Suriye ile Rusya arasındaki ilişkiler yeni bir dönemece girdi. Taraflar arasında varılan anlaşma, Moskova'nın ülkedeki askeri varlığının yeniden yapılandırılmasını öngörürken, ekonomik ilişkilerin ve nüfuzun sürmesine de kapı aralıyor. Bu gelişme, on yılı aşkın süredir devam eden iç savaşta Rusya'nın en önemli müttefiklerinden biri olan Suriye'nin geleceğine dair soruları da beraberinde getiriyor.
Gelişmenin arka planı
Rusya, 2015 yılından bu yana Suriye'de askeri varlık gösteriyor. Beşşar Esed rejimine verdiği destekle savaşın seyrini değiştiren Moskova, ülkedeki Hmeymim Hava Üssü ve Tartus Deniz Üssü'nü kullanıyor. Bu üsler, Rusya'nın Akdeniz'deki güç projeksiyonu için kritik öneme sahip. Ancak son dönemde Suriye'nin kuzeyindeki gelişmeler ve Ankara'nın askeri operasyonları, Rusya'nın bu varlığını yeniden gözden geçirmesine neden oldu.
Yeni anlaşmanın detayları henüz tam olarak kamuoyuyla paylaşılmış değil. Ancak uzmanlar, anlaşmanın Rusya'nın askeri varlığını azaltmayı veya yeniden konumlandırmayı içerdiğini belirtiyor. Suriye hükümeti ise anlaşmayı "iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın devamı" olarak nitelendiriyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, anlaşmanın "tarafların çıkarlarına hizmet ettiği" ve "bölgesel istikrara katkı sağlayacağı" ifade edildi.
Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığının yeniden yapılandırılması, Moskova'nın Ukrayna savaşı nedeniyle yaşadığı kaynak sıkıntısına da bağlanıyor. Rusya, Ukrayna'da yoğun bir savaş yürütürken, Suriye'deki angajmanını azaltmak zorunda kalabilir. Bu durum, Moskova'nın Ortadoğu'daki genel stratejisini de etkileyebilir.
Ekonomik ilişkilerin süreceği sinyali ise dikkat çekiyor. Rusya, Suriye'de enerji, tarım ve altyapı projelerinde aktif. Özellikle enerji sektöründe Rus şirketlerinin Suriye'de büyük yatırımları bulunuyor. Bu yatırımların korunması ve geliştirilmesi, Moskova'nın öncelikleri arasında yer alıyor. Yeni anlaşmanın, ekonomik iş birliğini güçlendirecek maddeler içerdiği de belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığının yeniden şekillenmesi, bölgesel dengeleri de etkileyecek. Özellikle İran ve Türkiye ile olan ilişkilerde yeni bir denklem ortaya çıkabilir. Rusya, Suriye'de İran ile birlikte hareket ederken, Türkiye ile de askeri ve diplomatik temaslarını sürdürüyor. Bu üç ülke, Astana süreci kapsamında Suriye'nin geleceği konusunda iş birliği yapıyor. Rusya'nın askeri varlığını azaltması, bu dengeleri değiştirebilir ve Ankara ile Tahran arasındaki rekabeti artırabilir.
Küresel açıdan bakıldığında, Rusya'nın Suriye'deki varlığının azalması, Batılı ülkelerin de dikkatle izlediği bir gelişme. ABD ve Avrupa Birliği, Rusya'nın Suriye'deki faaliyetlerini eleştiriyor ve Moskova'nın bölgeden çekilmesini istiyor. Ancak Rusya'nın çekilmesi, Suriye'deki güç boşluğunu doldurabilecek aktörlerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu durum, bölgesel istikrar açısından yeni riskler oluşturabilir.
Öte yandan, Rusya'nın Suriye'deki ekonomik etkinliğini sürdürmesi, Moskova'nın bölgedeki nüfuzunu koruma stratejisi olarak değerlendiriliyor. Rusya, askeri gücünden ziyade ekonomik araçlarla Suriye'de varlığını sürdürmeye çalışacak. Bu da Suriye'nin yeniden imarı sürecinde Rus şirketlerine önemli fırsatlar sağlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığını yeniden düzenlemesi, Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Ankara, Rusya ile Suriye'nin kuzeyinde birçok konuda karşı karşıya geliyor. Rusya'nın askeri varlığını azaltması, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyindeki operasyon alanında daha rahat hareket etmesine imkân tanıyabilir. Ancak bu durum, İran'ın etkisini artırabilir ve Türkiye-İran rekabetini derinleştirebilir. Ayrıca, Rusya'nın ekonomik nüfuzunu koruması, Ankara'nın Suriye'deki yeniden imar projelerinde Rusya ile iş birliğini gündeme getirebilir. Türkiye'nin Rusya ile dengeli bir politika izlemesi gerekecek.