brexit ve göçmenlik tartışmaları, bölgede Muhafazakar Parti'nin desteğini artırmıştı. Fakat Muhafazakarların popülaritesi düşerken, sağcı seçmenler reformist ve milliyetçi partilere yöneliyor. Reform UK (eski adıyla Brexit Partisi) ve daha yeni kurulan İngiltere İçin İttifak, aynı tabana hitap ediyor ancak liderlik kavgası ve politika farklılıkları yüzünden birlikte hareket edemiyor. Bu bölünme, sağ oyların etkisini azaltıyor ve merkez sol aday Burnham'ı güçlendiriyor. Burnham, sağlık hizmetleri, bölgesel kalkınma ve sosyal adalet vaatleriyle kampanya yürütüyor. Kendisi, Manchester belediye başkanı olarak tanınıyor ve Starmer'ın merkezci politikalarına karşı daha sol bir duruş sergiliyor.
Seçim anketleri, Burnham'ın oy oranının yüzde 40'ın üzerinde olduğunu gösteriyor. Sağdaki iki partinin toplam oyu ise yüzde 45'i buluyor ancak bu oyların dağılımı, doğrudan bir tehdit oluşturmalarını engelliyor. Muhafazakar Parti'nin adayı ise yüzde 15 civarında kalarak üçüncü sıraya gerilemiş durumda. Bu tablo, Burnham'ın seçimi kazanması halinde İşçi Partisi içinde liderlik yarışını başlatabileceğini gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Britanya siyasetinde yeni bir denklem
Makerfield seçimi, sadece yerel bir ara seçim değil; aynı zamanda 2025 genel seçimleri öncesinde bir öngörü sağlıyor. Burnham'ın zaferi, İşçi Partisi'nin sol kanadının güçleneceğine ve Starmer liderliğinin sorgulanacağına işaret edebilir. Öte yandan, sağ partiler arasındaki çatışma, Britanya'da popülizmin yükselişine rağmen birleşik bir sağ cephe oluşturulamadığını gösteriyor. Bu durum, ülkedeki siyasi kutuplaşmayı derinleştirirken, merkez solun yeniden yükselişine zemin hazırlayabilir. Küresel olarak, Britanya'daki bu gelişmeler, Avrupa'da yükselen milliyetçi dalganın da bir sınavı olarak görülüyor. Eğer sağ partiler birlikte hareket edemezse, popülist akımlar zayıflayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Avrupa'daki siyasi dengelere olan ilgisi açısından önem taşıyor. İngiltere'de birleşik bir sağ hükümetin ortaya çıkması, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde ve Brexit sonrası ticari bağlantılarında farklı bir muhatap anlamına gelebilir. Ancak mevcut durumda sağ partilerin bölünmüş olması, Burnham gibi daha sol eğilimli bir başbakanın ortaya çıkmasını kolaylaştırıyor. Böyle bir lider, Türkiye'ye yönelik daha eleştirel bir söylem geliştirebilir. Öte yandan, iç siyasi istikrarsızlık, İngiltere'nin dış politikada daha içe kapanmasına yol açabilir ki bu da Türkiye'nin küresel pozisyonunu etkileyebilir. Bu nedenle, Makerfield seçiminin sonucu, Ankara tarafından yakından takip edilmelidir.