Rusya, Ukrayna savaşında ağır kayıplar verirken, bir yandan da ABD'yi Devlet Başkanı Vladimir Putin ile eski ABD Başkanı Donald Trump arasında geçen Ağustos ayında Alaska'da yapılan zirvede varılan “anlayış”lara uymamakla suçlamaya başladı. Bu suçlamalar, Moskova'nın Washington yönetimine karşı artan hayal kırıklığını ve Ukrayna cephesindeki zorlukların yarattığı baskıyı gözler önüne seriyor. Üç gün içinde üst düzey üç Rus yetkili, ABD'nin bu anlaşmaları hayata geçirmediğini ve bunun ciddi sonuçlar doğurabileceğini ima eden açıklamalar yaptı.
Gelişmenin Arka Planı: Alaska Zirvesi ve 'Anlayış'lar
Rus yetkililerin referans verdiği zirve, Rusya ile ABD arasında Ukrayna savaşını sona erdirmek, enerji fiyatlarını dengelemek ve nükleer gerilimi azaltmak gibi konularda ön mutabakat sağlanması amacıyla Ağustos ayında Alaska'da düzenlenmişti. Zirvede Trump ve Putin'in, Ukrayna'da ateşkes, Rusya'ya yönelik bazı yaptırımların hafifletilmesi ve enerji sektöründe iş birliği gibi başlıklarda “anlayış”a vardığı belirtiliyor. Ancak Trump'ın başkanlık süresinin sona ermesi ve Joe Biden'ın göreve gelmesiyle bu anlaşmaların akıbeti belirsizleşmişti.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, yaptığı açıklamada “Washington, Alaska'da varılan anlayışları uygulamak için somut adımlar atmadı. Bu, ikili ilişkilerde güven bunalımına yol açmaktadır” ifadelerini kullandı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise daha açık bir dille “ABD, Ukrayna'daki taahhütlerini yerine getirmedi. Trump döneminde başlayan bu süreç, yeni yönetim tarafından rafa kaldırılmış görünüyor” dedi. Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev de sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “ABD, söz verdiği gibi Ukrayna'yı terk etmeyecek gibi görünüyor. Bu, bizim için bir ihanettir” yorumunda bulundu.
Bu açıklamalar, Ukrayna ordusunun Donbas ve Herson bölgelerinde Rus güçlerine karşı başarılı karşı saldırılar düzenlediği bir döneme denk geliyor. Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı'nın verilerine göre, son bir ayda Rusya'nın 2 bin 500'den fazla askerini kaybettiği belirtiliyor. Cephedeki bu kayıplar, Rus kamuoyunda savaşın gidişatına ilişkin endişeleri artırırken, Kremlin yönetimi ABD'yi suçlayarak dikkatleri kendi saflarındaki sorunlardan uzaklaştırmaya çalışıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Rusya'nın bu suçlamaları, sadece ikili ilişkilerde bir gerilim unsuru değil, aynı zamanda Ukrayna savaşının seyrini ve küresel güç dengelerini etkileme potansiyeli taşıyor. Moskova, ABD'nin askeri yardımları kesmesi veya Ukrayna'ya yönelik desteğini azaltması halinde savaşı kazanma şansının artacağını düşünüyor. Ancak Biden yönetimi, Ukrayna'ya verdiği desteğin süreceğini ve Rusya'nın saldırganlığına karşı Batı'nın birliğinin bozulmayacağını vurguluyor.
Öte yandan, Avrupa Birliği ve NATO ülkeleri de Rusya'nın bu tür iddialarını “dezenformasyon” olarak nitelendirerek, Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne verdikleri desteğin altını çiziyor. Almanya Başbakanı Olaf Scholz, “Rusya, Ukrayna'dan çekilmediği sürece yaptırımların kalkması söz konusu değil” açıklamasını yaparken, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da “Rusya'nın anlaşma iddiaları bir tuzaktan ibarettir” ifadelerini kullandı.
Rusya'nın ABD'yi suçlaması, aynı zamanda Çin-Kuzey Kore-İran ekseninde yeni bir jeopolitik hamle olarak da yorumlanabilir. Moskova, Washington'a karşı Pekin ve Tahran ile ilişkilerini derinleştirirken, ABD'nin nüfuzunu zayıflatmak için yeni bir propaganda dalgası başlatmış olabilir. Analistler, bu suçlamaların Rusya'nın iç kamuoyunu savaşın bedelinden uzaklaştırmak ve Batı'yı bölmek amacı taşıdığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Ukrayna savaşında oynadığı arabuluculuk rolü ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi kapsamındaki stratejik pozisyonu açısından kritik öneme sahip. Rusya'nın ABD'ye yönelik artan hayal kırıklığı, Ankara-Moskova hattındaki enerji ve ticaret ilişkilerini doğrudan etkileyebilir. Özellikle Rusya'nın TürkAkım doğal gaz boru hattı üzerinden Avrupa'ya gaz sevkiyatında yaşanabilecek aksaklıklar, Türkiye'nin enerji merkezi olma hedefini zorlayabilir. Ayrıca, Karadeniz'deki güvenlik dengelerinin bozulması, Türkiye'nin bölgedeki çıkarları için yeni riskler oluşturabilir. Ankara'nın, hem Ukrayna'ya askeri destek sağlayan ABD hem de Rusya ile dengeli bir diplomasi yürütmesi gerekecek.