Rusya'nın Ukrayna savaşında giderek daha fazla 'bataklığa saplandığı' ve 2023 yılından bu yana ilk kez net toprak kaybı yaşadığı belirtiliyor. Avrasya Demokrasi Girişimi Direktörü Peter Zalmayev, Ukrayna'ya yönelik tam kapsamlı işgalin üzerinden üç yıl geçerken, Moskova yönetiminin savaş alanındaki ilerleme anlatılarına sert bir eleştiri getirdi. Zalmayev, Rus kuvvetlerinin son aylarda Ukrayna'nın enerji altyapısına ve büyük şehirlerine yönelik yoğunlaştırdığı bombardımanın aslında bir zayıflık göstergesi olduğunu öne sürdü. Savaşın seyrini değerlendiren uzman, Ukrayna ordusunun son haftalarda bazı bölgelerde karşı taarruzlarla toprak kazandığını, bunun da savaşın dinamiklerini değiştirebilecek bir gelişme olduğunu vurguluyor. Özellikle Harkiv ve Donbas bölgelerindeki çatışmalarda Rusya'nın ağır kayıplar verdiği ve ilerleme hızının yavaşladığı ifade ediliyor.
Savaşın seyri değişiyor: Rusya'nın stratejisi sorgulanıyor
Zalmayev'e göre, Rusya'nın son dönemde artan füze ve insansız hava aracı saldırıları, Ukrayna savunmasını kırmaktan ziyade, sivil halk üzerinde psikolojik baskı oluşturma amacı taşıyor. Ancak bu stratejinin savaş alanında kalıcı bir başarı sağlamadığı görülüyor. Rus ordusunun, Ukrayna'nın doğusundaki Bahmut ve Avdiyivka gibi kentlerde aylar süren çatışmaların ardından elde ettiği kazanımların sürdürülemez olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, Rus birliklerinin lojistik hatlarındaki zorluklar, yüksek personel kayıpları ve moral bozukluğu nedeniyle taarruz gücünün önemli ölçüde azaldığını ifade ediyor. Buna karşılık Ukrayna ordusu, Batı'dan aldığı askeri destekle birlikte, özellikle hava savunma sistemlerindeki iyileşme sayesinde karşı saldırı kapasitesini artırmış durumda.
Savaşın üçüncü yılına girerken, Ukrayna'nın batılı müttefiklerinden gelen yardımların devamlılığı kritik bir faktör olarak öne çıkıyor. ABD ve Avrupa Birliği'nin sağladığı mali ve askeri desteğin kesintisiz sürmesi, Ukrayna'nın savunma hatlarını koruyabilmesi ve hatta bazı bölgelerde geri kazanım sağlayabilmesi için hayati önem taşıyor. Zalmayev, 'Rusya'nın savaşı kazanma ihtimali giderek azalıyor, ancak Ukrayna'nın da mutlak bir zafer kazanması için uzun bir yoldan geçmesi gerekiyor' yorumunda bulundu.
Küresel yansımalar ve bölgesel dengeler
Rusya-Ukrayna savaşındaki bu yeni durum, sadece Avrupa güvenliğini değil, aynı zamanda küresel enerji piyasalarını ve gıda güvenliğini de doğrudan etkiliyor. Savaşın uzaması, özellikle gelişmekte olan ülkelerde tahıl fiyatlarının yükselmesine ve enerji krizine yol açmaya devam ediyor. Ukrayna'nın Karadeniz'deki limanlarının yeniden açılmasına yönelik çabalar, bu bağlamda büyük önem taşıyor. Batılı ülkeler, Rusya'ya yönelik yaptırımları sıkılaştırırken, Çin ve Hindistan gibi ülkelerin Moskova ile ilişkilerini sürdürmesi jeopolitik dengeleri karmaşık hale getiriyor. Öte yandan, NATO'nun doğu kanadını güçlendirme çabaları hız kesmeden devam ediyor. İsveç ve Finlandiya'nın ittifaka katılımıyla birlikte, Baltık bölgesindeki askeri varlık artırılıyor. Bu gelişmeler, Avrupa güvenlik mimarisinde köklü değişimlerin habercisi olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'nın Ukrayna'da zorlanması, Türkiye için hem fırsat hem de riskler barındırıyor. Karadeniz'deki tahıl koridoru anlaşması gibi arabuluculuk girişimleriyle dikkat çeken Ankara, savaşın uzaması halinde bölgesel istikrarın daha da bozulabileceği endişesini taşıyor. Ukrayna'nın toprak kazanması, Türkiye'nin Karadeniz'deki güvenlik çıkarları açısından olumlu olsa da, Rusya'nın kayıpları Kremlin'i daha agresif adımlara itebilir. Türkiye, NATO üyesi olarak Batı ile Rusya arasında denge politikası izlerken, ekonomik ilişkilerde Moskova'ya bağımlılığını azaltmaya çalışıyor. Öte yandan, savaşın enerji fiyatları üzerindeki etkisi, Türkiye'nin cari açığı ve para politikası üzerinde baskı oluşturmayı sürdürüyor. Ankara, kriz diplomasisinde aktif rol alarak hem uluslararası prestijini artırmayı hem de kendi güvenlik çıkarlarını korumayı hedefliyor.