Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye'nin fiili lideri Ahmed eş-Şara, Çarşamba günü yaptıkları telefon görüşmesinde, Moskova'nın Hmeymim Hava Üssü ve Tartus Deniz Üssü'ndeki askeri varlığının yeniden düzenlenmesine ilişkin mutabakat zaptının önemini vurguladı. Kremlin'den yapılan açıklamada, iki liderin Suriye'deki durumu ve ikili işbirliğinin geleceğini ele aldığı belirtildi. Görüşme, Esad rejiminin devrilmesinin ardından Suriye'de yeni bir siyasi dönemin başladığı ve Rusya'nın bölgedeki askeri varlığının geleceğinin tartışıldığı bir süreçte gerçekleşti.
Üslerin Geleceği ve Mutabakat Zaptının Ayrıntıları
Telefon görüşmesinde Putin ve eş-Şara'nın, Hmeymim ve Tartus üslerinin yeniden organize edilmesine yönelik hazırlıkları ele aldığı bildirildi. Kremlin açıklamasına göre, iki lider bu konuda imzalanması planlanan mutabakat zaptının "uygulanmasının önemini" vurguladı. Ancak açıklamada zaptın içeriğine ilişkin ayrıntı verilmedi. Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığı, 2015 yılında Esad rejimine destek amacıyla başlattığı müdahaleden bu yana kritik bir öneme sahip. Hmeyimim Hava Üssü, Rusya'nın Orta Doğu'daki ana hava operasyon üssü olarak işlev görürken, Tartus Deniz Üssü ise Rus donanmasının Akdeniz'deki tek resmi askeri varlığını temsil ediyor.
Eş-Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetimi, önceki dönemde Rusya ile imzalanan anlaşmaların gözden geçirilebileceği sinyalini vermişti. Suriye'deki geçici hükümetin dışişleri bakanı Esad Hasan eş-Şeybani, geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamada, ülkenin egemenliğini korumak adına tüm askeri anlaşmaların yeniden değerlendirileceğini belirtmişti. Bu çerçevede, Rusya'nın üsleriyle ilgili görüşmelerin sürdüğü biliniyor. Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov, daha önce Rusya'nın Suriye'nin yeni yönetimiyle temas halinde olduğunu ve üslerin durumunun görüşüldüğünü doğrulamıştı.
Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığının yeniden yapılandırılması, yalnızca iki ülkeyi ilgilendiren bir konu olmaktan öte, bölgesel güç dengeleri açısından da kritik. Rusya, bu üsler aracılığıyla Akdeniz'de varlık gösterirken, Afrika'daki askeri operasyonları için de lojistik destek sağlıyor. Özellikle Sahel bölgesindeki gelişmeler, Rusya'nın bu üslere olan ihtiyacını artırıyor. Ancak yeni Suriye yönetiminin Batı ile ilişkileri normalleştirme çabaları, Rusya'nın bölgedeki etkisini sınırlayabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığının geleceği, sadece Moskova ve Şam arasındaki ikili ilişkileri değil, aynı zamanda bölgesel güç dinamiklerini de yakından ilgilendiriyor. ABD, İsrail, Türkiye ve Körfez ülkeleri, Rusya'nın bu üslerdeki varlığını yakından izliyor. İsrail, özellikle İran'ın Suriye'deki varlığına karşı mücadelesinde Rusya ile belirli bir koordinasyon içinde hareket ederken, ABD ise Rusya'nın bölgedeki etkisini azaltmaya çalışıyor. Rusya'nın üslerden çekilmesi veya kapasitesinin azaltılması, bölgedeki güç dengesini önemli ölçüde değiştirebilir.
Uzmanlar, Rusya'nın Hmeymim ve Tartus üslerinden tamamen çekilmesinin olası görünmediğini, ancak yeniden yapılandırma sürecinde askeri personel sayısında azalma veya operasyonel kapasitede daralma yaşanabileceğini belirtiyor. Rusya, Suriye'deki yeni yönetimle ilişkilerini sürdürmek ve çıkarlarını korumak için esnek bir müzakere stratejisi izliyor. Eş-Şara'nın Moskova ile doğrudan görüşmesi, iki ülke arasındaki diyaloğun devam ettiğini gösteriyor. Ayrıca, Rusya'nın Suriye'deki ekonomik çıkarları da bulunuyor; özellikle enerji sektöründe yapılan yatırımlar, iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceğinde belirleyici olabilir.
Bu gelişmeler, Suriye'nin yeniden imarı sürecinde Rusya'nın rolünü de şekillendirecek. Batılı ülkeler, Suriye'ye yönelik yaptırımların kaldırılmasını, yeni yönetimin kapsayıcı bir siyasi süreç yürütmesine bağlıyor. Rusya ise bu süreçte kendine stratejik bir konum edinmeye çalışıyor. Yeni yönetimin Batı ile ilişkileri normalleştirme çabaları, Rusya'nın pazarlık gücünü zayıflatabilir. Ancak Rusya'nın askeri varlığı, elindeki en önemli koz olmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'nın Suriye'deki askeri üslerinin yeniden yapılandırılması, Türkiye'nin güvenlik endişeleri açısından doğrudan önem taşıyor. Türkiye, uzun süredir Rusya'nın Suriye'deki varlığını kabul etmekle birlikte, bu varlığın PKK/YPG'ye verilen destekle çeliştiğini savunuyor. Rusya'nın üslerdeki kapasitesini azaltması veya yeniden yapılandırması, Türkiye'nin kuzey Suriye'deki askeri operasyonları üzerinde etkili olabilir. Öte yandan, Türkiye ile Rusya'nın Suriye konusundaki işbirliği, Astana süreci çerçevesinde devam ediyor. Yeni dönemde Rusya'nın Suriye'deki etkisinin azalması, Türkiye'nin elini güçlendirebilir. Ancak Rusya'nın tamamen çekilmesi durumunda oluşabilecek güç boşluğu, bölgesel istikrarsızlığı artırabilir. Bu nedenle Türkiye, Rusya'nın üslerdeki varlığını dengeli bir şekilde sürdürmesini ve terörle mücadelede işbirliğinin devam etmesini bekliyor.