Rusya'da Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ukrayna'daki savaşa halk desteğinin bir testi olarak tanımladığı parlamento seçimleri, pazar günü üçüncü ve son gününde tamamlandı. İktidardaki Birleşik Rusya partisinin, eleştirmenlerin muhalefete çok az alan bıraktığını belirttiği siyasi sistemde üstünlüğünü sürdürmesi bekleniyor. Seçimler, Rusya'nın Şubat 2022'de başlattığı ve halen devam eden Ukrayna işgali nedeniyle gölgede kaldı; ülke içinde savaş karşıtı sesler sistematik olarak bastırılırken, sürgündeki muhalefet oylamanın meşruiyetini sorguluyor.
Seçimin Arka Planı ve Siyasi Ortam
Rusya Federasyonu'nda 17-19 Eylül tarihleri arasında düzenlenen Devlet Duması seçimleri, ülkenin siyasi tarihinde bir dönüm noktası olarak görülüyor. Ancak bu seçim, diğerlerinden farklı olarak, devam eden bir savaşın gölgesinde gerçekleşti. Ukrayna'daki çatışmaların sivil kayıpları artarken ve Batı yaptırımları Rus ekonomisini zorlarken, Kremlin yönetimi seçimi bir yandan savaş politikalarına meşruiyet kazandırma, diğer yandan da iç cephede birlik mesajı verme aracı olarak kullanıyor.
Seçim sürecine gölge düşüren en önemli unsurlardan biri, muhalefetin sistematik olarak baskı altına alınması oldu. Aleksey Navalni'nin hapiste olması ve örgütünün "aşırılıkçı" ilan edilmesi, bağımsız adayların seçimlere katılmasının engellenmesi, bağımsız medyanın susturulması ve savaş karşıtı gösterilerin polis müdahalesiyle dağıtılması, uluslararası gözlemciler tarafından "özgür ve adil olmayan seçim" olarak nitelendirildi. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) daha önceki raporlarında Rusya'daki seçimlerin demokratik standartlardan uzak olduğunu vurgulamıştı; bu seçimde de benzer endişeler dile getiriliyor.
Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov, seçim öncesinde yaptığı açıklamada, "Halkın sandığa gitmesi, ülkenin birliğini ve devlet başkanına desteğini gösterecektir" diyerek seçimin önemini vurguladı. Ancak bağımsız gözlemciler, özellikle büyük şehirlerde seçime katılımın düşük olabileceğini, iktidar partisinin oy oranını artırmak için idari kaynakları kullanabileceğini belirtiyor. Seçim sonuçlarının büyük ölçüde önceden belirlendiği ve Birleşik Rusya'nın anayasal çoğunluğu elde edeceği tahmin ediliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Rusya'daki seçimler, sadece ülke içi bir siyasi olay olarak kalmayıp, küresel jeopolitik dengeler açısından da kritik bir önem taşıyor. Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya ile Batı arasındaki ilişkiler Soğuk Savaş sonrası en düşük seviyeye inmiş durumda. ABD ve Avrupa Birliği, seçimleri tanıma konusunda isteksiz olduklarını açıklamış, Rusya'nın Ukrayna'daki eylemlerini gayrimeşru olarak nitelendirmişlerdi. Seçim sonuçları, Batı'nın Rusya'ya yönelik yaptırım politikalarını ve diplomatik izolasyonunu daha da derinleştirebilir.
Seçimlerin bir diğer önemli boyutu da, Rusya'nın yakın çevresindeki ülkeler üzerindeki etkisi. Belarus, Kazakistan, Ermenistan gibi Avrasya Ekonomik Birliği üyeleri ve diğer komşular, Rusya'daki siyasi istikrarı yakından takip ediyor. Moskova'nın savaşta ağır kayıplar vermesi ve ekonomik zorluklar yaşaması, bu ülkelerin Rusya'ya olan bağımlılıklarını gözden geçirmelerine yol açabilir. Özellikle enerji ihracatı ve güvenlik işbirliği konularında dengeler değişebilir.
Uluslararası kamuoyunda ise seçimler, Putin'in 2024'te yapılması planlanan başkanlık seçimleri öncesinde gücünü pekiştirme çabası olarak yorumlanıyor. Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı kazanma ihtimalinin düşük olduğu değerlendirmeleri yapılırken, Kremlin'in içeride baskıyı artırarak ve dışarıda ise Çin, İran gibi ülkelerle ittifakını güçlendirerek pozisyonunu korumaya çalıştığı gözlemleniyor. Çin lideri Xi Jinping ile Putin arasındaki yakınlaşma, Batı'nın Rusya'ya yönelik yaptırımlarının etkisini azaltmaya yönelik bir hamle olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'daki seçim sonuçları, Türkiye'nin dış politikası ve ekonomik çıkarları açısından kritik bir öneme sahip. Türkiye, Rusya ile hem enerji (TürkAkım, Akkuyu Nükleer Santrali) hem de ticaret ve turizm alanlarında derin bir bağımlılık ilişkisi içinde. Seçim sonrası Moskova'nın izleyeceği politikalar, özellikle Ukrayna savaşındaki tutumu, Türkiye'nin denge diplomasisini zorlayabilir. Batı'nın yaptırımlarına karşı Rusya ile işbirliğini sürdüren Ankara, bir yandan da NATO üyesi olarak müttefikleriyle uyum sağlamak zorunda. Ayrıca, Rusya'daki siyasi istikrarsızlık veya savaşın uzaması, Karadeniz'deki güvenlik dengelerini ve Türkiye'ye yönelik enerji akışını doğrudan etkileyebilir. Türkiye, seçim sonuçlarını yakından takip ederek, hem Rusya ile ilişkilerini hem de Batı ile koordinasyonunu yeniden ayarlamak durumunda kalabilir.